MGK kararı çıkacak mı, Kürt Özgürlük Hareketi ne diyor? 2026-09-30 15:32:02   Melek Avcı    ANKARA - MGK toplanırken, sürece ilişkin bir karar çıkıp çıkmayacağı tartışma konusu. Ancak MGK kararı olmadan atılabilecek adımlar da bekliyor. Abdullah Öcalan’ın hukuki statüsü belirsizliğini korurken, Kürt Özgürlük Hareketi sürecin ağır ve tek taraflı ilerlediğine dikkat çekiyor. Yeni yasama yılına girecek Meclis’in önünde ise İzleme Komisyonu’nun kurulması var.    Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Barış ve Demokratik Toplum Süreci ve bölgesel ve uluslararası gelişmeleri değerlendirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde toplandı. Saat 16.00’da başlayan MGK'ye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan başkanlık etti.    Süreç yasasında kritik eşik MGK kararı   Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” ile başlayan süreçle birlikte Meclis’ten geçen 7595 sayılı “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun”un uygulanması açısından MGK'nin teyit-tespit raporu şart olarak yasada yer alıyor.   MGK kararının ardından yasanın öngördüğü uygulama mekanizmalarının işletilmesi bekleniyor. Bu nedenle bugünkü MGK toplantısı, yalnızca silahsızlanmanın tespit ve teyidi açısından değil, sürecin bundan sonraki hukuki ve siyasi aşaması olarak değerlendirilen ikinci aşamaya geçilip geçilmeyeceği bakımından da önemli olacak. MGK'nin sürece ilişkin bir karar alıp almayacağı da net değil.    Abdullah Öcalan’ın statüsü tartışılıyor   MGK kararı beklenirken sürecin en önemli tartışma başlıklarından birini de Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın hukuki statüsü oluşturuyor. Takip ve Değerlendirme Kurulu bünyesinde oluşturulan dört alt komisyondan biri “Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu” olarak belirlenirken, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın buradaki rolünün hangi hukuki ve resmi statüyle yürütüleceği henüz netlik kazanmadı. Fakat DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan ve DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, önümüzdeki günlerde sürece dair çeşitli somut adımları görebileceğine işaret etmişti.    DEM Parti ve Kürt siyasi hareketinden yapılan açıklamalarda, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın rolünün yalnızca silahsızlanmayla sınırlandırılmaması, sürecin bütünü açısından resmi ve hukuki bir statüye kavuşturulması gerektiği vurgulanıyor. Abdullah Öcalan’ın çalışma koşulları, dışarıyla doğrudan temas kurabilmesi ve sürecin demokratikleşme boyutunda üstleneceği rol de açıkta kalan ve netleşmeyen başlıklar arasında bulunuyor.   Bese Hozat: Statünün adı hukuken konulmalı   Silahları yakan Demokratik Toplum Grubu üyesi ve KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Bese Hozat da son açıklamasında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın süreçte fiilen yürüttüğü rolün hukuki bir zemine kavuşturulmasının olmazsa olmaz olduğunu söyledi. Bese Hozat, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yaklaşık iki yıldır sürecin koordinasyonunu yürüttüğünü belirterek, bu durumun “hukuki ve resmi bir çerçeveye” kavuşturulması gerektiğini dile getirmişti. Bese Hozat, sürecin yalnızca tek taraflı adımlarla ilerleyemeyeceğini belirterek, sürecin hızlanması ve karşılıklı adımları atma çağırısını da yinelemişti. Bese Hozat ayrıca ikinci aşama olarak değerlendirilen demokratikleşme adımlarının atılmadan sürecin başarıya ulaşamayacağına da dikkat çekmişti. Yine Bese Hozat, iktidar sözcülerinin “Süreç tıkır tıkır işliyor” sözlerine tepki göstererek, “Böyle ‘tıkır tıkır’ işleyen bir süreç yok. İşin gerçeği budur. Son derece ağır ve tek taraflı adımlarla işleyen bir süreç” sözlerini kullanmıştı.    Duran Kalkan: Yasa uygulanmıyor   Abdullah Öcalan Sosyal Bilimler Akademisi üyesi Duran Kalkan ise yasanın yürürlüğe girmesine rağmen uygulama aşamasında somut ilerleme sağlanmadığını aktarmış, Takip ve Değerlendirme Kurulu’nun oluşturulmasına ve dört alt komisyon kurulmasına rağmen komisyonların çalışma biçimlerine ilişkin uzun süre kamuoyuna bilgi verilmediğini belirtmişti. Duran Kalkan, yasanın uygulanmasının geciktirildiği eleştirisini de yapmıştı. Duran Kalkan, mevcut tabloyu “Sanki yasa uygulanmak için değil de, uygulanmamak için çıkartılmış gibi” sözleriyle değerlendirdi.   Tüm bu açıklamaların ardından ve eleştirilerle birlikte Takip ve Değerlendirme Kurulu 28 Eylül’de gerçekleştirdiği ikinci toplantıda alt komisyonların teşkili, görev ve yetki alanları ile kurumlar arasındaki koordinasyonu görüştü. Komisyonların çalışma usul ve esaslarını belirledi.    Gözler MGK kararında   Süreçte bir yandan yasanın uygulamaya geçirilmesi için gerekli MGK teyidi beklenirken, diğer yandan MGK şartı olamayan ve MGK kararı dışında atılabilecek olan adımlardan; Abdullah Öcalan’ın statüsü, kurullarla yürüteceği çalışma, demokratik siyasete geçişe ilişkin tartışmalar sürüyor.   Bu nedenle gözler, bugün gerçekleştirilen MGK toplantısının ardından yapılacak açıklamada. MGK'nin fesih ve silahsızlanmanın tamamlandığına ilişkin bir tespit ve teyit kararı açıklayıp açıklamayacağı, sürecin uygulama aşamasına geçişi açısından beklenen temel başlıkların başında geliyor.   Meclis’in önündeki ilk başlık komisyon   Yarın yapılacak olan resepsiyon ile birlikte Meclis yeni yasama yılına başlayacak. Meclis'in önündeki en önemli gündemlerden biri süreç kapsamında kurulması beklenen İzleme Komisyonu oluşturuyor. Numan Kurtulmuş ve siyasi partilerden yapılan açıklamalara bakıldığında, Meclis’in önündeki ilk iş bu komisyonun çalışmalarını tamamlayarak, partilerden isimler alıp komisyon oluşturmak ve Meclis Başkanlığı’nın çağrısı ile ilk toplantıyı almak olacak. Komisyonun Ekim ayının ortasında kurulması bekleniliyor. Bu komisyonun görevi ise yalnızca süreci izlemek değil;  sürecin uygulama aşamasını takip etmek, sürece cevap olabilecek yeni yasaları tartışmak, öneriler geliştirmek, ilerleyen dönemde ihtiyaç duyulan yasa ve anayasa tartışmaları üzerinde yoğunlaşmak olacak.    Alt Kurul çalışmaları    Süreçte tartışılan bir diğer başlık ise, Takip ve Değerlendirme Kurulu bünyesinde oluşturulan alt komisyonların çalışmalarına ne zaman başlayacağı. MGK kararının sürecin bütün aşamalarının ön koşulu olduğu yönünde bir algı iktidar tarafından oluşturulmaya çalışılsa da 7595 sayılı yasada alt komisyonların çalışmaya başlamasını MGK kararına bağlayan bir hüküm bulunmuyor. MGK'nin tespit ve teyit kararı, yasada belirtilen soruşturma, kovuşturma ve infaza ilişkin düzenlemelerin uygulanması açısından şart koşuluyor. Bu nedenle MGK kararı çıkmadan da Takip ve Değerlendirme Kurulu ile bünyesindeki alt komisyonların hazırlık ve çalışma süreçlerini yürütmesinin önünde yasal bir engel bulunmuyor.    Kurulun 28 Eylül'deki ikinci toplantısında ise alt komisyonların görev ve yetki alanları ile çalışma usul ve esasları ele alındı. Alt komisyonların önündeki asıl tartışmalardan biri ise kimlerin bu yapılarda yer alacağı. Özellikle Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu'nun diğer üç komisyondan farklı bir yapıda oluşturulması, yalnızca kamu görevlilerinin değil sivil isimlerin de burada görev alabilmesi gündemde. Komisyon üyelerinin Takip ve Değerlendirme Kurulu tarafından belirlenmesi öngörülüyor.   Bu noktada siyasi partilerin alt komisyonlarda doğrudan üye verip vermeyeceği, temsilin hangi yöntemle sağlanacağı ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu'ndaki rolünün nasıl tanımlanacağı da henüz tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulmadı.