İranlı Mediss Tavakkoli: İranlıların en büyük düşmanı İran Cumhuriyeti 2026-03-23 09:01:13   Öznur Değer   WAN – İran ile ABD-İsrail arasındaki savaşı değerlendiren İranlı aktivist Mediss Tavakkoli, Ocak ayında İran rejimi tarafından katledilen insanların sayısının gizlendiğini belirterek, “Tarih hepimizi yargılayacak ve İran özgür olacak. Bu savaşı biz istemedik. İranlıların en büyük düşmanı İran Cumhuriyeti. Bu düşmanlardan kurtulmamıza yardım eden herkese gerçekten minnettar olacağız” dedi.   İsrail-ABD ile İran arasında 28 Şubat’ta başlayan savaş dördüncü haftasına girdi. Üç hegemon güç arasında süren savaşta, aralarında çocukların da olduğu çok sayıda sivil yaşamını yitirirken, siviller için güvenli bölgeler de oluşturulmuyor. Öte yandan İran rejiminin haftalardır sürdürdüğü internet kesintisi nedeniyle yurttaşlar İran’daki yakınlarına ulaşmakta zorlanıyor. Savaşın bilançosunun her geçen gün ağırlaştığı ve faturasının sivillere ödetildiği değerlendirilirken, İran halkının temel talebinin özgürlük olduğu belirtiliyor.   İranlı psikoterapist, yazar ve insan hakları savunucusu Mediss Tavakkoli, devam eden savaşa ilişkin değerlendirmelerde bulundu.   ‘Savaş üç temel başlığa dayanıyor’   28 Şubat’ta başlayan savaşın İran ile değil, İran İslam Cumhuriyeti ile ABD-İsrail arasında başladığını ifade eden Mediss Tavakkoli, bunun Haziran ayında başlayan savaşın ikinci bölümü olduğunu vurguladı. On iki gün süren savaşın, neredeyse tüm ülkeler arasında varılan evrensel bir anlaşmayla sonuçlandığını kaydeden Mediss Tavakkoli, “Bu savaşın üç temel üzerine kurulduğunu söyleyebilirim: nükleer bomba, füzeler ve İslam Cumhuriyeti rejiminin yarattığı ve finanse ettiği vekil gruplar. Şu anda bunlar dünya barışı açısından en önemli başlıklar arasında yer alıyor. Bu savaş da esas olarak bu nedenle çıktı” dedi.   ‘Sahip olduğunuz en önemli şey ifade özgürlüğü değil, idam edilmemek’   Başta kadınlar olmak üzere halkın özgürlük konusunda ortak bir görüşe sahip olduğunu ifade eden Mediss Tavakkoli, “Bu sadece onurlu yaşamakla ilgili. Aynı zamanda güvenlikle ve yurttaş olarak kabul edilmekle ilgili; herkes yasa ve adalet önünde eşit olmalı. Sahip olduğunuz en önemli şey yalnızca konuşma ya da ifade özgürlüğü değil. Mesele, ne giymek istediğinizi seçtiğiniz için idam edilmeyeceğinizden, tecavüze uğramayacağınızdan emin olabilmenizdir” diye konuştu.   ‘Rejim interneti ele geçirdi’   İran’da yaşanan savaş nedeniyle büyük bir kaos olduğunu kaydeden Mediss Tavakkoli, “Bahsetmek istediğim bazı önemli noktalar var. İran’da insanların internet erişimi neredeyse üç haftadır yok. İnternet erişiminin olmadığı, uyduların denetim altına alındığı ve uluslararası medyayı kullanmanın çok zorlaştığı bir dönemde insanlar nerelerin bombalandığını, o kırmızı bölgeden nasıl çıkacaklarını bilmiyor. Neler olup bittiği konusunda bilgilendirilmiyorlar ve bu korkunç bir durum. İnterneti kontrol altına alan da İslam Cumhuriyeti rejimi. Bu nedenle lütfen bunu yalnızca savaş kavramı içinde değerlendirmeyin. Evet, bu bir savaş. İnsanlar savaşta çeşitli şeyler yaşar. Ama bu savaşta İslam Cumhuriyeti rejimi siviller için interneti kesti. Asıl mesele şu: alarm yok, sığınak yok ve insanlar nereye gideceklerini bilmiyor. Herkesin bilmesini istediğim nokta bu. Ve bu durumda bile, bildiğim kadarıyla, sokakta yaklaşık 20 kişi başlarından vurularak öldürüldü. Ve bunu kim yaptı? İslam Cumhuriyeti rejimi” sözlerini kullandı.   ‘Neden kimse rejimin uygulamalarından söz etmiyor?’   İran’da yaşanan son duruma dikkat çeken Mediss Tavakkoli, “İran’da Ocak ayındaki protestolar sırasında tutuklanan kişilerin yargı süreçleri hızlandırıldı. Onlara çok ağır ve acımasız cezalar veriliyor; birçoğuna ölüm cezası ve uzun süreli hapis cezaları veriliyor. Ve bunu kim yaptı? İslam Cumhuriyeti rejimi. O halde neden dünyada birçok insan sadece savaş, savaş, savaş diye konuşuyor? Bu savaş sürerken İslam Cumhuriyeti rejiminin uyguladıklarından neden söz edilmiyor? Bir diğer konu da, bu sabah öğrendiğim kadarıyla, yollardaki kontrol noktalarında çok saldırgan uygulamaların olması ve insanlara çok kötü davranılması. İnsanlara SMS gönderiyor ve onları tehdit ediyorlar. Bunlar, savaş koşullarında yaşananlardan yalnızca birkaçı. Dünyaya ve gazetecilere şunu söylemek istedim: İran’daki durum ve bu savaşla ilgilenmeniz elbette önemli. Ancak lütfen bu gerçekleri de göz önünde bulundurun ve bunlara da dikkat edin” dedi.   ‘İran’da kadınlar 200 yıldır demokrasi talebinde bulunuyor’   İran’da kadınların her zaman demokrasi arayışında ve talebinde bulunduğunu dile getiren Mediss Tavakkoli, bu sürecin yaklaşık 200 yıldır devam ettiğini ve kadınların 48 yıldır bu rejime karşı hakları için mücadele ettiğini söyledi. Mediss Tavakkoli, “Tam olarak ne oldu ve neler kayda geçti? 1 Mart 1980’de, İslam Devrimi’nin kuruluşunun ilk yılında, kadınların ortaya çıkıp haklarını talep ettiğine dair birçok videomuz var. Mesele, bizim 2022’den bu yana mücadele ediyor olmamız değil. İranlı kadınların istediği İran çok basit: yurttaş olarak, insan olarak kabul edilmek; barış, onur ve adalet içinde yaşamak. Bu, cinsiyetin ötesinde bir mesele. Bu yüzden özgürlük mücadelesinin ön saflarında kimin yer alacağının benim için çok büyük bir önemi yok. Bir toplumdan söz ederken, onun yalnızca kendilerini farklı unvanlarla tanımlayan insanlardan oluşmadığını da görmek gerekiyor. Bu nedenle her şeyi cinsiyetin ötesinde değerlendiriyorum. Kadınların ya da erkeklerin öncü olmasına dair bir soru işareti taşımıyorum. Benim için en önemli şey, ön saflarda yer alan insanların herkesin eşit olduğuna ve insan onuruna içtenlikle inanmasıdır. Kadınlar özgürlük istiyor ama savaş istemiyor. Çünkü bu savaş bizim istediğimiz ya da talep ettiğimiz bir şey değil. Bu, dünya siyasetinin düzeyinde gelişen bir durum. Bizim talebimiz değil” diye belirtti.   ‘İslam Cumhuriyeti rejimi terörist bir grup’   İran’da demokrasi olmadığının altını çizen Mediss Tavakkoli, rejimi “terörist bir grup” olarak nitelendirdi. Savaşın birçok ülkeyi farklı açılardan etkilediğini kaydeden Mediss Tavakkoli, “Ben bir politikacı değilim, yalnızca gördüklerimi söylüyorum. Ama bazı durumlarda şunu söyleyebilirim ki, mevcut İslam Cumhuriyeti rejimiyle İran’ın dünya ekonomisinde bir yeri yok. Belki en önemli başlık petrol ve petrolle bağlantılı alanlar olabilir; bu da dünya için belli ölçüde sorun yaratabilir. Ama genel olarak sanırım Avrupa ya da Batı ülkeleri açısından en büyük endişe büyük göç dalgalarının ülkelerine yönelmesiydi ve neyse ki bunun yaşanmayacağını düşünüyorum. Hatta birçoğumuz, İran özgürleştiğinde ülkemize geri döneceğiz” ifadelerini kullandı.   ‘Savaş en kısa sürede sona ersin, terörizm bitsin’   Bu savaşın 2018’den beri planlandığını söyleyen Mediss Tavakkoli, durumun saniyeler içinde değişebildiğine dikkat çekti. Mediss Tavakkoli şöyle devam etti: “Örneğin, dün Laurie hayattayken birçok kişi onun geçiş döneminde iktidara getirilecek kişi olacağını düşünüyordu. Ancak öldükten sonra birçok insan şok oldu. Bu savaşın, İran’daki sivil halkın ve oradaki yapıların en az zarar göreceği şekilde, en kısa sürede sona ermesini ve terörizmin İran’da kökünden yok edilmesini diliyorum. Kadınların, çocukların, azınlıkların, yaşlıların ve engelli bireylerin savaşın sonuçlarıyla karşı karşıya kalması çok üzücü. Bu savaşın gerçekten en kısa sürede sona ermesini istiyorum.”   ‘İran’ın doğusunda en az 80 bin kişi katledildi’   Savaşlarda yaşamını yitirenlere değinen Mediss Tavakkoli, “Batı ülkelerindeki birçok insan kendisini her şeyi anlayan taraf olarak görüyor, İran halkını ise ‘aptal’ sanıyor. Hayır, siz anlamıyorsunuz. Savaş var ve insanlar ölüyor. ‘İsrail çok kötü, Gazze’de şöyle yapıyor’ diyorsunuz. ‘Savaş var ve insanlar ölüyor’ diyorsunuz; bu elbette bir gerçek. Ama bununla tam olarak neyi kastediyorsunuz? Gerçekten bunun hangi boyutuyla ilgileniyorsunuz? Ölen insan sayısıyla mı ilgileniyorsunuz? O halde size bir şey söyleyeyim: Şu ana kadar kaç kişinin öldüğünü bilmiyoruz. Ama şunu bilmenizi isterim ki, bu yılın Ocak ayında yalnızca bir hafta içinde İran’ın doğusunda en az 80 bin kişi katledildi. Peki, bana dünyada yaşananlara dair bunun kadar çarpıcı başka örnekler verebilir misiniz? Ya da İran’da Covid-19 aşısının yasaklanması nedeniyle kaç kişinin öldüğünü hiç duydunuz mu? İran İslam Cumhuriyeti rejiminin yönetimi altında her yıl kaç kişinin öldüğünü biliyor musunuz? Evet, bu bir savaş; çok zor, çok çetin ve çok acı verici. İnsanlar ölüyor. Bu bir gerçek. Ama asıl mesele şu: neden bunlar hakkında konuşmuyorsunuz” dedi.   ‘Savaş iki ülke arasında geçiyor ve insanlar ölüyor’   “Savaş iki ülke arasında geçiyor ve insanlar ölüyor” diyen Mediss Tavakkoli, şunları dile getirdi: “Ama neden İran halkının, İran’daki insanların, kendi rejimlerinin eliyle öldürüldüğünden söz etmiyorsunuz? Neden bunu umursamıyorsunuz? Neden bunu açıkça söylemiyorsunuz? Sanırım dünyada ilk kez, hiçbir perde ya da gölge olmadan, İran halkının, yani yaklaşık 90 milyon insanın, Filistin’deki direniş kavramı içinde bu kadar açık biçimde yer aldığı bir tabloyla karşı karşıyayız. Çünkü rejimin yıkılması durumunda — ki bunun her an olmasını diliyorum — bu direniş anlayışının en güçlü finansman kanalı ortadan kalkacak. Bu da özellikle anti-emperyalizm kavramlarına dayanan sol çevreler açısından dünyada birçok şeyi değiştirecek.”   ‘Tarih hepimizi yargılayacak ve İran özgür olacak’   Ocak ayında katledilenlere dair verilerin rejim tarafından kabul edilmediğini paylaşan Mediss Tavakkoli, “Çünkü ölen insanların sayısına dair kaydın Netanyahu’nun elinde olmasını istiyorlar ve bunu başkasıyla paylaşmak istemiyorlar. Dünyanın ölü insanlara bu şekilde davranması gerçekten utanç verici. Kendilerini çok insancıl gören ve insanlığa, insan haklarına önem verdiğini düşünen herkese şunu söylemek isterim: Bir an önce nasıl davrandıklarını düşünsünler. Neyse ki artık eski zamanlardaki gibi hiçbir şeyi anlamadığımız, hiçbir şeyi kaydetmediğimiz bir dönemde değiliz. Tüm dünya izliyor. Tarih hepimizi yargılayacak ve İran özgür olacak. Yanımızda kimin olduğu umurumuzda değil” dedi.   ‘Bu savaşı biz istemedik’   “Bu savaşı biz istemedik ve bu savaşta rejim değişikliği bizim talebimiz üzerine gelişmedi” diyen Mediss Tavakkoli, sözlerini şöyle tamamladı: “Dünyanın kendi barışı için bu Ayetullahların gitmesini istemesi kendi çıkarlarıyladır. Bu bizim talebimiz değil. Ama şu anda İran halkının ve diğer ülkelerin çıkarları birbirine belli ölçüde yaklaşmış durumda. Biz de bu durumu değerlendirmeye çalışıyoruz. İranlıların en temel, en büyük ve son düşmanı İran Cumhuriyeti’dir. Onların ortadan kaldırılmasından memnun olabiliriz, ama bunu kimin yaptığı gerçekten umurumuzda değil. İsrail, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Almanya… Gerçekten umurumuzda değil. Ama bu düşmanlardan kurtulmamıza yardım eden herkese gerçekten minnettar olacağız.”