Kimlik ve adalet talebi: Önderimizin fiziki özgürlüğü sağlanmalı 2026-10-26 09:04:28   İSTANBUL - Müzakere sürecinin ilerlemesi ve halkların özgürlüğü için Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması gerektiğini belirten kadınlar, “Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü bütün toplumların özgürlüğü anlamına geliyor” diyerek barış, anadil, kimlik ve adalet taleplerini dile getirdi.   Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın başlattığı Barış ve Demokratik Toplum Süreci iki yıldır devam ediyor. Barışın sağlanması ve demokratik siyasetin önünün açılması için Hareket Yönetimi’nden süreç içerisinde kritik adımlar atılırken, devlet tarafından ise bu süreci karşılayacak adımların atılmaması kamuoyu tarafından eleştirilmeye devam ediliyor. Sürece dair somut adımların atılması ve müzakere sürecinin ilerlemesi gerektiğine dikkat çeken Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivistleri, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanmasını istedi.   ‘Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü tüm halkların özgürlüğü demek’   Kadınların barışı tüm toplumsal dinamikler için istediğine dikkat çeken TJA aktivisti Züleyha Çengel, “Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün bütün toplumların özgürlüğü anlamına geldiğini, tüm tutsakların özgürlüğü anlamına geldiğini bilinciyle burada bir araya geldik. Bütün mücadelemiz bu uğurda devam edecek” dedi.    ‘Sürecin hızlanmasında toplumsal dinamik etkili olacaktır’   Halkların özgürleşmesinin demokratik cumhuriyetin kurulmasıyla sağlanacağını dile getiren Züleyha Çengel, “Süreç yavaş ilerliyor. Sanırım Ortadoğu’daki durum da bunu etkiliyor. Bir de sürekli suni gündemler yaratılıyor. Bu suni gündemler bunun önüne geçiyor. Toplumsal dinamik güçlenirse bu süreç daha hızlı ilerleyecektir. O temelde tüm halkımızı bu tarz eylemliklerde bir araya gelmeye davet ediyoruz” şeklinde ifade etti.    ‘Abdullah Öcalan’ın özgür olması gerekir’   Yaşanan 50 yıllık bir savaş sürecinin yaklaşık bir buçuk yıldır bir müzakere sürecine dönüştüğünü dile getiren Figen Yaşar da “Müzakere sürecinde taraflardan biri Sayın Öcalan'dır. Fakat Sayın Öcalan'ın halen tutsak olması ve esaret altında olması bu süreci sekteye uğratmaktadır. Eğer bu ülkede özgürlükleri ve müzakere sürecini yürütecekse onun özgür olması gerekiyor. Özgür bir ortamda, müzakere sürecini sürdürülebilmeli, tartışmalar yapmalı. Bu anlamda bizim için Sayın Öcalan'ın özgürlüğü birincil ve kırmızı çizgimizdir. Sayın Öcalan'ın derhal serbest bırakılması ve müzakere sürecinin daha güçlü adımlarla ilerlemesi gerekmektedir” şeklinde konuştu.   ‘Toplumu özgürleştirecek olan kadınlardı’   Kadınların özgürlüğünün Abdullah Öcalan'ın özgürlüğünden geçtiğini dile getiren Figen Yaşar, “Bu ülkeyi özgürleştirecek, toplumu özgürleştirecek olan kadınlardır. 50 yıllık bu mücadelenin perspektifi de kadınları olduğu noktadan çok ileriye çekmiştir. Bu tartışmasız bir gerçekliktir. Bu anlamda biz kadınlar olarak Sayın Öcalan'ın kadınların önüne koymuş olduğu bu gerçek perspektif doğrultusunda Önderliğimizin özgürlüğü için mücadele etmek istiyoruz ve bu yüzden alanlardayız” dedi.   ‘Barış tek taraflı olmaz'   Kürt halkının özgürlüğünü Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünden ayrı düşünmediklerini belirten TJA’lı Dicle Aşı, “Bu çözüm sürecinde Kürt halkı, Kürt hareketi her adımı attı. Biz artık bu adımları karşı taraftan bekliyoruz. Çünkü çözüm süreci, barış süreci hiçbir zaman tek taraflı olmaz. Her iki tarafın da kolektif ve şeffaf olması, herkes için iyi bir adım olur” diye belirtti.    ‘İki yıldır barış süreci var ama'   TJA aktivisti Hanım Gözen ise sürecin üzerinden geçen zamana rağmen somut adımların atılmadığına dikkat çekerek, “İki yıldır bir barış süreci başlatılmış. Ama barış süreci tek taraflı olmaz, her iki tarafın da adım atması gerekir. Sayın Abdullah Öcalan Önderimiz, gerçekten Türkiye’de ve Ortadoğu’da barışın olması için bir an önce dışarıya çıkarılmalı. Sayın Devlet Bahçeli geldi, ‘Barış olsun, Sayın Abdullah Öcalan gelsin Meclis’te konuşsun’ dedi. İki yıl geçti, hala İmralı’da. Bu kabul edilemez. Neden hâlâ Önderimiz içeride? Bunu anlamış değiliz” şeklinde dile getirdi.   ‘Barış gelecekse Önderimiz neden içeride’   Barışın yalnızca siyasi açıklamalarla sağlanamayacağını, bunun toplumsal yaşamda da karşılık bulması gerektiğini söyleyen Hanım Gözen, çatışmaların sona ermesinin insanların yaşam koşullarını da değiştireceğini ifade etti. Hanım Gözen, “İnsanlar ölmüyor mu, cenazeler gelmiyor mu? Barış olacak, ekonomi düzelecek, insanlar ferah olacak. Peki, neden hala Önderimiz içeride? Cezaevleri dolu. 15 yaşındaki gençler içeri girmiş, düşünce özgürlüğünden 30 yıl, 35 yıl içeride kalıyor. Bu nasıl bir vicdan, nasıl bir adalet?” diye sordu.    ‘Anadilimizi, kültürümüzü ve kimliğimizi istiyoruz’   Kürt halkının anadil, kültür ve kimlik haklarının en doğal hakları olduğunu ancak bu talepleri nedeniyle yıllardır bölücülükle suçlandığını dile getiren Hanım Gözen, “Şu an kim bölücüdür? Bizim hakkımızı tanımayanlar, barışı istemeyenler bölücüdür. Biz barış, kardeşlik istiyoruz. Bir an önce Önderimizin çıkarılması gerekiyor” diye konuştu.   ‘Önderliğimizi dinleyeceğiz’   Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün Kürt halkının geleceği açısından belirleyici olduğunu ifade eden Hanım Gözen son olarak şunları belirtti: “İnanın ki bir damla kanımız kalana kadar biz onu dinliyoruz. İnsanlarımız 30 yıl, 40 yıl cezaevinde geçirdiler, çıktılar. Ne oldu, ne dediler? Yine barış, yine Önderliğimiz dediler. Bu bir gerçek, bunu kabul etmeniz gerekir. Kürtler mücadele etmesini de bilir, barışı da bilir, kardeşliği de bilir. Bir an önce Türkiye’de ve Ortadoğu’da barışın olması için Kürtlerin haklarını vermeniz ve Önderliğimizi çıkarmanız gerekir.”