AP'nin Rojava gündemli oturumunda neler yaşandı?

  • 10:11 11 Şubat 2026
  • Güncel
Melek Avcı 
 
ANKARA- AP'de düzenlenen özel oturumda, Rojava’daki şiddet kınanırken; Kobanê kuşatmasının kaldırılması ve Suriye'nin geleceği için federatif kapsayıcı bir yönetim modelinin desteklenmesi çağrısı yapıldı.
 
Dün Avrupa Parlamentosu (AP), “Kuzeydoğu Suriye'deki durum, sivillere yönelik şiddet ve kalıcı ateşkesin sürdürülmesi gerekliliği” başlıklı bir oturum düzenledi. Farklı kesimlerinden siyasetçiler, HTŞ ve Türkiye'nin Rojava ve Halep'teki Kürtlere yönelik son saldırılarını kınadı ve sürdürülebilir bir ateşkesin desteklediğini yineledi. Birçok Avrupa Parlamentosu üyesi, bu tür bir şiddete karşı sessiz kalmanın suç ortaklığı anlamına geldiğini vurguladı. Oturum, Rojava’daki Kürt halkını destekleyen partiler arası nadir uzlaşmalardan biri oldu.
 
Tartışma oturumunda parlamenterlerin dikkat çektiği ve öne çıkan önemli noktalar şunlar oldu: 
 
*AB'nin Kürtleri koruma sorumluluğu: Avrupa Parlamentosu üyeleri, AB'nin Kürtleri terk etmemesi gerektiğini vurgulayarak, özellikle Kürt kadınların yanında durma sorumluluğunu öne çıkardılar. Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, Suriye'nin geleceğine yön verecek demokratik ve çoğulcu yönetimin güvenilir bir modeli olarak defalarca örnek gösterildi.
 
*İnsani yardım erişimi ve Kobanê kuşatmasının kaldırılması: Konuşmacılar, Kobanê kuşatmasının derhal kaldırılması ve etkilenen bölgelere insani yardımın engelsiz erişiminin sağlanması çağrısında bulundu.
 
* AB fonları insan haklarına bağlı olmalıdır: Avrupa Parlamentosu üyeleri, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in 9 Ocak'ta Şam'a yaptığı ziyaret sırasında açıkladığı 620 milyon avroluk destek paketi de dahil olmak üzere, AB fonlarının insan haklarına saygı ve kapsayıcı bir siyasi geçişe bağlı olması gerektiğini ve İslamcı veya otoriter bir rejimi sağlamlaştırmak için kullanılmaması gerektiğini vurguladılar.
 
* Kürt hakları için anayasal garantiler: Avrupa Parlamentosu üyeleri, Kürtlerin sivil ve eğitim hakları, siyasi katılım ve özyönetim için anayasal korumalar sağlanmasında ısrar etti. “Kürtler ve diğer azınlıklar, tüm yönetim yapılarında anlamlı bir şekilde temsil edilmelidir” denildi. 
 
*Ortak güvenlik menfaati olarak barış ve istikrar: Suriye'de, özellikle Rojava’da barış ve istikrarın, hem bölgesel hem de Avrupa güvenliği için hayati önem taşıdığı belirtildi. DAİŞ veya diğer cihatçı grupların yeniden ortaya çıkması, Suriye sınırlarının ötesinde doğrudan bir tehdit oluşturduğu söylenildi. Avrupa Parlamentosu üyeleri, Kürt güçlerinin DAİŞ’e karşı mücadelede binlerce kişinin hayatına mal olan güvenilir ortaklar olduğunu vurguladı ve Kürt topluluklarını korumanın gelecekteki güvenlik risklerine karşı koymak için hayati önem taşıdığını savundu. Güvenlik ve demokrasinin birbirinden ayrılamaz olduğunu vurguladılar.
 
 * El-Şera geçiş hükümetinin kınanması: Birkaç konuşmacı, Colani’nin liderliğindeki el-Şera geçiş hükümetinin cihatçı bir zihniyeti yansıtmaya devam ettiği konusunda uyarıda bulundu. Avrupa Parlamentosu üyeleri, Colani’nin geçmişte El Kaide ile bağlantılı gruplarla ilişkisi olduğunu ve mevcut geçiş hükümeti ve silahlı kuvvetler içindeki bazı unsurların da benzer geçmişlere sahip olduğunu hatırlattı.
 
* Kürtlere yönelik saldırılarda Türkiye'nin rolü: Avrupa Parlamentosu üyeleri, Türkiye'nin Kuzey ve Doğu Suriye'deki Kürtlere yönelik saldırılara doğrudan müdahil olduğunu ve destek verdiğini vurguladı. Bazıları, Türkiye'yi insan hakları ihlallerinden ve olası savaş suçlarından sorumlu tutmak için yaptırımlar veya diplomatik baskının artırılması çağrısında bulundu.
 
*Suriye'de kapsayıcı yönetişimin gerekliliği: Tartışma boyunca konuşmacılar, gelecekteki inşa edilecek bir Suriye hükümetinin kapsayıcı ve ülkenin etnik ve dini çeşitliliğini temsil eden, tüm azınlıkların haklarını bağlayıcı anayasal garantilerle koruyan bir yapı olması gerektiğini vurguladılar.
 
Oturumun sonunda, Komisyon Üyesi Dubravka Šuica, Kürtlerin toplumun sosyal dokusunun önemli bir parçası olduğunu ve kapsayıcı bir geçiş süreci ve ulusal uzlaşma yoluyla Kürt haklarının tam olarak korunması gerektiğini vurguladı. Finansman konusunda ise 620 milyonluk destek paketinin geçiş hükümetine değil, güvenlik kontrolünden geçmiş taşeron firmalara ve sivil toplum aktörlerine gideceğini iddia etti.