Sayıştay raporuna tepki: Eşbaşkanlık yasal güvenceye kavuşturulmalı 2026-11-04 09:17:21   AMED - Sayıştay’ın Amed Büyükşehir Belediyesi’ne ilişkin 2025 yılı denetim raporunda eşbaşkanlık sistemini hedef almasına tepki gösteren eşbaşkanlar, eşbaşkanlığın kadın mücadelesinin kazanımı olduğunu ifade ederek, “Yerel yönetimler mevzuatı eşit temsiliyet temelinde değişmeli” dedi.    Sayıştay Başkanlığı'nın Amed Büyükşehir Belediyesi’ne ilişkin 2025 yılı denetim raporunda, “eşbaşkanlık” uygulaması hukuki dayanak ve kadınların siyasi temsili açısından ele alındı. “Diğer Bulgular” bölümünde yer alan “Yasal Dayanaktan Yoksun Eş Başkanlık Uygulaması Bulunması” başlıklı değerlendirmede ise belediyenin internet sitesi, dijital medya hesapları ve duyuru panolarındaki unvan kullanımları incelendi. Raporda, belediyelerde eşbaşkanlık için yasal düzenleme bulunmadığı savunularak, uygulamanın idarenin bütünlüğü ve hiyerarşik yapıyı zedelediği ileri sürüldü.    Sêrt Belediye Eşbaşkanı Sofya Alagaş ve Cizre Belediye Eşbaşkanı Güler Tunç Sayıştay raporuna tepki gösterdi.   ‘Eşbaşkanlık kadın kazanımıdır, teslim olmayacağız’   Sayıştay raporunda eşbaşkanlık sisteminin hedef alınmasına tepki gösteren Sêrt Belediye Eşbaşkanı Sofya Alagaş, “Sistemin, devletin ve iktidarın eşbaşkanlık sistemine yönelik itirazı ve bunu kabul etmeme tutumu ilk defa yaşanmıyor. Daha önce kayyum atamalarında da eşbaşkanlık sistemi, kayyum gerekçelerinden biri olarak gösterilmişti. Bugün ise Sayıştay raporları üzerinden eşbaşkanlığın kaldırılmasına yönelik görüşler ortaya konuluyor. Bunu, sistemin kadın kazanımlarına yönelik tahammülsüzlüğü olarak değerlendirmek gerekiyor. Çünkü eşbaşkanlık, kadınların bir kazanımı ve eşit temsiliyet mücadelesinin sonucudur. Ne olursa olsun bu kazanımı sürdürmek gerekiyor. Devlet, eşbaşkanlığın yasal mevzuatta yer almadığını öne sürerek kaldırılması gerektiğini ve uygulamanın bir krize dönüşebileceğini savunuyor. Oysa ortada böyle bir kriz yok” dedi.   ‘Eşbaşkanlık tekçi zihniyete karşı eşit temsiliyeti esas alıyor’   Sofya Alagaş, eşbaşkanlık sisteminin halkın iradesiyle üç seçim döneminde destek gördüğünü söyleyerek, “2023-2024 seçimlerinden bugüne baktığımızda eşbaşkanlık sisteminin uyumlu bir şekilde yürütüldüğünü görüyoruz. Burada yapılmak istenen, eşit temsiliyetin toplum nezdinde görünür olmasının önüne geçmektir. Seçim dönemlerinde eşbaşkanlık sistemi üzerinden kampanyalar yürütüldü. Kamuoyu bu sistemi biliyordu ve halk da bunu bilerek, isteyerek tercihini yaptı. Kayyum atamalarına rağmen halk, üçüncü kez eşbaşkanlık sistemini destekleyerek oy kullandı. Dolayısıyla toplumun kabul ettiği ve desteklediği bir sistemden söz ediyoruz. Bu nedenle eşbaşkanlığı bir kriz olarak değerlendirmek doğru değil. Asıl mesele, tekçi zihniyetin kendisini dayatması ve sürdürme çabasıdır. Türkiye'de devlet, tek zihniyet ve tek akıl üzerinden kendisini var etmeye ve bunu yerel yönetimlerde de hâkim kılmaya çalışıyor. Belediyelerin de tek başkanlık anlayışı üzerinden yürütülmesini istiyor. Eşbaşkanlık sistemi ise bu tekçi anlayışı reddediyor; tekçilik yerine eşit temsiliyeti esas alıyor” ifadelerini kullandı.   ‘Yerel yönetimler mevzuatı eşit temsiliyet temelinde değişmeli’   Eşbaşkanlık sisteminin toplum ve kadın örgütleri tarafından benimsendiğini aktaran Sofya Alagaş, “Bölgede belediye seçimlerine eşbaşkanlık sistemiyle gidiliyor ve bu sistem toplumdan güçlü bir destek görüyor. Halk ve kadın örgütleri eşbaşkanlığı kabul ediyor. Toplumun kabul ettiği bir noktada sistemin de kendisini değiştirmesi ve dönüştürmesi gerekiyor. Topluma, ‘Hayır, mutlaka tek başkanlık olacak’ diye dayatmada bulunursanız asıl kriz o zaman ortaya çıkar. Çünkü toplum tek başkanlık değil, eşit temsiliyet istiyor ve bunun daha doğru olduğunu düşünüyor. Mevzuatlar değiştirilemez değildir. Yasalar ve hukuki çerçeveler toplumun ihtiyaçlarına göre değiştirilebilir ve dönüştürülebilir. Bugün gelinen aşamada yerel yönetimler mevzuatının da değişmesi gerektiği açıktır. Mevcut mevzuat tekçilik üzerinden kendisini dayatıyor ve toplumun, halkların, kadınların ihtiyaçlarını karşılamıyor. Yerel yönetimlerin daha kapsayıcı, demokratik ve katılımcı olabilmesi için hukuki çerçevenin de değişmesi gerekiyor” diye belirtti.   ‘Eşbaşkanlık kaldırılmamalı, yasal güvenceye kavuşturulmalı’   Sofya Alagaş, Sayıştay raporunda eşbaşkanlık uygulamasının kaldırılmasının değil, yasal güvenceye kavuşturulmasının esas alınması gerektiğini belirterek, “Sayıştay raporunun, eşbaşkanlığın yasal dayanağı olmadığını ileri sürerek kaldırılmasını istemek yerine, bu uygulamanın hayata geçirildiği gerçeğinden hareketle mevzuatın değiştirilmesi gerektiğine dikkat çekmesi gerekiyor. Çünkü hiçbir toplum tekçilik üzerinden varlığını sürdüremez. Değişmek, dönüşmek ve kendini yenilemek zorundadır. Bugün Türkiye'de, özellikle Kürdistan'da ihtiyaç duyulan da budur. Eşbaşkanlık sistemi yalnızca bölgede değil, bütün Türkiye'de uygulanabilecek güçlü bir örnektir. Bu nedenle kaldırılması değil, yasal güvenceye kavuşturulması ve yerel yönetim anlayışının bir parçası hâline getirilmesi gerekiyor. Bizim açımızdan bu sistem kadınların, halkların, çocukların ve dillerin kazanımıdır. Çünkü eşbaşkanlığı yalnızca bir kadın ve bir erkeğin belediye yönetiminde yer alması olarak görmüyoruz. Burada esas olan kadın ve erkeğin eşit temsiliyetiyle toplumun yönetime katılması ve kentin bu katılım temelinde yönetilmesidir” dedi.   ‘Eşbaşkanlık farklılıkların bir arada yaşamını esas alıyor’   Eşbaşkanlık sisteminin kentte yaşayan tüm halkların, inançların ve dillerin ihtiyaçlarını gözettiğini dile getiren Sofya Alagaş, “Eşbaşkanlık sistemi, tek bir zihniyet üzerinden değil, kentte yaşayan bütün halkların, inançların ve dillerin ihtiyaçlarını gözeten bir yönetim anlayışını esas alıyor. Bu yönüyle toplumsal çeşitliliği ve demokratik katılımı temsil eden en güçlü örneklerden biridir. Bundan vazgeçmek, tekçi zihniyete teslim olmak anlamına gelir. Bu da bizim doğamıza, kadının doğasına aykırıdır. Doğada hiçbir şey tekçilik üzerinden varlığını sürdürmüyor. Yaşam, farklılıkların ve karşıtlıkların bir aradalığıyla devam ediyor. İnsan ve toplum yaşamında da bunun esas alınması gerekiyor. Asıl aykırı olan, yaşamı tekçilik üzerinden yürütmeye çalışmaktır” şeklinde konuştu.    ‘Eşbaşkanlığa yönelik saldırılar kadın iradesini hedef alıyor’   Cizîr Belediye Eşbaşkanı Güler Tunç ise 2014 yılından bu yana eşbaşkanlık sisteminin kadınların siyasette eşit temsili ve kendi kimlikleriyle var olması açısından önemli bir kazanım olduğunun altını çizerek, “2014 yılından günümüze ilçelerimizden tutalım genel olarak eşbaşkanlık sistemi kabul edildi. Sayın Öcalan’ın önümüze koyduğu paradigmada eşbaşkanlık bizler açısından kırmızı çizgidir. Yıllardır eşbaşkanlığa yönelik saldırılar sürüyor, özellikle kadın eşbaşkanlara yönelik devletin ve sistemin bir saldırısı var. Kadınların ön planda olmasını, kendi kimlikleriyle var olmasını ve çalışma yürütmesini istemiyorlar. Sayıştay raporunda Amed Büyükşehir Belediyesi özgülünde eşbaşkanlık için bir karar vermiş. Yıllardır kadınlar olarak bunun mücadelesini veriyoruz. Kadın eşbaşkanlar gözaltına alındı, tutuklandı, hala dosyalar açılıyor haklarında. Sayıştay ve devletin kararlarına bakmayacağız. Barış ve Demokratik Toplum Süreci iki yıldır sürüyor bir barış olacaksa eşbaşkanlığın tanınması ve kadınların siyasetteki temsilinin tanınması gerekiyor. Ama baktığımızda hala buna dair saldırılar var” sözlerine yer verdi.