Zindanlardan Amara’ya: Özlemle kurulan buluşma 2026-04-05 09:35:02   Pelşin Çetinkaya-Derya Ren    RIHA – Yıllarca zindanda kalan Şadiye Manap ve Nesrin Akgül, 4 Nisan Festivaline ilk kez katılım sağlarken yaşadıkları duyguları, “Zindan’da kalan arkadaşların Newroz ve Amara hayali var. Ben de onların duygusu ve özlemiyle buradayım. Hapislikler bizi ayrı kılıyor. En büyük özlem de buluşma anı oluyor” dedi.   Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 77’nci yaş günü kapsamında, “Özgür Önderlikle Demokratik Ulusal Birliğe” şiarıyla dört günlük Amara Festival Günleri gerçekleştirildi. Gerçekleştirilen festivalde kültür-sanat, spor, konserler, çocuk ve atölyeleri başta olmak üzere renkli etkinlikler sahne oldu. Gerçekleştirilen festivalde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması talep edilirken, yeni yasaların çıkarılması ve ulusal birlik çağrısı yapıldı.     4 Nisan kutlamalarına ilk kez katılan 30 yıl 6 ay zindanda kalan Şadiye Manap ve 14 yıl zindanda kalan Nesrin Akgül, 4 Nisan festivalinde yaşadıkları duygularını anlattı.   ‘İlk defa 4 Nisan’a katılıyorum’   4 Nisan’ın anlamına değinen Şadiye Manap, “Özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler ve Önder Apo’nun gününü kutluyorum. Komplodan sonra Önderliğin doğum gününü öğrendik, bu aslında bize şunu gösterdi, önderliğin anlamını tutsaklığının ardından daha iyi anladık. Önderlik olmasaydı ne aşama da olurduk? Bunu sorguluyor insan. Ben ilk defa 4 Nisan’a katılıyorum. Daha öncesinde zindanda kaldığımız süreçlerde kutluyorduk. İnanıyorum bugünü Önderlikle birlikte kutlayacağız. Eğer biz ülkemizde barış, demokrasi, eşitlik ve özgürlük istiyorsak, bu önderliksiz olmaz. Önderliğin bu süreç içerisinde pratik rol alabilmesi sağlanmalıdır” dedi.   Zindan’da 4 Nisan kutlamaları   Cezaevinde yaptıkları 4 Nisan kutlamalarını hatırlatan Şadiye Manap, şunları söyledi: “2001’de ilk kez 4 Nisan’ı kutladık. Sabahın erken saatlerinde bir zılgıt sesi geldi, hepimiz şaşırdık. Arkadaşlara seslendik, ne olduğunu sorduk. Önderliğin doğum günü için zılgıt çektiklerini belirttiler. Saati nereden biliyorsunuz dediğimiz de ise ‘güneş bu saate doğar’ dediler. Böyle görmek çok anlamlıdır. Zindan’da kalan arkadaşların Newroz ve Amara hayali var. Ben de onların duygusu ve özlemiyle buradayım.”   ‘En büyük özlem de buluşma anı oluyor’   Nesrin Akgül, festivalde yaşadığı duygu ve heyecanını dile getirerek,  “Benim gibi bu duyguyu yaşayıp da ilk defa yaşayanlar ve yaşayamayan arkadaşlarımız var. Yani bu mekânın kendine özel bir hafızası var. Bir doğuş mekânı. Aynı zamanda Önder Apo'nun doğduğu mekânlar. Onun doğduğu mekânlarla buluşmak hep bir özlemdi. Bugün bu hafta birlikte burada olmak özel bir duygu. Tabii ki bu duygunun arkası önderlik ile burada buluşmak. Kendi hayali de buydu. Köyü ile buluşmak, toprağı ile buluşmak, kendi insanıyla buluşmak onun için en büyük bir özlem. Bir nebze de olsa burada yaşamak, bu duyguyu hissetmek başka bir olgu. Biraz ulusal anlamda bir duygudur. Bu buluşmayı yakalamak. Çünkü biz sürekli ayrılıkların toplumuyuz. O ödenen bedeller bizi ayrı kılıyor. Diaspora bizi ayrı kılıyor. Hapislikler bizi ayrı kılıyor. En büyük özlem de buluşma anı oluyor” ifadelerini kullandı.   ‘Tabii ki eksik, çok eksiğiz’   Cezaevi’nde yaptıkları 4 Nisan kutlamalarını anımsatan Nesrin Akgül, şunları söyledi: “Zindanlarda hep 4 Nisan'ı özel kutladık. Bir de önderlikle aynı atmosfere de olmanın yarattığı bir duygu vardı. Biz de içeriden hep Önderlikle empati kurarak 4 Nisan'ları kutladık. İyi ki doğduk dedik. Şimdi içerideyken yaşadığımız atmosfer hep Önderliğe dairdi. Önderlikle buluşma, Önderlikle Amara'da buluşmaya doğruydu. Bu defa Amara'da buluştuk. Tabii ki eksik, çok eksiğiz. Yani en büyük hayalim ve özlemin Amara'da olmak olması bir ulusal bilinç, ulusal duygudur. Ama içeriden sonra bunu yaşamak da özel.   Zindandaki atmosferle dışarıdaki atmosfer tabii ki aynı değil   İçerideki bütün arkadaşlarım adına buradayım. Burada olmak isteyen nice arkadaşımız var. Onlar adına da buradayız. Ama onlarla buluşma özlemi ve inancı direnciyle buradayız. Zindandaki atmosferle dışarıdaki atmosfer tabii ki aynı değil. Halkla buluşuyoruz. Toprağıyla buluşuyoruz. O anlama daha özel ama elbette hapishanelerin de o dört duvara rağmen bu zamanı kutlama, bunu kendi doğuşuna kutlama zamanı daha ayrı ve özel oluyor. Bir güne çok şey sığdırıyor. Buna denk bir şekilde dışarıda da o günlere çok şey sığdırmak istediğimizi belirtelim. O nedenle tabii ki dışarıdaki daha özgün ve özel bir buluşma hali oluyor.”