Amed’in serhildan ruhundan dağlara

  • 09:06 21 Eylül 2026
  • Portre
Rojda Aydın - Nudem Demir
 
AMED - Licê’den Amed’e uzanan bir sürgün hikâyesinin içinde büyüyen Pelda Zinar, serhildanların kentinden direniş alanlarına uzanan yaşamında ardında şiirler ve anılar bıraktı. 2017’de yaşamını yitiren kızını anlatan Şükriye Mızrak ise yıllar sonra aynı sözde buluşarak, “Artık kan dökülmesin, anneler ağlamasın” diyor.
 
Özgürlük mücadelesinde farklı tarihlerde ve alanlarda yaşamını yitiren kişilerin kimlik bilgileri geçtiğimiz günlerde açıklanmıştı. Amed’de Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Aileler ile Yardımlaşma Dayanışma Birlik ve Kültür Derneği (MEBYA-DER) öncülüğünde, özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için geçtiğimiz günlerde anma etkinlikleri gerçekleştirildi. Anılan isimlerden biri de Seher Mızrak (Pelda Zinar) oldu.
 
Amed’in Licê ilçesine bağlı Goçxar köyünden olan Pelda Zinar’ın ailesi, 1990’lı yıllarda devletin baskı ve köy boşaltma politikaları nedeniyle, Pelda Zinar henüz doğmadan köyünü terk ederek Amed’e göç etmek zorunda kaldı. Amed’de dünyaya gelen Pelda Zinar, ailesinin taşıdığı Kürt bilinci içerisinde büyürken kentin serhildan kültüründen de etkilendi.
 
Başarılı bir öğrenci olan ve 14 yıl eğitim gören Pelda Zinar’ın şiir ve edebiyata ilgisi vardı. Gençlik yıllarında kaleme aldığı dizelerde yaşam ve mücadeleye ilişkin düşüncelerini şu dörtlükle ifade etti:
 
“Bir dağ dibinde cesedim çürüyecekse,
 
Ruhum halkımı özgürleştirecekse,
 
Adıma eşkiya değil gerilla denecekse,
 
Bırakın çürüsün.”
 
Gençlik çalışmalarında yer aldı
 
Pelda Zinar, gençlik yıllarında devrimci gençlik çalışmalarında yer aldı. 2013 yılına kadar Kürt gençlerinin örgütlenmesi ve bilinçlendirilmesine yönelik çalışmalarda bulunan Pelda Zinar, bu süreçte çeşitli sorumluluklar üstlendi. 2013 yılının sonlarına doğru yönünü özgürlük mücadelesine veren Pelda Zinar, Amed’den ayrılarak direniş alanlarına katıldı ve birçok alanda yer aldı.
 
Neşeli kişiliği ve yoldaşlığıyla tanınıyordu
 
Birlikte mücadele ettiği arkadaşları tarafından neşeli kişiliği, edebiyata ilgisi ve yoldaşlık ilişkileriyle tanımlanan Pelda Zinar, bulunduğu alanlarda kendisini geliştirdi.
 
1 Temmuz 2017’de yaşamını yitirdi
 
Pelda Zinar, 1 Temmuz 2017’de Avaşîn’de yaşamını yitirdi. Amed’de gençlik yıllarında kaleme aldığı şiirdeki “Ruhum halkımı özgürleştirecekse” sözünü yaşamının merkezine koyan Pelda Zinar’ın yaşamı, ailesinin Licê’den Amed’e uzanan sürgün hikâyesinden direniş alanlarına uzandı.
 
Pelda Zinar’ın günlüğünde “Arkamdan ağlamayın” notu yer alırken, yaşamını yitirmesi hâlinde “Dayê” ezgisi eşliğinde defnedilmek istediğini de not düştü.
 
Pelda Zinar’ı annesi Şükriye Mızrak anlattı.
 
Köyden Amed’e uzanan bir çocukluk
 
Şükriye Mızrak, kızı Pelda Zinar’ın çocukluğundan gençlik yıllarına uzanan yaşamını anlattı. Pelda Zinar’ın Amed’de dünyaya geldiğini söyleyen Şükriye Mızrak, kızını “arkadaş canlısı, güler yüzlü ve hiçbir şeyden korkmayan” biri olarak tanımladı.
 
Mızrak ailesi, 1990’lı yıllarda köylerinin üç kez yakılması nedeniyle Goçxar’dan Amed merkeze göç etti. Yıllar sonra köyde yeniden ev yapan aile, yaz aylarını köyde, kış aylarını ise Amed’de geçiriyor. Kızının Amed’de büyüdüğünü ve liseye kadar okuduğunu belirten Şükriye Mızrak, “Pelda arkadaş canlısı, çok güzel bir çocuktu. Her zaman güler yüzlüydü. Hiçbir şeyden korkmazdı. Okula gideceği zaman sabah erken kalkar, beni öper ve sonra giderdi” dedi.
 
Pelda Zinar’ın gençlik yıllarında çeşitli çalışmalarda yer aldığını söyleyen Şükriye Mızrak, bu nedenle okuldan kendilerine sık sık telefon geldiğini aktardı. Öğretmenlerinin, “Kızınız okula gelmiyor, hareketin çalışmaları içinde” dediğini belirten Şükriye Mızrak, ailesinin ise kızının çalışmalarından haberdar olduğunu ifade etti.
 
‘Gidişiyle gurur duyuyorum’
 
2013 yılında hakkında yapılan bir ihbar nedeniyle gözaltına alınan Pelda Zinar, 5 gün gözaltında kaldıktan sonra serbest bırakıldı. Şükriye Mızrak, kızının serbest bırakılmasının ardından direniş alanlarına katıldığını söyledi. Ailesinin de uzun yıllardır çalışmaların içerisinde olduğunu belirten Şükriye Mızrak, Pelda Zinar’ın bu direnişin içinde büyüdüğünü ifade etti.
 
Kızının kitap okumayı çok sevdiğini anlatan Şükriye Mızrak, “Şehit Nûman hevalin bir gazetesi vardı ve o gazeteyi okurdu. Pelda heval o gazeteyi alıp saklamıştı. O gazete hep Pelda hevalin elindeydi. Gazete elindeyken uyurdu” sözleriyle o günleri anlattı.
 
Kızının gidişinin ardından verilen mücadeleyi anlatan Şükriye Mızrak, kızının yaşamını yitirdiği haberini aldığında söylediği sözleri de hatırlattı. Şükriye Mızrak, “Ailemin, gerillaların, Serok Apo’nun ve Kürt halkının başı sağ olsun” dediğini belirtti.
 
‘Düşman sevinmesin diye ağlamayacağım’
 
Şükriye Mızrak, Pelda Zinar’ın ardından ağlamamasının yalnızca bir tercih değil, kızına verdiği bir söz olduğunu belirtti. Pelda Zinar’ın günlüğüne “Ben şehit düştüğümde ağlama” yazdığını söyleyen Şükriye Mızrak, kızının vasiyetini yerine getirdiğini ifade etti. Şükriye Mızrak, şöyle konuştu: “Ben çalışmalara bugün katılmış biri değilim; yıllardır bu çalışmaların içindeyim. Düşman sevinmesin diye asla ağlamayacağım. Kızım günlüğüne ‘Ben şehit düştüğümde ağlama’ diye yazmıştı. Bu yüzden kızımın vasiyetini yerine getirdim ve hiç ağlamadım.”
 
Pelda Zinar’ın arkadaşlarıyla ve çocuklarla kurduğu ilişkiyi de anlatan Şükriye Mızrak, kızının herkese karşı saygılı ve içten olduğunu söyledi. Kızının Kürt halkına yönelik yaşananlara karşı sessiz kalmadığını belirten Şükriye Mızrak, Pelda Zinar’ın köylerin yakılmasına ilişkin sözlerini şöyle hatırlattı: “Kızım, devletin Kürt halkına yaptığı zulmü kabul etmezdi. ‘Bu bir zulümdür, bu zulüm kabul edilemez. Bütün halkın birbirine sahip çıkması gerekir. Köylerde insanlar ve hayvanlar nasıl canlı canlı yakılır? Bu nasıl kabul edilir?’ derdi. Kızım bu zulme karşı direnişe katıldı.”
 
‘Kürdistan hepimizindir’
 
Kızının ardından geriye kalan sözlerin yalnızca bir annenin acısını değil, aynı zamanda yıllardır taşıdığı talepleri de anlattığını belirten Şükriye Mızrak, kimliğin ve dilin tanınmasını, özgür bir Kürdistan’ın kurulmasını istediğini söyledi. Çocuklarının taleplerinin yerine getirilmesi ve kalıcı bir barışın sağlanması çağrısında bulunan Şükriye Mızrak, Kürt halkının birlik olması gerektiğini belirterek, “Bu şehitler hepimizin şehitleridir. Kürdistan hepimizindir. Birlikte eşit bir şekilde yaşayalım” dedi.
 
‘Artık anneler ağlamasın’
 
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne de değinen Şükriye Mızrak, verilen sözlerin arkasında durulması gerektiğini ifade etti. Yıllardır evlat acısının ağırlığını taşıyan bir anne olarak başka annelerin aynı acıyı yaşamamasını istediğini belirten Şükriye Mızrak, şöyle konuştu: “Bu barışı sonuna kadar kalıcı bir şekilde sağlamak gerekir. Artık kan dökülmesin. Biz şehit verdik, başka şehitler olmasın. Artık anneler ağlamasın. Annelerin hepsi birdir. Hepsinin evlat acısı aynıdır.”
 
Goçxar’dan Amed’e uzanan yaşamında köy yakmaların, göçün ve evlat acısının izlerini taşıyan Şükriye Mızrak, kızının ardından gözyaşından çok sözlerini büyütüyor. Pelda Zinar’ın gidişiyle duyduğu gururu barış talebiyle yan yana getiriyor. Bir annenin hafızasında ise Pelda Zinar; sabahları annesini öperek okula giden, kitaplarını elinden düşürmeyen, güler yüzlü ve korkusuz bir çocuk olarak yaşamaya devam ediyor.