Newaya Jin’in Ekim sayısı okuyucularıyla buluştu 2026-10-01 10:13:20   HABER MERKEZİ – Newaya Jin’in Ekim sayısı, 9 Ekim komplosundan müzakere sürecine, kadınların demokratik toplumdaki rolünden cezaevleri ve cinsel şiddetle mücadeleye uzanan başlıklarla okuyucularıyla buluştu.   Newaya Jin gazetesi, Ekim ayı sayısını “Komplodan müzakereye: Direnişin sembolleri…” manşetiyle yayımladı.   Gazetenin yeni sayısında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik 9 Ekim 1998 komplosu, 1992 yılında Xakûrkê’de yaşamını yitiren Beritan (Gülnaz Karataş) şahsında Ekim ayında yaşamını yitiren özgürlük mücadelesi öncüleri, TBMM’de yasalaşan çerçeve yasa ve demokratik entegrasyon süreciyle gündeme gelen hukuk ve siyaset tartışmaları öne çıktı.   Cezaevlerindeki hasta ve yaşlı tutukluların durumunun da ele alındığı sayıda; komün ve komünal ekonomi, Fransa’da kadın ve çocuklara yönelik cinsel şiddete karşı yürütülen “bütünlüklü yasa” mücadelesi, jineoloji, Avrupa çalışmalarına ilişkin analizler, tıp, siyaset ve kadın portreleri de yer aldı.   Direnmek ve direnerek yaşamak   Gazetenin Ekim sayısında, özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler Beritan (Gülnaz Karataş) şahsında ele alındı. Raperin Munzur, “Beritan, direnen toplumun sesidir” başlıklı yazısında Beritan’ın yaşamı ve mücadelesinin kadın ve Kürt özgürlük mücadelesindeki yerine dikkat çekti. Raperin Munzur, Beritan’ın kadın ve Kürt onurunun teslim alınamayacağının sembolü olduğunu belirterek şunları kaydetti: “Beritan kadın ve Kürt onurunun uygarlık canavarına ve onun işbirlikçilerine teslim edilemeyeceğinin, insanlık adına vazgeçilmez değerler olduğunun ve bunların yaşam pahasına savunulması gerektiğinin anlatıcısı… Karşısında ihanetin ve teslimiyetin diz çöktüğü gerçek…   Ve duruşuyla, kavgasıyla kadın ordulaşmasının komutanı, yaratıcısı… Kürt kadınının gücünün ve yenilmezliğinin ifadesi…”   Çerçeve yasa ve müzakere süreci   Nazan Üstündağ da “Çerçeve yasa çıktı. Ya sonra?” başlıklı yazısında Kürt özgürlük mücadelesinde gelinen müzakere sürecini değerlendirdi. Müzakere ve mücadele ilişkisini ele alan Nazan Üstündağ, siyasallaşma süreciyle ortaya çıkabilecek sorunlara dikkat çekti. Çerçeve yasanın eksikliklerinin aşılmasında siyaset ve müzakerenin önemine işaret eden Nazan Üstündağ, şöyle dedi: “Elbette çerçeve yasanın eksikliklerinin aşılması için siyaset ve müzakere elzem. Özellikle kimilerinin çerçevenin dışında tutulması, gelenlerin siyaset yapma hakkının şartlara bağlanması ya da sürekli olarak devlet tarafından kontrol altında tutulması ve Öcalan’ın halihazırda bir statüye kavuşmamış olması yasanın en önemli tuzakları.   Ancak bir yandan bu müzakereler sürdürülürken, bir yandan da dünyada çok daha kapsamlı yasalar çıktığı zaman dahi olanları akılda tutarak, sivilleşmenin kendisinin getirdiği büyük sorunlara karşı nasıl bir öz savunma geliştirileceğini de tartışmak gerekiyor.”   Hukuk ve cezaevleri   Ayla Akat Ata ise çerçeve yasayı hukuk açısından değerlendirdi. Demokratik toplum haklarının güvencesi olarak hukuk alanına dikkat çeken Ata, önümüzdeki süreçte yürütülecek hukuk mücadelesi ve toplumsal örgütlenmenin önemini ele aldı. Barışın yalnızca silahların susması anlamına gelmediğini belirten Ayla Akat Ata, şu değerlendirmeyi yaptı: “Barışın yalnızca silahların susması olmadığını biliyoruz. Barışın kalıcılaşmasının, silahların yeniden devreye girmesine ihtiyaç duyulmayacak bir demokratik düzenin kurulabilmesi ile mümkün olduğunu deneyimledik. Bugün demokratik siyaset zemininin varlığının bir tercih değil zorunluluk olduğunu ve siyasetin güvencesinin ise hukuk olduğunu rahatlıkla söyleyebiliyoruz.”   Gazetede hukuk başlığı altında cezaevlerinin durumu da ele alındı. Avukat Newroz Uysal, yazısında çerçeve yasanın cezaevlerine olası etkisini ve mevcut yasal düzenlemelerin uygulanmaması nedeniyle tutuklu ve hükümlülerin yaşadığı sorunları değerlendirdi. Hasta ve yaşlı tutukluların durumuna dikkat çeken Newroz Uysal, cezaevinde kalamayacağı belirtilmesine rağmen tahliye edilmeyen tutukluların durumuna da yer verdi. Newrozu Uysal, cezaevlerinde yaşanan ölümlere ilişkin şunları kaydetti: “Bir başka ağır tablo ölümler: Resmî verilere göre 2024 yılında 818, 2025 yılında  bin 1 olmak üzere yalnızca iki yılda bin 819 hükümlü ve tutuklu cezaevlerinde yaşamını yitirdi. Üstelik bu rakamlar, ağır hastalık nedeniyle tahliye edildikten kısa süre sonra dışarıda yaşamını yitirenleri kapsamıyor.   Kök yasa işte böyle bir cezaevi gerçekliğinin üzerine geliyor. Çatışmasızlık, barışın zorunlu fakat tek başına yeterli olmayan başlangıcıdır. Silahların susması negatif barışın alanını açarken; hakların, özgürlüklerin ve demokratik siyasetin hukuki güvencelere kavuşması pozitif barışın inşasıdır. Kök yasanın gerçek anlamı da bu geçişe ne ölçüde zemin oluşturabileceğiyle ortaya çıkacaktır.”   Demokratik toplumda kadın öncülüğü   Pelşîn Tolhildan ise “Yaratıcı, dönüştürücü ve birleştirici mücadele” başlıklı yazısında demokratik toplum örgütlenmesinde kadınların rolünü ele aldı. İçinde bulunulan sürece uygun bir zihniyet ve politikleşme düzeyinin geliştirilmesine dikkat çeken Pelşîn Tolhildan, kadın öncülüğündeki mücadelenin yaratıcı, dönüştürücü ve birleştirici olması gerektiğini belirtti. Pelşîn Tolhildan, “Barış Yaşatır”, “Herkesin herkesle barışı”, “Onurlu bir barış için el ele” ve “Acıları yarıştırmadan tanıştıralım ve barıştıralım” sloganlarına işaret ederek, demokratik toplum örgütlenmesi ve barış perspektifinin toplumun farklı kesimlerini bir araya getirecek biçimde geliştirilmesinin önemine vurgu yaptı.   Komünal ekonomi   Gazetenin ekoloji sayfasında Menekşe Kızıldere, Kürdistan’da ekonomi örgütlenmesini ele aldı. İşsizlik sorununa dikkat çeken Menekşe Kızıldere, ekonomik sorunlara karşı komünal ekonomi temelinde geliştirilebilecek çözüm yollarını değerlendirdi. Yerel halkın komün ve meclisler aracılığıyla kendi ihtiyaçlarını belirleyebileceğini ifade eden Menekşe Kızıldere, şöyle yazdı: “Yerel halk, komünler ve meclisler aracılığıyla bir araya gelerek kendi gerçek ihtiyaçlarını tespit edebilir, öz kaynaklarını çıkarabilir ve buna uygun sürdürülebilir ekonomik faaliyetler örgütleyebilir. Bu yönüyle komünal ekonomi, yoksullara muhtaçlık üzerinden yardım dağıtan bir sosyal yardım mekanizması değil; toplumun kendi öz ekonomik gücünü ve üretim kapasitesini yeniden inşa etmesinin radikal yoludur.”   Fransa’da cinsel şiddete karşı ‘bütünlüklü yasa’ mücadelesi   Newaya Jin’in Ekim sayısında Fransa’da kadın ve çocuklara yönelik cinsel şiddete karşı yürütülen mücadele de gündeme taşındı. Cinsel şiddete karşı “bütünlüklü yasa” tartışmalarının ve bu kapsamda gerçekleştirilen eylemlerin ele alındığı sayıda, parlamentonun gündemine gelmesi beklenen yasa taslağına ilişkin kadın örgütlerinin yürüttüğü çalışmalar aktarıldı.   Gazete, kadın ve çocuklara yönelik cinsel şiddete karşı kapsamlı bir yasanın kabul edilmesi için mücadele eden Suzy Rojtman ile de röportaj gerçekleştirdi. Röportajda “bütünlüklü yasa”nın kapsamı ve cinsel şiddete karşı yürütülen mücadele değerlendirildi.   Anmalar ve yüzleşme   Savaş koşulları nedeniyle daha önce kamuoyuna açıklanamayan, ancak son dönemde açıklanan yaşamını yitirme haberleri ve gerçekleştirilen anmalar da gazetenin gündemlerinden biri oldu.   Gazete yazarlarından Roza Metina ve Haskar Kırmızıgül, yazılarında özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için gerçekleştirilen anmaları ve ailelerin yaşadığı süreci ele aldı. Roza Metina, “Gelê Kurd li şehîdên xwe xwedî derket” başlıklı yazısında Êlih MEBYA-DER Eş Başkanı Nezahat Toprak’ın değerlendirmelerine yer verdi. Nezahat Toprak, gerçekleştirilen anmalara ilişkin şöyle konuştu: “Kürt halkının hissettiği duygu, bir aidiyet duygusundan çok daha fazlasıydı; halk, şehitlerine canıgönülden sahip çıktı. Anma yerlerine gelen on binlerce kişi, şehitlerini tek yürek halinde andı. Bu, yalnızca bir anma töreninden ibaret değildi; hem insanlar arasında hem de aileler arasında büyük bir birlik ve aidiyet duygusu vardı. Bu anmalar, kalıcı bir barış ve özgürlük için ortak bir duygu ve anlayış oluşturdu.”   Haskar Kırmızıgül de “Bu bir kavuşmadır” başlıklı yazısında yaşamını yitirenler ve gerçekleştirilen anmalar üzerinden yüzleşme ve hakikat tartışmalarına yer verdi. Haskar Kırmızıgül yazısında şunları kaydetti: “Şimdi herkesi birleştiren ortak payda durup düşünmek, yüzleşmek. Gidenlerin, kalanların, yürüyenlerin; gidenler ve kalanlar adına söz söyleyenlerin, kalem oynatanların ortak paydası! Yaşamın tam karşısında duran ölüm, keskin, yakıcı ve inkâr edilemez bir gerçeklik olarak bizleri hakikate çağırıyor.   Ölümleriyle yaşamı yaratanlar, yaşarken ölenler, yaşayan ölüler arasındaki tüm mesafeler kapanıyor. Kimsenin kaçacak yeri yok. Gerçeğe gözünü kapatanların yüzleşme, susanların konuşma vakti geldi.”   Newaya Jin’in Ekim sayısında bunların yanı sıra jineoloji, Avrupa çalışmalarına ilişkin analizler, tıp, siyaset ve kadın portreleri de yer alıyor.   Gazetenin tamamına newayajin.net adresinden ulaşılabilinir.