Ankara’da kadınlardan iktidara net mesaj: Kadınlar kazanacak 2026-03-08 15:16:47 ANKARA - Ankara Kadın Platformu, 8 Mart dolayısıyla düzenlediği yürüyüş ve açıklamada, erkek şiddeti, yoksulluk, savaş, cezasızlık ve LGBTİ+’lara yönelik nefret politikalarına karşı mücadeleyi büyüteceklerini belirterek, “Kadınlar kazanacak” mesajı verdi.   Ankara Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında “Şiddete, savaşa, sömürüye karşı mücadelemiz sınırları aşıyor” çağrısıyla Yüksel Caddesi’nde ellerinde dövizler ile bir araya geldi. “Rojin İçin Adalet”, “Bir kişi daha eksilmeyeceğiz”, “Kadınlar işe, çocuklar kreşe”, “Dağlarda, sokaklarda, fabrikada, tarlada, kadınlar ayakta”, “Dilan Karaman’a ne oldu”, “Kadınların örgüleri çetelerin kâbusu olacak”, “Savaşın, sömürünün, yoksulluğun karşısında isyandayız” dövizleri taşındı. Kadınlar sık sık “Jin jiyan azadî”, “Kadın, yaşam, özgürlük”, “Yaşasın kadın dayanışması”, “Kadın cinayetleri politiktir”, “Geceleri de, sokakları da, meydanları da terk etmiyoruz” sloganları atarak Yüksel Caddesi’nden Meşrutiyet’e ve oradan da Sakarya Caddesi’ne doğru bir yürüyüş gerçekleştirdi. Sakarya’ya gelen kadınlar, burada basın açıklamasını yaptı.   Basın açıklaması Kürtçe, Türkçe ve Arapça okundu. Basın metninin Türkçesini Eylül Soyluoğlu ve İrem Hazal Kelleci birlikte okudu.   ‘Sistemi kökten değiştirmeye kararlıyız’   Eşitsizliğin, baskının ve erkek şiddetinin kadınların hayatlarını kuşattığını söyleyen kadınlar, açıklamada, “Kendi yaşamlarımızdan biliyoruz, birbirimizin hikâyelerinden biliyoruz. Biz kadınlar emeğimize, bedenimize ve kimliğimize saldıran erkek egemen sistemi iyi tanıyoruz ve o sistemi kökten değiştirmeye kararlıyız. Bugün Türkiye’de kadınların en temel demokratik hakları AKP-MHP iktidarı tarafından gasp ediliyor. Kadınların iradesi yok sayılıyor. Bizler; belediyelerdeki kayyımlara da kampüslerdeki kayyım rektörlere karşı da irademizi savunmaya devam edeceğiz. AKP-MHP iktidarının yargı paketleriyle failleri koruyan politikalarına karşı sokaklarda itirazımızı büyütmeye devam edeceğiz. Kadınlara yönelik şiddete karşı 6284 sayılı kanun etkili uygulansın, İstanbul Sözleşmesi yeniden yürürlüğe girsin demeye devam edeceğiz” dedi.   ‘Kadın özgürlük mücadelesi büyümeye devam ediyor’   “Kadın katillerini cezasızlıkla ödüllendiren erkek yargı, kadın mücadelesini ve kadınları hedef alıyor” diyen kadınlar, “Sosyalist Kadın Meclisleri’nden ve Özgür Genç Kadın’dan yol arkadaşlarımızı hukuksuzca tutuklayanlar bilmelidir ki; direnişlerle, büyük bedellerle ördüğümüz kadın mücadelesini bu saldırılarla asla durduramayacaksınız. Buradan bir kez daha söylüyoruz: Cezaevlerinde direnişi büyüten tüm siyasi kadın tutsakların mücadelesini selamlıyoruz. Kadın özgürlük mücadelesi zindanları da aşarak büyümeye devam edecek. AKP-MHP iktidarı bugün kadınlara saldırdığı gibi LGBTİ+’lara karşı da sistematik bir nefret siyaseti yürütüyor. LGBTİ+’ları kriminalize eden, varoluşlarını yasaklarla bastırmaya çalışan bu politikalar yalnızca bir kesimi değil, toplumun tamamını hedef alan otoriter bir karanlığın parçasıdır. Ama bilinmelidir ki; nefret yasalarıyla, yasaklarla, polis şiddetiyle varoluşumuzu hedef alamazsınız” sözlerini kullandı.   ‘Rojin Kabaiş ve Bahar Taş için adalet’   Açıklamanın devamında ise kadınlar şunları söyledi: “İktidarın kadın politikalarının özü çok açık. Kadınları kamusal yaşamdan uzaklaştırmak, eve hapsetmek ve itaatkâr bir düzen kurmak istiyorlar. Bu yüzden 2025’i ‘Aile Yılı’ ilan ettiler. Kadınları en çok öldürüldükleri yere hapsetmek isteyen bu anlayışa karşı buradan bir kez daha söylüyoruz: Biz aile değil, kadınız. Hayatlarımız da haklarımız da bizimdir. Bütçeyi çocukları istismar eden cemaatlere ve kadın düşmanı politikalara değil; güvenli yaşam koşullarının sağlanmasına ve taciz ile şiddeti önleyici uygulamalara ayırın. Bu ülkede kadınlar yalnızca öldürülmüyor; birçok kadın ölümü “şüpheli” denilerek karartılıyor. Kadınların yaşam hakkını korumayan, şiddeti önlemeyen ve failleri açığa çıkarmayan bu cezasızlık düzeni erkek şiddetini büyütüyor. Bu yüzden buradan bir kez daha söylüyoruz: Rojin Kabaiş ve Bahar Taş için adalet aramaktan vazgeçmeyeceğiz. Şüpheli kadın ölümlerinin üzerini örtmenize izin vermeyeceğiz.”   ‘Bu savaşların en ağır sonuçlarıyla kadınlar ve çocuklar yüzleşiyor’ Çocuk yaşta Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler tarafından istismar edilen ve daha sonra faili ile evlendirilen Fatmanur Çelik yıllarca adalet aradı. Fail Ayhan Şengüler ise tutuksuz yargılandı. Fatmanur Çelik, “Dava gününe kadar öldürülmüş olacağım” diyordu. Ve ne yazık ki Zeytinburnu sahilinde Fatmanur Çelik ile kızı Hifa İkra Şengüler’in cansız bedenleri bulundu. Bu bir tesadüf değildir. Bu; çocukları korumayan, failleri cezasızlıkla koruyan, cemaat ve vakıfların karanlığında büyüyen AKP-MHP iktidarının yarattığı düzendir. Ama biliyoruz ki erkek egemen düzen yalnızca bu ülkeye özgü değildir. Dünyanın dört bir yanında farklı biçimlerde karşımıza çıkmaktadır. Epstein dosyası; dünyanın en güçlü siyasetçileri ve sermaye sahiplerinin çocukların bedenlerini sömüren bir ağ kurduğunu ortaya koydu. İşte bu yüzden biz kadınlar yalnızca bir ülkede değil, dünyanın her yerinde kurulan erkek egemen iktidar ağlarına karşı mücadele ediyoruz. Dünyayı kuşatan bu karanlık kapitalist düzen, emperyalist savaş politikalarıyla erkek egemenliğini küresel bir tahakküm sistemine dönüştürmek istiyor. Bu savaşların en ağır sonuçlarıyla kadınlar ve çocuklar yüzleşiyor. Bu yüzden kadınların bedenlerini savaşın hedefi hâline getiren bu düzene karşı; sınırları aşan kadın dayanışmasıyla buradayız diyoruz.   ‘Emperyalist güçlerin soykırımına direnen kadınların yanındayız’   Biz kadınlar İran’da kadınları ve muhalifleri idam sehpasıyla susturmaya çalışan baskıcı rejimin de; bölgeyi savaş ve müdahalelerle dizayn etmeye çalışan emperyalist güçlerin de yanında değiliz. Bizim tarafımız nettir. İran’da “Jin Jiyan Azadî” diyerek sokakları dolduranların yanındayız. Rojava’da kadın öncülüğünde özgür bir yaşamı kuran devrimci kadınların yanındayız. Filistin’de Siyonist işgalcilere, emperyalist güçlerin soykırımına direnen kadınların yanındayız. Afganistan’da Taliban karanlığına rağmen okula gitmek için direnen kız çocuklarının yanındayız. Arjantin’de “Ni Una Menos” diyerek erkek şiddetine karşı ayağa kalkan kadınların yanındayız. Ortadoğu’da ve dünyanın her bir yerinde, savaş politikalarına karşı en önde direnen kadınlar ve LGBTİ+’lar olarak; barış talebimizi sahiplenmeye, onurlu bir barış için mücadele etmeye devam edeceğiz!   ‘Bu düzenin kurbanı değiliz’   Devlet ve sermaye iş birliğiyle kurulan bu sömürü düzeninde en çok kadınlar yoksullaşıyor. Kadın emeği değersizleştiriliyor, görünmez kılınıyor. Kadınlara esnek ve güvencesiz istihdam dayatan bu sömürü düzenine karşı, eşit işe eşit ücret hakkımızdır diyoruz. Bu sömürüye karşı direnişi kuşanan depo ve tekstil işçisi kadınların mücadelesini 8 Mart’ın dayanışma ruhuyla selamlıyoruz. Cinsiyetçi politikalarla bakım yükü sırtımıza yüklenmeye devam ediyor. Ama biz bu düzenin kurbanı değiliz. Onu değiştirecek olan gücüz. Bu yüzden ücretsiz, nitelikli ve erişilebilir kreş hakkımızı savunmaya, bakım emeğinin toplumsallaştırılması için mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz. Bugün üniversitelerde genç kadınlar mücadeleye katıldıkları için polisler tarafından aileleri aranarak tehdit ediliyor. Genç kadınlar korkutulmak isteniyor.   Ama bilinmelidir ki bu baskılar bizi durduramaz. Bizler, kurduğunuz korku duvarlarını kadın dayanışmasıyla yıkmaya devam edeceğiz. Saç örgüsünden suç üreten, toplumu kutuplaştıran erkek siyasetine karşı alımızla morumuzla, her ilmeğine barışı ve umudu işlediğimiz saç örgülerimizle buradayız. Alanlarda, meydanlarda ve sokaklarda dayanışmamızı büyütmeye, özgürlük mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz. Susmuyoruz. Korkmuyoruz. İtaat etmiyoruz. Çünkü biz dayanışmanın gücünü, direnişin umudunu, özgürlüğün yolunu çok iyi biliyoruz. Bugün burada bir kez daha söylüyoruz: Kadınlar kazanacak.”   Açıklama sloganlarla sona erdi.