8 Mart ile Özgür ve Demokratik Topluma (15) 2026-03-06 09:01:37   Gözetim ve yasaklar altında direnen kadınlar   Melek Avcı   ANKARA - Taliban’ın yasakları Afganistanlı kadınları tecrit altına alırken, kadınlar kamusal hayattan silinmeye karşı direnişi sürdürüyor. Aktivist Bahar Khamosh, dayanışmanın “unutulmaya izin vermemek” anlamına geldiğini söyledi.   8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadınların eşitlik, özgürlük ve insanca yaşam talebinin tarihsel birikimini bugüne taşıyan; emeğe, bedene ve hayata yönelik şiddete karşı kolektif itirazın görünür olduğu bir gün olarak öne çıkıyor. Dünyanın birçok yerinde kadınlar, hak gasplarına, yoksulluğa ve savaş politikalarına karşı yaşamı savunmaya devam ederken, kadın hareketinin mücadelesi de her yıl yenilenerek büyüyor.Kadınların her türlü engelleme karşısında direnişini  her yıl yenileyerek sürdürdüğü ülkelerden biri de  Afganistan.    Dosyamızın bu bölümünde Afganistan’daki baskılar ve bu baskılar karşısındaki direnişe dikkat çekiyoruz.    Afganistan’da Taliban yönetimi, 2021’de yeniden iktidara gelmesinden bu yana kadınlara yönelik kısıtlamaları kademeli olarak artırırken, son dönemde uygulamaya konulan yeni düzenlemeler bu süreci daha da derinleştirdi. Kız çocuklarının ortaöğretim ve üniversite eğitimi büyük ölçüde durdurulurken, kadınların birçok kamu kurumu ve sivil toplum kuruluşunda çalışması yasaklandı ya da ciddi biçimde sınırlandırıldı. Kadın yazarların kitapları müfredattan çıkarıldı ve kadın konularına ilişkin dersler iptal edildi.   Kadınların bir erkek olmadan seyahat etmeleri yasaklandı; parklara, spor salonlarına ve bazı kamusal alanlara girişleri engellendi. Sağlık alanında ise özellikle hemşirelik ve ebelik eğitimine getirilen yasaklar, zaten yüksek olan anne ve bebek ölüm oranlarına ilişkin endişeleri artırdı. Üreme sağlığı ve doğum kontrol hizmetlerine erişim de fiilen engelleniyor; klinik ve doğum kontrol ürünleri azaldı ya da ortadan kalktı. Kadınların erkek doktorlara muayene olmasının sınırlandırılması ve kadın sağlık çalışanı sayısındaki düşüş, temel sağlık hizmetlerine erişimi daha da güçleştirdi.   Kadın hakları aktivistleri ve hak savunucuları, bu politikaların yalnızca kadınların kamusal hayattan dışlanmasına yol açmadığını, aynı zamanda ekonomik bağımsızlıklarını, ruh sağlığını ve toplumsal statülerini de derinden etkilediğini belirtiyor. Artan sosyal tecrit, yoksulluk ve belirsizlik ortamı, Afganistan’da kadınların ve kız çocuklarının geleceğine ilişkin kaygıları büyütmüş durumda.   Taliban’ın ülkede kadınları hedef alan politikalarına ilişkin aktivist Bahar Khamosh değerlendirmelerde bulundu.    ‘Umutsuzluk intihar vakalarını arttırdı’ Ülkede kadınların ve kız çocuklarının birçok düzeyde eğitiminin durdurulduğunu söyleyen Bahar Khamosh, “Bu mahrumiyet, genç kadınlar arasında umutsuzluk, depresyon ve hatta intihar vakalarının artmasına yol açmıştır. Gizli eğitim girişimleri ya da yeraltı ağları şeklinde bazı çabalar bulunmaktadır; ancak bu çözümler sınırlı, riskli ve yetersiz kalıyor. Diğer bir mesele ise hemşirelik ve ebelik alanındaki eğitim yasakları; özellikle anne ölüm oranlarının zaten yüksek olduğu bir ülkede insani krizi daha da derinleştirebilir. Geriye kalan kadın doktorlar ağır baskı altında çalışmaktadır; ancak tehditlere rağmen sağlık hizmetlerini sürdürmeye çalışmaktadırlar” sözlerini kullandı.   ‘Kadınlar doktor bulamadığı için tedavi olamıyor’   Kadınların sağlık hizmetine erişememesi ve erkekler olmadan hareket etmelerine izin verilmemesine ilişkin Bahar Khamosh, “Kadınların erkek refakati olmadan dışarı çıkmalarına getirilen kısıtlamalar, sağlık hizmetlerine erişimlerini de zorlaştırmıştır. Pek çok kadın, ‘mahremi’ olmadığı ya da kadın doktor bulunmadığı için tedavi olamamaktadır. Bu durum doğrudan onların sağlığını ve hayatını tehlikeye atmaktadır” dedi.   ‘Kadınların kimliği zayıflatılıyor’   Kamusal alanda ve tüm alanlarda Taliban tarafından denetim ve gözetim hissinin kadınlarda ciddi bir psikolojik etki de yarattığını ifade eden Bahar Khamosh, “Giyim kuşamdan davranışlara kadar sürekli gözetim hissi, kadınların psikolojisi üzerinde derin bir etki bırakmaktadır. Bu devamlı baskı, kaygıya, özgüven kaybına ve değersizlik duygusuna yol açıyor. Böyle bir ortam, kadınların kişiliğini ve bireysel kimliğini zayıflatmaktadır. Tabii bu kısıtlamalar erkekleri de zor bir duruma sokarak, onları zorunlu olarak ‘bakıcı ve gözetmen’ rolüne itiyor. Bu durum aile ilişkilerini zorlayabilir ve tüm aile üyeleri üzerinde psikolojik stresi de arttırabiliyor” diye konuştu.   Hiçbir kısıtlama kalıcı değil inancı   “Bugün, her zamankinden daha fazla, ‘Ekmek, İş, Özgürlük’ sloganı kadınların temel taleplerini ifade ediyor” diyen Bahar Khamosh, “Çalışma hakkı, geçim hakkı ve seçim hakkı… Geleceğe dair umut, tarihin hiçbir kısıtlamanın kalıcı olmadığını ve kadınların her zaman geleceği şekillendirmede rol oynadığını gösterdiği inancına dayanıyor” dedi.   ‘Afgan kadınların direnişi desteklenmeli’   Direniş biçimlerinin çeşitlilik gösterdiğini söyleyen Bahar Khamosh, dayanışmaya da ihtiyaçları olduğunu ifade etti. Bahar Khamosh, “Direniş biçimleri çeşitlilik gösteriyor; sivil protestolardan farkındalık yaratma faaliyetlerine, gayri resmi eğitime ve destek ağlarına kadar sayabiliriz. Bu eylemler, sınırlı olsa da irade ve umudun canlı olduğunu gösteriyor. Dünyadaki kadınlara mesajım, dayanışmalarını eyleme dökmeleri; farkındalık yaratarak, hükümetlere baskı yaparak ve Afgan kadınlarının haklarıyla ilgili girişimleri destekleyerek bu durumun unutulmasına izin vermemeleridir” diye belirtti.