‘Özgürlük mücadelesinin yükseldiği yere rızalık vermek boynumuzun borcu’

  • 09:04 30 Ocak 2026
  • Güncel
Nazlıcan Nujin Yıldız
 
İZMİR – Rojava’da açığa çıkan modelin yaşam bulmasının, kapitalist ulus devletleri rahatsız ettiğini ifade eden YJAD Sözcüsü Songül Morsümbül, “Rojava'daki kadınların, çocukların ve insanlığın toplumsal özgürlük mücadelesinin yükseltildiği yere rızalık vermek boynumuzun borcudur” mesajını verdi.
 
HTŞ ve Türkiye destekli çetelerinin Rojava-Kuzey ve Doğu Suriye'ye yönelik saldırıları 6 Ocak’tan bu yana devam ediyor. Saldırıların başladığı günden bugüne birçok kez ateşkes ilan edilmişse de  Demokratik Suriye Güçleri (QSD), yaptığı açıklamalarda HTŞ çeteleri tarafından ateşkesin 20’den fazla kez ihlal edildiğini aktardı. Saldırılara karşı Rojava ve dünyanın dört bir yanında seferberlik ve mücadele de devam ediyor.
 
Yekîtiya Jinên Elewî Yên Demokratîk (YJAD) Sözcüsü Songül Morsümbül, Rojava’ya yönelik saldırılara karşı Rojava’yı savunmanın önemine dikkat çekerek, “Rojava'daki kadınların, çocukların ve insanlığın toplumsal özgürlük mücadelesinin yükseltildiği yere rızalık vermek boynumuzun borcudur” dedi.
 
‘Rojava, kapitalist moderniteyi rahatsız etti’
 
Sözlerine HTŞ çetelerine karşı büyük direniş gösteren kadınları ve halkı anarak başlayan Songül Morsümbül, direnişi büyütmenin herkes için özgürlük getireceğini belirterek, Türkiye’de ve birçok ülkede, basının kara propagandalarına karşı hakikati halka ulaştıran Kürt basınını ve kadın basın çalışanlarını selamladı. Rojava'da insanlık suçu işlendiğini ve bu soykırıma karşı insanlığın seferberlik ruhuyla yaklaşması gerektiğini kaydeden Songül Morsümbül, “Kapitalist gücü elinde bulunduran emperyalist odaklar ya da Sayın Öcalan'ın tarif ettiği gibi kapitalist modernite olarak tanımladığı güçler, kendi kapitalist güruhlarını daha fazla doyurmak için halkları, inançları, kadınları, emekçileri, doğayı bütün canlıları yok etmeyi hedef olarak koyar önüne. 11 yıllık Kobanê direnişinde, 13 yıldır da Rojava’da, bir bütünen özgürlük ideolojisi hayat buldu. Bu ideoloji sadece Kürtlere ait bir ideoloji değil, bir toplumu özgürleştirme perspektifiydi ve bu perspektif, içinde sosyalist bir dünyayı kurgulayan antikapitalistleri, feministleri, ekolojistleri, sayabileceğimiz birçok toplumsal bileşeni yeni bir dünya için heyecanlandıran bir ideolojiydi. Rojava’da büyük bir direniş gerçekleştirildi. Rojava'yı Rojava yapan, bütün halkların, inançların, kadınların ve toplumsal bütün değerlerin bir arada oluşturduğu güçtü ve bu durum kapitalist modernite için her zaman rahatsızlık vericiydi. Rahatsızlık vermesinin temel sebebi de şuydu; bu kadar güçlü bir alternatif ideoloji yaratmak ve mücadeleyi ciddi anlamda örgütleyen bir mekanizmaya dönüşmesiydi. Öyle oldu ki, dünyanın en çirkin erkeklerine karşı güzel kadınların kazandığı devrim olarak, kadın devrimi olarak nitelendirilen Rojava, bütün dünyanın da sahiplendiği bir yer oldu” ifadelerini kullandı.
 
‘DAİŞ’i, kadınların ve halkların mücadelesi geri püskürttü’
 
Songül Morsümbül, Rojava Devrimi sürecinde bütün dünyanın Rojava’yı sahiplenme nedeninin, DAİŞ çetelerinin dünya için bir tehlike yaratması olduğunu dile getirdi. Songül Morsümbül, “DAİŞ öncelikli olarak Orta Doğu'nun başka bölgelerinden başlayıp Êzidîleri katlettiğinde, dünya bu beladan nasıl kurtulacağını düşünüyordu. Dünyanın başına bela olan unsurları, Kürt savaşçıların, gençlerin, kadınların, halkların ve inançların mücadelesi geri püskürttü. Fakat bu geri püskürtmenin karşısında hücreler her zaman canlıydı.  Kapitalist modernite güçleri bunlarla nasıl bir yol alacağına ya da hangi paramiliter güç olarak nerede kullanacağına dair de kurgular yaptı. Bunu Amerika yaptı, Amerika'yla beraber Türkiye yaptı, Türkiye ile beraber İsrail yaptı. Özellikle Rojava üstünde 10 günü aşkın bir süredir büyük bir bela geziniyor. Bu bela ha diyerek de gelmedi” şeklinde konuştu.
 
‘Silahlı mücadele, faşist odaklara karşı verildi’
 
Devlet Bahçeli’nin 1 Ekim 2024'te Türkiye Büyük Millet Meclisi açılışında DEM Partililerle tokalaşmasının ardından başlayan sürece işaret eden Songül Morsümbül, “Orta Doğu'ya barışı tesis etmenin ideolojisinin altyapısını oluşturan, her aşamada politik olarak da sağlıklı zeminlerini oluşturduğunu düşündüğümüz 53 yıllık Kürt Özgürlük Hareketi’yle bir mücadele hattı örgütleniyordu ve bu herkese umut veriyordu. Bir taraftan silahlı bir mücadele vardı ama bu silahlı mücadele, sadece kapitalist modernite güçlerine ve aynı zamanda faşist odaklarına karşı kendi haklarını korumak için kullanılıyordu. Halkların, inançların, kadınların ve erkeklerin birlikte bir mücadele yürüttüğü bir hattı bu hat. 1 Ekim 2024'ten sonra hızla ilerleyen bir barış ve demokratik toplum süreci oldu. Bu süreç ilerlerken ilk aşamada herkes şunu söyledi, Aleviler de dahil olmak üzere; ‘Biz bu sürecin arkasındayız ama aynı zamanda temkinliyiz.’ Çünkü biz daha önce de Türkiye'de süreçlerin çözüm süreci, barış süreci olarak adlandırılıp daha sonra masaların devrildiğine çok tanıklık ettik. Bugün de Kobanê'nin etrafında odaklanan bir çeteci anlayış ısrarla Kürtlere ve Kürtlerin ideolojisine karşı bir savaş başlatmış durumda. Bu savaşı sadece Türkiye'yle tarif etmek kesinlikle eksik bir tarif olur. Bunu ABD'den, İngiltere'den, İsrail'den ya da Avrupa Birliği ülkelerinden bağımsız değerlendirmek de doğru olmaz. Hepsi Rojava'da kazanılan bu devrimin, toplumsal olarak yeniye doğru evirilebileceğinin farkındaydı ve buna müdahale etmek istediler” değerlendirmelerinde bulundu.
 
‘Kürtler soykırım karşısında güçlü bir ideolojiye sahip’
 
Kürt halkı üzerinden bir soykırım yürütüldüğünü vurgulayan Songül Morsümbül, Kürtlerin soykırımlar karşısında güçlü durabilecek ideolojiye ve donanıma sahip olduğunu sözlerine ekledi. Rojava'da ilan edilen seferberliğin Alevilerin de seferberliği olduğunu belirten Songül Morsümbül, “Seferberliği sahiplenmek boynumuzun borcu. Çünkü Aleviler şöyle tarif ediyorlar; Hızır ayının içindeyiz. Hızır zorda ve darda olana gidendir. Coğrafyamız her zaman dağlık ve zor bir bölgedir. Kerbela nasıl Hüseyin'in direnişine tanık olduysa biz bugün Rojava'yı da bir Kerbela meydanı olarak değerlendiriyoruz. Kobanê'yi savunmak, insanlığı savunmaktır. Bütün dünya Kürtlerin bölünmüşlüğü üstünden her ne kadar anti propagandalara dönüştürseler de her ne kadar bölmeye, parçalamaya, yok etmeye çalışsalar da Kürtler kendi sloganını netleştiriyorlar. Rojava Rojhilat e, Kurdistan yek welat e” diye ifade etti.
 
‘Rojava’ya müdahale, barış ve demokratik toplum çağrısına müdahaledir’
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu projenin Orta Doğu'nun kaderini değiştirebilecek ve Orta Doğu'daki kapitalist ulus devletleri hizaya getirebilecek düzeyde bir proje olduğunu belirten Songül Morsümbül, “Bu projeye bugün müdahale edilmesinin, Sayın Öcalan'ın ifade ettiği barış ve demokratik toplum projesine de bir müdahale olduğunun halkların, inançların, kadınların farkında olması ve buna göre de reflekslerini geliştirmesi gerekiyor. Savaş çok boyutlanarak gidiyor. Savaşın kirli yüzünü en fazla çocuklar, kadınlar, yaşlılar ve engelliler yaşıyor. Sayın Öcalan'ın toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini de aşan kadın özgürlükçü bir paradigmayı kendi toplumu içinde 30 yılı aşkın bir süredir ete kemiğe büründürmesi ve bu özgürlük ateşinin kadınların yüreklerinde yanması Türkiye Cumhuriyeti devletinin ideologlarını da ataerkil bakan bütün sistemleri de ulus devletleri de çok ciddi rahatsız ediyor. Kadınların yaşam alanlarını evle, basit işlerle sınırlandıran bir yaşamı politik hat içinde döndürüp bize yaşatıyorlar. Savaş büyüdüğü sürece de kadınlar bu acıları kendi mücadelelerine mihenk taşı yapıp oradan doğru her zaman sıçramayı önlerine hedef olarak koyacaklar. Biz Deniz’in aşağı atılmasını da unutmayacağız. Çünkü bu, ‘Kadınları burada istemiyoruz’ demektir. O topraklardan kadının özgürlükçü anlayışının sökülüp atılmak istenmesi demektir. Kadının saçını orta yerde bir malzeme haline getirenlerin, İran'daki yobaz anlayıştan hiçbir farkı yoktur ama unutuyorlar ki kadının kesilen her saç telinin yerinde binlercesi yeşillenerek çıkar” dedi.
 
‘Kadınlar direnişi kendine ilke olarak aldılar’
 
Saldırılara karşı imza kampanyasının sürdüğünü aktaran Songül Morsümbül, şunları ekledi: “Dünyanın her yerinden kadınlar, sivil toplum örgütü temsilcileri, kadın mücadelesi aktivistleri bu imza kampanyasını destekliyorlar. Bu insanlık suçuna karşı ciddi bir duyarlılık var Avrupa'da ve bu dışarıya da yansıyor. Çok ciddi bir diplomasi atağı var burada. Belki de son 10 yıldır yapmamız gereken bütün diplomasiyi şu 10 güne sığdırdık ama şunu gördük ki, Kürtlerin dostları var. Birbirimize rızalık verirsek, bu rızalık üstünden de özgürlüğümüzü sağlamak daha hızlı ve daha kalıcı olacak. Ben bir sağlıkçı kadın olarak da dünya sağlık örgütlerine, sağlık örgütlerinin daha aktif durması gerektiğini, bu konuda gerçekten insani görevlerini, ettikleri yeminlere bağlılığı gereği daha dik durmaları gerektiğini ifade etmek istiyorum. Kadınlar direnişi kendine ilke olarak aldılar ve varlık deryasının en önemli kalp atışlarının Rojava'da attığının farkındalar. Rojava'daki kadınların, çocukların ve insanlığın toplumsal özgürlük mücadelesinin yükseltildiği yere el uzatmak, el vermek, rızalık vermek boynumuzun borcudur.”