HDK’den 8 Mart deklarasyonu 2026-02-21 13:01:37   İSTANBUL - HDK, “Sınırları aşan kadınlar demokratik toplumu kuruyor” şiarı ile 8 Mart deklarasyonunu duyurarak kadınların örgütlü mücadelesinin demokratik toplumun kurucu gücü olduğunun altı çizildi.   Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında hazırladığı deklarasyonu HDK Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısıyla kamuoyuna açıkladı. Salonda “Sınırları aşan kadınlar demokratik toplumu kuruyor” yazılı pankart asılırken basın metnini HDK Kadın Koordinasyonu Üyesi Helin Onuk okudu. Ardından HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş konuştu.   ‘Kadın mücadelesi direniş çizgisinin devamı’   Deklarasyonda, 1857’de “eşit işe eşit ücret” talebiyle greve çıkan ve katledilen 129 kadın ile Mirabel Kardeşler anıldı. Ayrıca Rojava’da özgür bir yaşam için mücadele eden kadınlar ile eşit ve özgür bir yaşam mücadelesinde yaşamını yitiren, katledilen ve kaybettirilen tüm kadınlara atıf yapıldı. Cezaevlerinde tutsak bulunan kadınlara selam gönderilen açıklamada, siyasi operasyonlar, anti-demokratik yasalar ve yargı süreçleri “kadınların barış ve özgürlük mücadelesine yönelik saldırı” olarak tanımlandı. Kadın Meclisleri, Migros direnişinde öncü rol üstlenen kadınların mücadelesinin tarihsel direniş çizgisinin güncel bir devamı olduğunu vurguladı.   ‘Öz örgütlülük öz savunmadır’   Her 8 Mart’ta kadınlar ve LGBTİ+’ların erkek egemenliğine, savaşa ve sömürüye karşı alanlarda olduğunu dile getiren Helin Onuk, “Her 8 Mart’ta ortak sesle haykırıyoruz: Yaşasın Kadın Özgürlük Mücadelemiz. Erkek egemen sistem yalnızca baskıyla değil; örgütlü sömürü, savaş ve suç politikalarıyla kadınlara, çocuklara ve tüm topluma karşı suç işliyor. 2025 yılında en az 299 kadın ve 64 çocuğun erkek şiddeti sonucu hayatını kaybetti. 2026 yılı ise daha ilk aylarından itibaren bölgesel çatışmaların yükseldiği; erkek-devlet şiddetinin ve patriarkal saldırıların arttığı bir dönem olarak dayatılıyor” dedi. Kadın dayanışmasının büyüdüğüne dikkat çeken Heliin Onuk, “Bizler bu umudu ‘Öz Savunma Yaşatır’ diyerek örgütlüyoruz. Mahallelerden kampüslere, işyerlerinden meydanlara kadar öz örgütlülüğümüzü güçlendiriyoruz. Çünkü biliyoruz: Öz örgütlülük öz savunmadır” dedi.   ‘İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz’   İktidarın 2025 yılını “aile yılı” ilan etmesine tepki gösteren Helin Onuk, “Kadınları yok sayan politikaları tanımıyoruz. İstanbul Sözleşmesi’nden ve kazanımlarımızdan vazgeçmiyoruz LGBTİ+’lara yönelik kriminalizasyon ve nefret siyasetine karşı çıkıyoruz” dedi. Helin Onuk, eşit yurttaşlık ve temel haklarımızı savunuyoruz” vurgusu yaparak kadın emeğinin sömürüsüne ilişkin ise, “‘Aile 10 Yılı’ adı altında kurumsallaştırılmak istenen esnek ve güvencesiz emek rejimine karşı mücadele ediyoruz. ‘Komşu Anne’ gibi uygulamalarla bakım emeğimizin sömürülmesini kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.   'Kadın dayanışması sınır tanımıyor'   Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında kadınlara yönelik saldırılara işaret eden Helin Onuk, “Filistin’de, İran’da, Afganistan’da ve Rojava’da direnen kadınların mücadelesi bizim mücadelemizdir. Kadın özgürlüğünün güvence altına alınmadığı hiçbir barış kalıcı olmayacaktır. Demokratik toplum ancak kadınların örgütlü mücadelesiyle gerçek anlamına kavuşacaktır” sözleriyle son buldu.   Ardından HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş konuştu.   ‘Kadınlar ortak siyasal irade için bir arada’   Erkek egemen kapitalist sisteme karşı kadınların ortak siyasal iradesini ortaya koymak üzere bir araya geldiklerini belirten Meral Danış Beştaş, açıklamanın aynı zamanda 8 Mart’a giderken bir mücadele programı niteliği taşıdığını vurguladı. Meral Danış Beştaş, “Erkek egemen kapitalist sistem krizine karşı kadınların ortak siyasal iradesini ilan etmek için bugün bir aradayız. Nasıl bir tarihsel eşikte durduğumuzu, kadınlara yönelik şiddetin hangi boyutlarda olduğunu ve 8 Mart’ı nasıl karşılayacağımızı ortaya koyuyoruz. Bu metin sadece bir çağrı değil, örgütlü iradenin beyanıdır” dedi.   ‘Kriz eşit yaşanmıyor’   Türkiye’nin derin bir siyasal ve ekonomik krizden geçtiğini söyleyen Meral Danış Beştaş, bu krizin toplumsal kesimler açısından eşitsiz sonuçlar doğurduğunu ve yükün kadınların omzuna yıkıldığını ifade etti. Meral Danış Beştaş, “Türkiye’nin derin bir siyasal ve ekonomik kriz içinde olduğunu hepimiz biliyoruz. Ancak bu kriz herkes için aynı yaşanmıyor; en ağır yük kadınların, gençlerin ve emekçilerin omuzlarına bindiriliyor. Erkek egemen kapitalist sistem kendi krizini kadınların emeği, bedeni ve yaşamı üzerinden yönetmeye çalışıyor” şeklinde ifade etti.   ‘Kadın katliamı sistematiktir’   Kadına yönelik şiddetin politik niteliğine dikkat çeken Meral Danış Beştaş, kadın katliamlarının münferit değil sistematik olduğunu söyledi. 20 Şubat’ta katledilen 6 kadının isimlerini anarak bunun bir istatistik değil, bir kadın kırımı olduğunu dile getirdi. Meral Danış Beştaş, “Kadın cinayetleri münferit değildir; sistematiktir ve bir kadın kırımı yaşanıyor. Sadece 20 Şubat’ta Filiz Şaban Gül, Aylin Polat, Gönül Alkan, İlknur Kor, Kübra Kılıç ve Zeynep Ayaz katledildi. Bunlar bir veri değil, yaşamları ellerinden alınmış kadınlardır” diye belirtti.   ‘6284’ün uygulanmaması tercihtir’   Kadın katliamlarının bireysel öfke olarak sunulmasına tepki gösteren Meral Danış Beştaş, bunun erkek egemenliğinin iktidar krizi olduğunu ifade ederek 6284 sayılı yasanın uygulanmamasının siyasal tercih olduğunu belirtti. Meral Danış Beştaş, “Kadın cinayetlerinin bireysel öfke olarak ifade edilmesini reddediyoruz. Bu, erkek egemenliğinin iktidar krizidir ve kadınların özgürleşme iradesine verilen politik bir yanıttır. 6284’ün uygulanmaması bir ihmal değil, siyasal tercihtir; cezasızlık politikaları da bilinçli bir tercihtir” dedi.   ‘Kadın yoksulluğu ve görünmeyen emek’   Kadın işsizliğinin yüzde 30’a dayandığını belirten Meral Danış Beştaş, genç kadın işsizliğinin daha da yüksek olduğunu, kadın emeğinin güvencesizleştirildiğini ve ev içi emeğin görünmez kılındığını ifade etti. Meral Danış Beştaş, “Kadın işsizliği yüzde 30’a dayanmış durumda, genç kadın işsizliği çok daha yüksek. Çalışan kadınlar güvencesiz ve düşük ücretli işlere mahkûm ediliyor; eşit işe eşit ücret hâlâ karşılanmamış bir taleptir. Ev içi emek görünmeyen ve ücretsiz bir emektir, kadınların doğal görevi gibi sunulmasını reddediyoruz” diye belirtti.   ‘Genç kadınlar ve LGBTİ+’lara yönelik saldırılar’   Genç kadınların barınma ve geçim sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu, itiraz eden bir gençlik yerine sessiz bir kuşak yaratılmak istendiğini belirten Meral Danış Beştaş, LGBTİ+’lara yönelik nefret politikalarının arttığını ifade etti. Meral Danış Beştaş, “Barınma, yurt, kira ve geçim sorunu genç kadınların hayatını kuşatmış durumda. İtiraz eden gençlik yerine bağımlı ve sessiz bir kuşak yaratılmak isteniyor ama genç kadınlar susmuyor. LGBTİ+’lara yönelik nefret söylemi sistematik biçimde artırılıyor; buna karşı dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz” şeklinde ifade etti.   27 Şubat ve barış süreci   Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne değinen Meral Danış Beştaş, kadınların özgür olmadığı bir sistemde demokratik toplumun kurulamayacağını vurguladı ve 27 Şubat’a dikkat çekti. Meral Danış Beştaş, “27 Şubat’a yaklaşıyoruz. Kadınların özgür ve eşit olmadığı bir sistemde demokratik toplum inşa edilemez. Kadın özgürlüğü güvence altına alınmadan hiçbir barış kalıcı olmayacaktır; demokratik toplum kadınların örgütlü iradesiyle kurulacaktır” şeklinde konuştu.   ‘8 Mart tarihsel bir eşiktir’   8 Mart’ın yalnızca bir gün olmadığını söyleyen Meral Danış Beştaş, alanlarda örgütlü biçimde karşılanacağını ifade etti. Öz savunma kampanyasını büyüteceklerini belirtti. Meral Danış Beştaş, “8 Mart bizim için sadece bir gün değil, mücadelemizin görünür olduğu tarihsel bir eşiktir. Şiddete, yoksulluğa ve nefret siyasetine karşı mahallede, kampüste ve iş yerinde örgütlenerek karşılayacağız. Öz savunma yalnızca fiziksel değil politik bir duruştur; örgütlenmektir ve yan yana gelmektir” dedi.   Meclis, toplantısına basına kapalı şekilde devam etti.