Yaşamı barışla harmanlanan yaşam: Behiye Bor 2026-02-22 09:05:39   Öznur Değer   WAN - Yaşamını barışa adayan ve dört defa tutuklandığı cezaevlerinde çeşitli işkencelere maruz kalan Barış Annesi Behiye Bor, yıllar süren mücadelesini şimdi ise “Barış ve Demokratik Toplum Süreci”nin inancına dönüştürüyor. Yaşadığı tüm zorluklara rağmen barışın olmasını istiyor.    Yaşamın öncü mimarı kadınlar, hayatı kötülüklere karşı güzelliklerle örme mücadelesi yürütüyor. Öyle ki mücadeleyi gerektiren yaşamın yeniden örülmesinin başrolü olan kadınlar için yaşam daha derin bir mücadele gerektiriyor. Tarihten bu yana yaşamı inşa eden kadınlar, bugün de devraldıkları mücadele mirasıyla yeni yaşamın kurucuları oluyor. Kürdistan’da ise kadınlar, yaşamı özgürlükle buluşturma mücadelesinde. Bunun en görkemli timsalini ise Barış Anneleri’nin soluksuz direnişi oluşturuyor.    Wan’da yaşayan Barış Anneleri Meclisi üyesi Behiye Bor (55) da, yaşamını özgürlüğe, umuda ve inanca dökerek barışa adayan kadınlardan. Öyküsü ise tüm Kürt kadınların mücadele öyküsünü özetliyor. Henüz iki yaşındaki kızıyla tutuklanan ve toplam dört defa cezaevine giren Behiye Bor, yaşadığı tüm baskı ve zorluklara rağmen barışın olmasını istedi.     Köyü yakıldı   55 yaşındaki Behiye Bor, Şırnex’in (Şırnak) Elkê (Beytüşşep) ilçesine bağlı Germav (Ilıcak) köyünde dünyaya geldi. Çocukluğu bu köyde geçen Behiye Bor, 1986 yılında evlendikten sonra Wan’a göç etti. 1990’lı yılların karanlık güçleri tarafından Behiye Bor’un çocukluğunun geçtiği Germav köyü ateşe verildi.    Köylerinin yakılmasının ardından tüm köylülerin göç etmek zorunda kaldığını belirten Behiye Bor, “Wan’a gelip her şeye yeniden başlamak çok zordu. Tek gözlü bir oda inşa ederek, orada yaşamaya başladık. Çok zorluk yaşadık. Çok acı çektik” dedi.    ‘Yaşamadığımız şey kalmadı’   Ardından gözleri dolarak yaşam öyküsünü anlatmayı sürdürüyor Behiye Bor. “Görmediğimiz şey, yaşamadığımız şey kalmadı” sözleriyle yaşadıklarını özetleyen Behiye Bor, işkenceden cezaevine kadar şiddetin ve baskının her türlüsüne maruz kaldığını ifade ediyor. İşkencelerin yanı sıra ekonomik sıkıntıların da yaşamlarını olumsuz etkilediğini kaydeden Behiye Bor, yaşamın kolay inşa edilmediğine vurgu yapıyor.    Baskı, gözaltı, işkence…    “Mücadele ettikçe işkencenin gerçek yüzüyle karşılaştık” diyen Behiye Bor, “Devletten çok zulüm gördük. Yaşamdan çok şey gördük. Defalarca evimiz basıldı. Ben 4 defa gözaltına alındım ve tutuklandım. 2 defa eşim için 3 defa da oğlum için ev basıldı. Eve her geldiklerinde işkence görürdük, evi darmadağın eder giderlerdi. Küçük çocuklarımı korkutuyorlardı. ‘Siz gerillaya yardım ediyorsunuz’ diyerek bize işkence ediyorlardı” diye belirtti.    Baskılar peşini bırakmadı   İlk tutuklanışından son tutuklanışına kadar maruz kaldığı işkencelere karşı mücadelesini şöyle anlatıyor Behiye Bor: “2001’de yaptıkları ev baskınında işkence ile gözaltına alındım. Görmediğimiz şey kalmadı işkencede. ‘Ya bize isim söylersin ya da seni öldürürüz’ diyorlardı. Ben de isim vermedim. Elbiselerimizi çıkarıp işkence ediyorlardı. Çok kötü işkenceler gördük. Günlerce işkencede kaldım. Ardından tutuklandım. Bitlis Cezaevi’ne götürüldüm. Çocuklarım çok küçüktü ve aklım hep onlardaydı. Kızım Sozdar o zamanlar çok küçüktü, 2 yaşındaydı. Onu yanıma vermişlerdi. Sozdar sürekli ağlıyordu ve ‘Burası bizim evimiz değil beni buradan çıkarın’ diyordu. Geceye kadar ağlıyordu. Jandarma çocukları bizim yanımızdan alıp dışarı bırakıyordu. Bir yılın ardından tahliye oldum. Çok zorluk yaşadım. Kızım ağladıkça içim parçalanıyordu. Dışarda ise beni bekleyen 4 çocuğum vardı.”    4 defa tutuklandı    İkinci tutuklanışında evine gelen polislerin “ifaden var” diyerek onu gözaltına aldıklarını ve ardından tutuklandığını belirten Behiye Bor, birkaç gün Wan’da cezaevinde kaldıktan sonra serbest bırakıldığını söyledi. Gözaltı ve baskı operasyonlarının eksilmediğini dile getiren Behiye Bor, üçüncü defa yine evine yapılan baskın sonucunda “örgüte üye olmak” iddiasıyla tutuklandı. Önce Bitlis sonrasında ise Şakran Kadın Kapalı Cezaevine götürülen Behiye Bor, yaklaşık 4 ayın ardından tahliye edildi. Yargı tacizi Behiye Bor üzerinden eksilmezken, dördüncü defa da tutuklandı. Bu defa yine Van T Tipi Kapalı Cezaevine gönderilen Behiye Bor iki yılın ardından tahliye edildi. Yaşadığı süreci anlatan Behiye Bor, “Çocuklarım henüz çok küçüktü. Benim ardımdan eşim de tutuklandı. Aklım hep çocuklarımdaydı. Çok zor bir süreçti” di anlattı.    Kızını anlattı   İlk tutuklanışında onunla birlikte cezaevinde kalan 2 yaşındaki çocuğu Emel Bor (Sozdar Faraşin) 2014 yılında Kürt Özgürlük Hareketi’ne katıldı. 25 Eylül 2020 yılında ise Medya Savunma Alanlarında yaşamını yitirdi. Devrimci kızını anlatan Behiye Bor, “Adını Eylem koymuştuk ama nüfusta Eylem yazmadıkları için Emel adını yazmışlardı. Ama biz ona evde Eylem diyorduk. Çok mücadeleci bir çocuktu. Çok zeki ve becerikliydi. Ardından da gerillaya katıldı. Ben de yolu açık olsun dedim” diyen Behiye Bor, kızının yaşamını yitirdiği haberini aldığı günü gözleri dolarak anlatıyor. Polislerin eve gelip kızının yaşamını yitirdiği haberini verdiğini kaydeden Behiye Bor, “Önce inanmadık ama sonra televizyonda şehit düştüğünü gördük. Kızımın bir mezarı bile yok. Nerede olduğunu bilmiyorum. En azından bir mezarı olsaydı, kemikleri olsaydı. Bir toprağı olsaydı keşke” şeklinde anlatıyor.      ‘Barış olsun’   Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın başlattığı “Barış ve Demokratik Toplum” sürecine de değinen Behiye Bor, son olarak şunları söylüyor: “Canımdan bir parça gitti ama barış olsun istiyorum. Devlete güvenmiyoruz çünkü devlet bir yıldır adım atmadı. Polis ve asker anneleri de adım atsın, onlar da barış istesin. El ele vererek bu ülkeye barış getirelim. Zindan kapıları Önderlik başta olmak üzere tüm siyasi tutsaklara açılsın. Dünyaya barış gelsin istiyoruz.”