Nafaka hakkı için yürüyüş: Vazgeçmiyoruz 2026-09-26 18:35:17   İZMİR - Mor Dayanışma İzmir Şubesi, nafaka hakkına ilişkin yapılması planlanan düzenlemelere karşı yürüyüş gerçekleştirdi. Kadınlar, “Nafaka bir ayrıcalık değil, kadınların mücadelesiyle kazanılmış bir haktır” dedi.   Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un Ağustos 2025’te boşanma davaları ile nafaka, maddi tazminat ve mal rejimine ilişkin yapılması planlanan düzenlemeleri açıklamasının ardından Mor Dayanışma İzmir Şubesi, nafaka hakkına yönelik düzenleme hazırlıklarına karşı Karşıyaka İZBAN durağı önünden yürüyüş gerçekleştirdi.   “Nafaka hakkından vazgeçmiyoruz” pankartının açıldığı eylemde açıklamayı kitle adına Sibel Örkmez okudu.   ‘Nafaka ekonomik güvencelerden biridir’   İktidarın ve kadın düşmanı çevrelerin uzun süredir nafaka hakkını gerçek dışı örnekler üzerinden tartışmaya açtığını belirten Sibel Örkmez, “Kadınların boşanma sonrası yaşadığı yoksulluğu görünmez kılarak kadınları hedef gösteriyor. Oysa gerçekler açıktır: Türkiye’de kadınlar daha düşük ücretlerle çalıştırılıyor, esnek ve güvencesiz çalışma koşullarına mahkûm ediliyor ve istihdamın dışına itiliyor. Kadınların istihdama katılım oranı yalnızca yüzde 26,3 iken, bu oran erkeklerde yüzde 59,8’dir. İstihdama katılımdaki bu uçurum, evlilik ve çocuk söz konusu olduğunda daha da büyümektedir. 2019 yılında 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranı yüzde 26,7 iken, bu oran erkeklerde yüzde 87,3 olarak hesaplanmıştır. Nafaka, tam da bu gelir eşitsizliğinin ve evlilik süresince kadınların gasp edilen ekonomik haklarının yarattığı eşitsizlik karşısında, kadınların yaşamlarını sürdürebilmeleri için başvurabilecekleri ekonomik güvencelerden biridir” dedi.   ‘Nafaka bir ayrıcalık değildir’   Hedef alınanın yalnızca nafaka hakkı olmadığını belirten Sibel Örkmez, “‘Aile hukukunun yeniden düzenlenmesi’ safsatasıyla gündeme getirilen süresiz nafaka tartışması, patriyarkal kapitalizmin kadınları ikinci cins konumunda tutmasının bir aracına dönüştürülüyor. Nafaka hakkına yönelik saldırılar, kadınların şiddet dolu ve eşitsiz aile ilişkilerinden çıkmalarının önünde yeniden bir engel oluşturmaktır. Bugün hedef alınan yalnızca nafaka hakkı değildir. Hedef alınan; kadınların şiddet içeren ya da eşitsiz evlilikleri sonlandırabilme, yani kendi yaşamları üzerinde söz sahibi olma hakkıdır. Boşanma sonrasında bağımsız bir yaşam kurabilme ve erkeklere ekonomik olarak bağımlı olmadan yaşayabilme hakkıdır. Kadınların boşanmasını zorlaştıran, onları yoksulluk tehdidiyle evliliğe mahkûm etmeyi amaçlayan politikalarla karşı karşıyayız. AKP-MHP iktidarı yıllardır kadın yoksulluğunu ve kadınların aile içerisinde maruz kaldığı şiddeti değil, nafakayı sorun olarak göstermektedir. Oysa gerçeklik; ödenmeyen nafakalar, derinleşen kadın yoksulluğu, ekonomik şiddet ve kadın cinayetleridir. Binlerce kadın hükmedilmiş nafakalarına dahi ulaşamazken, hedefe konulan erkeklerin yükümlülüklerini yerine getirmemesi değil, kadınların hakları olmaktadır. Nafaka bir ayrıcalık değil, kadınların mücadelesiyle kazanılmış bir haktır” diye hatırlattı.   ‘Yoksulluk nafakası erkeklerin lütfu değildir’   Yoksulluk nafakasının erkeklerin kadınlara bir lütfu olmadığını vurgulayan Sibel Örkmez, şöyle devam etti: “Kadınların yıllarca mücadele ederek kazandığı nafaka hakkını ne aile içindeki erkeklerin ne de erkek egemen iktidarın gasp etmesine izin vereceğiz. Bu ülkenin gündemi nafaka değil; boşanma aşamasında, evli oldukları erkekler tarafından öldürülen kadınlar olmalıdır. Bu ülkenin gündemi, nafaka ödenmediği için ekonomik zorluk yaşayan kadınlar ve çocuklar olmalıdır. Bu ülkenin gündemi, Gülistan Doku’nun bedeninin nerede olduğudur. Bu ülkenin gündemi, Rojin Kabaiş’in ve aydınlatılmayan yüzlerce şüpheli kadın cinayetinin neden aydınlatılmadığıdır. Bu ülkenin gündemi, derinleşen ekonomik krizin kadınların yaşamındaki eşitsizliği daha da artırmasıdır. Nafaka hakkına saldırı, kadınların kendi yaşamları hakkında söz kurma hakkına yönelik bir saldırıdır. Biz kadınlar biliyoruz: Haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz. Kazanılmış haklarımızı gasp ettirmeyeceğiz. Birbirimizden aldığımız güçle örgütlenecek, mücadele edecek ve haklarımızı savunacağız.”