Kadınların ortak hafızası ‘Demeter’in Bahçesi’nde buluştu 2026-05-04 18:14:59   AMED – “Demeter’in Bahçesi”, kadınların geçmişten bugüne uzanan mücadele birikimini kolektif bir hafızaya dönüştürüyor.   Amed’in Sûr ilçesinde bulunan Cemilpaşa Konağı’nda yazar Gülhan Bişeng’in “Demeter’in Bahçesi” isimli kitabının imza günü ve söyleşisi gerçekleşti. Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Çağlar Demirel, sosyolog Günay Yakut ve Seher Akçınar’ın  konuşmacı olarak katıldığı söyleşiye, çok sayıda kişi katıldı.   İlk olarak konuşan yazar Gülhan Bişeng, kadınların günlük yaşamda yeniden ürettiği direniş ve mücadele pratiklerinden ilhamla hazırlanan kitabın ortaya çıkış sürecini anlattı. Gülhan Bişeng, kolektif hafızanın inşasına katkı sunma amacıyla, jineoloji perspektifiyle farklı disiplinlerden kadınlarla söyleşiler gerçekleştirdiklerini belirtti.   ‘Bu miras kuşaktan kuşağa aktarılıyor’   Söyleşi sürecinde, farklı alanlarda çalışan kadınların deneyimleri arasında güçlü bağlar bulunduğunu fark ettiklerini ifade eden Gülhan Bişeng, “Birbirinden ayrı gibi görünen disiplinlerin aslında ortak bir hafızada buluştuğunu gördük” dedi. Bu birikimin, yüzyıllardır süren kadın mücadelesinin bir sonucu olduğuna dikkat çeken Gülhan Bişeng, bu mirasın kuşaktan kuşağa aktarıldığını vurguladı.   ‘Ortak bir bahçeye bırakılan tohumlar’   Elde edilen verilerin kalıcı hale getirilmesi gerektiğini fark ettiklerini dile getiren Gülhan Bişeng, kitabın bu ihtiyacın bir ürünü olarak ortaya çıktığını söyledi. Her söyleşinin, katılımcıların hem yaşam deneyimlerinden hem de mücadelelerinden süzülen katkılar sunduğunu belirten Gülhan Bişeng, bu katkıların “ortak bir bahçeye bırakılan tohumlar” olarak değerlendirilebileceğini ifade etti.   ‘Bu hafıza güçlü bir tarihsel birikime dayalı’   Ardından konuşan TJA aktivisti Çağlar Demirel ise farklı alanlardan kadınların deneyimlerinin ortak bir hafızada buluştuğunu ve bu hafızanın güçlü bir tarihsel birikime dayandığını dile getirerek, “'Demeter’in Bahçesi’ne bırakılan tohumlar gibi, her katkının barış ve demokratik toplum fikri etrafında yeşermesini hedefledik” dedi.   DÖK’ten TJA’ya   Kadın mücadelesinin geçmişten bugüne uzanan birikimini; düşünsel, ideolojik, felsefi ve politik yönleriyle ele aldıklarını belirten Çağlar Demirel, farklı disiplinlerin sağlık, sosyoloji, emek ve jineoloji gibi alanların birbirini tamamlayan bir bütün oluşturduğunu ifade etti. Çağlar Demirel, kadın hareketinin tarihsel gelişimini feminizmden jineolojiye uzanan bir dönüşüm içinde değerlendirdiklerini söyledi. Çağlar Demirel, Kürt kadın hareketinin özellikle 1990’lı yıllardan itibaren yürüttüğü mücadelenin, toplumsal dönüşümde önemli bir rol oynadığını vurgulayarak, kadınların erkek egemen zihniyete karşı yaşamın her alanında ördüğü mücadele hattının tarihsel kökleriyle birlikte ele alındığını aktardı. Çağlar Demirel, bu süreçte kadın hareketinin DÖK’ten TJA’ya evrilen yapısı ve yürütülen kampanyalarla birlikte toplumsal değişime nasıl ivme kazandırdığının da ortaya konulduğunu ifade etti.   ‘Güçlü bir hafıza oluşturuldu’   Sosyolog Günay Yakut, kitabın temel amacının kadınların kolektif hafızasını görünür kılmak ve kadın emeği ile bilgisini bir araya getirerek arşivlemenin önemine dikkat çekmek olduğunu belirtti. Günay Yakut, farklı alanlardan kadınların aynı mücadelede buluştuğunu vurgulayarak, bu çalışmanın kolektif üretimin ve birlikte hareket etmenin gücünü ortaya koyduğunu ifade etti. Kitapta, kadınların erkek egemen sisteme karşı geliştirdiği ortak mücadele yöntemlerinin ele alındığını dile getiren Günay Yakut, kadın bilgisi, deneyimi ve sezgisi etrafında şekillenen bir toplumsal yapının değişim ve dönüşüm yaratma potansiyelinin de tartışıldığını vurguladı.   Kadınların tarihsel olarak toplumsal yaşamın kurucu unsurlarından biri olduğuna dikkat çeken Günay Yakut, bu birikimin geçmişten bugüne aktarılan güçlü bir hafıza oluşturduğunu belirtti. Söyleşilerin aynı zamanda toplumsal cinsiyet rolleriyle yüzleşme ve bu yapıları sorgulama imkânı sunduğunu ifade eden Günay Yakut, kitabın kadınların birlikte dönüşüm yarattığı bir deneyimi de ortaya koyduğunu kaydetti.   15 kadın 15 hikaye   Son olarak konuşan Sosyolog Seher Akçınar da, kitabın yalnızca akademik bir derleme olmadığını, doğrudan kadınların yaşam deneyimlerine dayandığını belirterek, “15 kadınla yapılan söyleşiler aslında milyonlarca kadının hikayesini barındırıyor. Farklı toplumsal kesimlerden gelseler de ortak noktaları kadın mücadelesi ve özgürleşme arayışıdır” dedi.   İslam feminizmi bağlamındaki katkısına da değinen Seher Akçınar, dinin tarihsel süreçte kadınlar üzerinde bir tahakküm aracına dönüştürüldüğünü ifade ederek, dindar kadınların kutsal metinleri yeniden okuma ve yorumlama çabasının önemli olduğunu söyledi. Bu alandaki tartışmaların Türkiye’de yeni geliştiğine dikkat çeken Seher Akçınar, kadınların ilmi alanlarda yer almasının bu sorgulamayı güçlendirdiğini belirtti.   Kadınların çoklu kimliklerle var olduğunu vurgulayan Seher Akçınar, farklı kimliklerin kesişiminde yaşanan eşitsizliklere dikkat çekerek, kolektif mücadelenin önemine işaret etti. “Farklı kimliklerimizle bir araya gelerek, ortak hafıza ve mücadele üzerinden dayanışma kurmak daha güçlü bir pratik ortaya çıkarır” diyen Seher Akçınar, kitabın bu yönüyle önemli bir örnek sunduğunu ifade etti.   Konuşmaların ardından katılanlar kitaplarını imzalattı.