Doğuştan gelen hak: Anadil (2) 2026-03-31 09:01:44     Hasta ve doktor Kürtçe konuşuyor ama resmiyet Türkçe!   Rozerin Gültekin    WAN - Tekçi anlayışın bir sonucu olan anadilde sağlık hakkına erişime dair konuşan SES Şube Eşbaşkanı Figen Çolakoğlu, “Hastalarla Kürtçe konuştuğunuz zaman bir yakınlık köprüsü kurduğunuzu hissediyorsunuz. Kişinin ses tonunun değişikliği ve kalp atım hızının yavaşladığı görülüyor. Bu süreçte dilin sağlık, eğitim boyutuyla güvenceye alınması ve gerekli düzenlemelerin yapılması gerekiyor. İnkar yaklaşımının hiçbirimize kazandırmayacağını da iyi bilmek gerekiyor” dedi.    Tekçi anlayış ile inşa edilen ve topluma dayatılan düzen ile halklar, uluslararası alanda dahi güvenceye alınmış temel insan haklarına ulaşamıyor. Engellenen haklardan biri de anadilde sağlık hakkına erişmek oluyor. İnsanın yaşadığı bir acı karşısında çıkaracağı ses ya da kendini samimiyetle anlatacağı dil anadili iken, mevcut sağlık sisteminde sadece Türkçe resmi olarak kullanılmakta. Kamusal alanda yaşam hakkının bir parçası olan sağlık hizmeti, yaratılmak istenen toplum bu çerçevede veriliyor. Özünde sağlık sadece bedensel değil, ruhsal yönden de iyileşmeyi hedeflerken, mevcut düzen sadece bedensel iyileşmeyi esas alıyor. Ancak kendini anadilinde ifade edemeyen biri hastalığını da anlatmadığından ne gerçek tedaviye ne de ruhsal iyileşmeye erişebiliyor.    Bu kapsamda dosyamızın ikinci bölümünde Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Wan Şube Eşbaşkanı Figen Çolakoğlu, anadilde sağlığa erişim hakkına dair değerlendirmelerde bulundu.     Anadilde sağlık hizmetinin önemi    Anadilde sağlık hakkına erişimin önemine değinen Figen Çolakoğlu, Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) sağlığı fiziksel, ruhsal, sosyal anlamda iyilik hali olarak tanımladığını belirtti. İyilik hali duygusunun oluşması için anadilde sağlığın olmazsa olmaz olduğunun altını çizen Figen Çolakoğlu, “Doğru teşhis ve tedavinin olabilmesi için anadil çok önemli. Hastanın güvenliği bir duygu boyutuyla hissetmesi ve sağlık hizmeti için kendisini açması gerekiyor. Bunu sadece Kürtler için demiyoruz. Yanı başımızda bitmeyen bir savaş var. Mülteci ve azınlıklar boyutuyla dil çok önemli. Toplumsal eşitsizliklerin azaltılması için anadilde sağlığa erişim gerekiyor. Anadil varlığı sağlık boyutuyla çok elzem. Sağlıksızlık üreten bir sistem var. Ticarethanelere dönüştürülen, kışkırtılmış bir sağlık beklentisiyle toplumu çok yanlış boyuta yönlendirmeye yönelmiş bir sağlık sistemi var. Biz STK olarak anadili çok önemseyip ulaşılabilir, nitelikli ve ücretsiz anadilde sağlık için mücadele ediyoruz” dedi.    ‘Hastanın derdini anlattığının resmiyette yeri yok’   Temel insan hakkı olan anadilde sağlığa erişim hakkının resmi olarak uygulanmamasını değerlendiren Figen Çolakoğlu, “Yeni hastaneler, şehir hastaneleri inşa edildi ve sağlık turizmi adı altında hizmet sunumunun yapıldığı birimler açıldı ama anadil boyutuyla bir konumlama yok. Tercüman hastanelerde yok, bu olması gereken bir şey. Yerel itibariyle çalışanların birçoğunun Kürtçe diline hakimiyeti boyutuyla hastaların çok sıkıntı yaşamadığını ifade edebiliriz. Metropol illeri için de dile hakim olan bireylere denk gelirse ne ala ama gelmediği durumda da güven duygusu ve sağlığa erişim boyutunda ciddi sıkıntıların yaşandığı yönünde anlatımlar, aktarımlar boyutuyla bilgilerimiz var. Ama bunu sadece Kürtçe dili üzerinden de düşünmemek lazım. Yerelde göçmen unsuru da çok önemli bir nokta. Mesela birkaç yıl önce kış şartlarında Afganların Van üzerinden geçişi oluyor o sırada donma şekliyle yansıyan bir vaka olmuştu. Hastanın parmaklarında donma yanıkları oluşmuştu ve maalesef parmaklarını kaybetmişti. Hiçbir şekilde iletişim kuramamıştık. Bu beni çok derinden etkileyen bir şeydi. Sağlığı sadece beden bütünü değil, ruhsal olarak da ele almak gerekiyor. Bireyin yaşadığı travmayı görmeyen, tamamıyla fizyolojik beden üzerinden sağlığa erdirme gayreti içerisinde kısır bir döngüde hissetmiştim” ifadelerini kullandı.    Anadilde hizmetin hastada yarattığı etki    Anadilde sağlık hizmetinin hastada yarattığı farklılığı dile getiren Figen Çolakoğlu, “Benim de anadilim Kürtçe. Bende elbette anadilde hizmet vermek isterdim. Anadilde sağlık hizmeti olmadığında ortada bir bariyer var. Siz hiçbir şekilde onu aşamıyorsunuz. Ufacık bir kesitten ulaşmaya dokunmaya çalışıyorsunuz. Mesela hastalarla Kürtçe konuştuğunuz zaman bir yakınlık köprüsü kurduğunuzu hissediyorsunuz. O aradaki bariyer ortadan kalkıyor ve kişi size kendisini açmaya başlıyor. Dil bariyerini geçtikten sonra kişinin ses tonunun değişikliği, kalp atım hızının yavaşladığı görülüyor” sözlerine yer verdi.    ‘Anadil için düzenlemeler yapılmalı’    Sağlık sisteminin tekçi anlayış ile inşa edildiğinin altını çizen Figen Çolakoğlu, tekçiliğin toplumsal eşitsizliği derinleştirmesine neden olduğunu söyledi. Figen Çolakoğlu, “Ulus devletin tekçi mantıkla bir yaklaşımı var. Demokratik, hakkı ve hukuku esas alan bir anlayış yok. Çoklu dil, kültür boyut bölen, parçalayan bir unsur gibi düşünülüyor. Kürtçe konuşma üzerinde yerelde bir engel yok ama yasal zeminde üzerinde anadile dair bir şey yok. Anadilde sağlık için ısrarcı olmak gerekiyor. Dayatmacı, tekçi ve diğer halklara tahakküm eden hegemonik anlayışın kırılması gerekiyor. Sağlığa erişim hakkı uluslararası bir haktır insanın etnik yapısı, inancı, dili sorgulanmaz.   Hem eğitimini hem sağlığını çok dilli idame eden ülkeler var. Bu modeller de uygulanabilir. Şu an ülke genelinde yürüyen bir süreç var ve bu toplumları birbiriyle buluşturacak, kucaklaştıracak bir süreç. Bu süreçte dilin sağlık, eğitim boyutuyla güvenceye alınması ve gerekli düzenlemelerin yapılması gerekiyor. STK olarak da bizler anadilde sağlığı önemsiyoruz ve bunun için sendikamızda dil komisyonumuz var. Sağlıkta anadili kullanma, engelleri ortadan kaldırma temelli tartışmalar yürütüp saha çalışmalarına çevirmeye çalışıyoruz. İnkar yaklaşımın hiçbirimize kazandırmayacağını da iyi bilmek gerekiyor” diye belirtti.