250 isimden AKBK’ye açık mektup: Umut hakkı uygulanmalı 2026-05-14 12:38:00   HABER MERKEZİ - Uluslararası alanda 250’den fazla siyasetçi, akademisyen, sendika ve sivil toplum temsilcisi Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne açık mektup yazarak, Kürt Halk Önderi’ne “umut hakkı” talebinde bulundu.   Aralarında seçilmiş siyasetçiler, akademisyenler, sendikalar, hukukçular ve sivil toplum örgütlerinin de bulunduğu yüzlerce isim, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin yeni dönem başkanına hitaben açık mektup yayımladı.    Mektupta, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan hakkında verilen Avrupa İnsan Hakları Mehkemesi’nin kararının uygulanması ve “umut hakkının” güvence altına alınması çağrısı yapıldı. mAçıklamaya göre 20 ülkeden, yönetimin farklı kademelerinde görev yapan elliden fazla seçilmiş temsilci, 20 sendika ve çok sayıda sivil toplum aktörünü temsil eden 250’den fazla kişi, Bakanlar Komitesi’nin yeni başkanına hitaben yazılan mektuba imza attı.   ‘Hukuk devleti yönünde önemli bir adım’   İmzacılar, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ni, Öcalan/Türkiye (No.2) davasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 2014 tarihli kararının uygulanmasını sağlamaya ve ‘umut hakkını’ güvence altına almaya çağırdı. Mektupta, “Türkiye’nin infaz rejiminin insan hakları yükümlülükleriyle uyumlu hale getirilmesi yalnızca Sayın Öcalan’ın durumunu etkilemeyecek, aynı zamanda aynı hukuki çerçeve altında tutulan binlerce mahpus açısından demokratikleşme ve hukuk devleti yönünde önemli bir adım olacaktır” denildi.    ‘Sürecin başarısı hayati önemde’   Mektupta ayrıca şu ifadeler yer aldı: “Türkiye’de devam eden barış süreci bağlamında - ki bu süreçte Sayın Öcalan kilit bir muhatap rolü oynamayı sürdürmektedir - böyle bir adım, sürecin başarısı açısından da hayati önemdedir.”   Bu son çağrı, geçtiğimiz yaz 88 Nobel Ödülü sahibinin Bakanlar Komitesi Başkanlığı’na gönderdiği mektupta, Abdullah Öcalan’ı ziyaret etmek için başvuruda bulunan yüzlerce avukatın girişimine kadar, son yıllarda yapılan çok sayıdaki başvuru ardından geldi.    Mektupta bugün gelinen noktada, Türkiye’de Kürt sorununun çözümü üzerinden barış ve demokratikleşme için benzersiz ve tarihi bir fırsatın ortaya çıktığı belirtiliyor.  Bu fırsatın başarıya ulaşabilmesi için Abdullah Öcalan’ın Kürt halkının temel temsilcilerinden biri olarak rolünü özgürce yerine getirebilmesi ve temel haklarının güvence altına alınması gerektiği ifade ediliyor.