Rojava Dayanışma Günü kapsamında halk buluşmaları
- 20:01 1 Şubat 2026
- Güncel
HABER MERKEZİ - 1 Şubat Dünya Rojava Günü kapsamında Almanya’nın Freiburg ve Mannheim kentlerinde düzenlenen etkinliklerde, Rojava’ya yönelik saldırılar ve Kürt halkının kazanımlarının korunması ele alındı.
1 Şubat Dünya Rojava ile Dayanışma Günü kapsamında Almanya’nın Freiburg kentinde bir halk toplantısı gerçekleştirildi. Toplantı, mücadelede yaşamını yitirenler anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Toplantıda yapılan değerlendirmelerde, devletlerin bu süreçte güvenilir olmadığına dikkat çekilirken, Kürt halkının kazanımlarını korumasının hayati önemde olduğu vurgulandı.
Kobanê direnişinin yeni ve daha güçlü bir mücadele hattı yarattığı ifade edilirken, Rojava’ya yönelik saldırıların yeni bir komplo olduğu ve bu durumun engellenmemesi halinde saldırıların Kürdistan’ın diğer parçalarına yayılabileceği uyarısı yapıldı. Konuşmacılar, alanlarda olmanın, diplomatik çalışmaları geliştirmenin ve Rojava’yı savunma mücadelesini sürdürmenin önemine dikkat çekti.
Mannheim
Aynı gün Mannheim kentinde de Ortadoğu ve Rojava gündemli bir panel düzenlendi. Panele Doktor Dersim Dağdeviren, PYD Almanya Dış İlişkiler Sorumlusu Xalid Derwêş ve Die Linke temsilcisi Alexander Glasner-Hummel katıldı. Panelde konuşan Dersim Dağdeviren, Kürt sorununun çözümüne yönelik geçmiş barış girişimlerine değinerek, ateşkeslerin büyük ölçüde tek taraflı kaldığını ve süreçlerin çeşitli müdahalelerle kesintiye uğradığını ifade etti. Kürt hareketinin tarihsel olarak inkâr ve tasfiye politikalarına teslim olmadığını vurguladı.
PYD temsilcisi Xalid Derwêş, Rojava’da elde edilen kazanımların kalıcı olmasının barışın sağlanmasına ve uluslararası aktörlerin sorumluluk almasına bağlı olduğunu belirtti. Derwêş, Rojava halkının silah değil, eğitim, demokrasi ve eşitlik temelinde bir yaşam istediğini vurguladı. Bölgedeki farklı halkların — Kürtler, Araplar, Süryaniler ve Êzidîler — birlikte yaşam iradesine dikkat çekti.
Xalid Derwêş, şunları ifade etti: “Siyasi diyalog, yerel toplulukların desteği ve uluslararası aktörlerle iletişim, bu sürecin sürdürülebilirliğini belirleyecek temel faktörlerdir. Sürekli temas ve karşılıklı iletişim kanalları, bölgedeki istikrar için hayati önem taşımaktadır. Rojava yönetimi, her zaman diyaloga açık ve iş birliğine hazır bir tutum sergilemektedir. Rojava ve özellikle Qamişlo gibi bölgelerde yaşayan insanlar, yaşamlarını silahlarla değil, eğitim, meslek edinme, çalışma ve normal bir hayat sürme yollarıyla kurmak istiyor. Halk, kendi kaderini tayin etme hakkına ve kendi dillerini özgürce kullanma hakkına sahip olmak istiyor. Bu, bölgedeki toplumun temel talebidir.”
Die Linke temsilcisi Alexander Glasner-Hummel ise Almanya’da Kürt hareketinin yaklaşık 40 yıldır baskı ve kriminalizasyona maruz kaldığını belirtti. PKK yasağı öncesinden bu yana iltica, ifade, basın ve örgütlenme özgürlüklerinin ciddi biçimde ihlal edildiğini söyleyen Glasner-Hummel, bu sürecin bağımsız tarihçiler ve sosyal bilimciler tarafından kapsamlı şekilde araştırılması ve devlet arşivlerinin açılması çağrısında bulundu.
Panel, soru-cevap bölümünün ardından “Jin Jiyan Azadî” ve “Bijî berxwedana Rojava” sloganlarıyla sona erdi.







