Amed mitinginden: Parçalanma zamanı değil komün olma zamanı 2026-05-01 14:24:41   AMED- 1 Mayıs mitinginde konuşan DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Demokratik toplum süreci diyor ki; parçalanma zamanı değil, komün olma zaman, kendi hayatımızla ilgili tartışmaları kendi hayatımızla ilgili yol haritasını inşa etme zamanıdır” dedi.   Demokratik Kurumlar Platformu öncülüğünde, “Demokratik toplum için emekle özgürlüğe yürüyoruz” şiarıyla 1 Mayıs İşçi Bayramı için İstasyon Meydanı’nda miting düzenlendi. Mitinge Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar’ın yanı sıra çok sayıda siyasi parti ile sivil toplum örgütü temsilcisi ve emekçi katıldı. Mitingin yapıldığı alana, “Zafer direnen emekçinindir”, “Bizim gücümüz birliğimizdir”, “İş, emek, özgürlük”, “Ücretsiz sağlık, ücretsiz eğitim”, “Sendikal örgütlenme demokratik haktır”, “Emek ateşten gömlektir”, “Sosyalizmde ısrar, insan olmakta ısrardır”, “Sermayenin değil, kamu yararının teknik gücüyüz” ve “Talanı durduracağız, demokratik kentleri biz kuracağız” pankartları asıldı.     Kortej oluşturan kurumlar, “Örgütlü mücadelemizle demokratik toplumu inşa edeceğiz”, “Bu düzen böyle gitmez, birlikte değiştireceğiz”, “1 Mayıs’ın devrimci ruhu yolumuzu aydınlatıyor”, “Kadın emeği demokratik sosyalizmle özgürleşir” pankartlarıyla yürüyüşe geçti. Kitle yürüyüş boyunca, “Bijî yek Gûlan”, “İş, barış, ekmek”, “Direne, direne, kazanacağız”, “Hak, hukuk, adalet”,  “Jin, jiyan, azadî”, “İşçiyiz, haklıyız, kazanacağız”, “Bijî berxwedana ketkara” ve “Bijî berxwedana zindana sloganları attı.   Ayrıca Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG), Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) ve DİSK Basın-İş de korteje katıldı. “Özgür basın, demokratik toplum” pankartıyla yürüyen basın emekçileri, “Özgür basın susturulamaz” sloganı attı.   Miting, 1 Mayıs alanlarında yaşamını yitirenler için 1 dakikalık saygı duruşuyla başladı. Saygı duruşu sırasında kitle, “Çerxa Şoreşê” marşı okurken polisin müzik çalması kitle tarafından büyük bir tepkiyle karşılandı. Ayrıca kitle bu sırada sık sık, “Direne direne kazanacağız” ve “Şehit namırın” sloganıyla karşılık verdi.     ‘Düzeni değiştirme iradesini ortaya koyuyoruz’   Ardından Tertip Komitesi adına Heval Anahtar Kaya konuştu. Emeğin değersizleştirilmesine, hayatların ucuz görülmesine karşı sözlerini büyüttüklerini dile getiren Heval Anahtar Kaya, “Demokratik toplum için emekle özgürlüğe yürüyoruz derken, aslında bu düzeni değiştirme irademizi ortaya koyuyoruz. Demokratik toplum fabrikalarda, belediyelerde, tarlalarda, inşaatlarda yani emeğin olduğu her yerde verilen mücadeleyle inşa edilir. Çünkü demokrasi en çok emeğin olduğu yerde anlam kazanır. Demokrasi ve emek mücadelesi birbirinden ayrı değildir. İnsanca yaşam ve demokratik toplum talebi aynı kökten besleniyor” dedi.   İşçi katliamlarına dikkat çeken Heval Anahtar Kaya, “İşçiler güvencesiz şekilde çalışmaya zorlanıyor. Denetimsizliğin, rantın sonucu olarak işçiler göz göre göre ölüme gönderiliyor. Bu ölümler açık bir cinayettir. Bu sistem kadınları iki kat sömürüyor. Kadınlar hem iş yerlerinde güvencesizliğe mahkûm ediliyor hem de ev içinde görünmez emeğe mahkûm ediliyor. Ama aynı kadınlar direnişin, özgülüğün en güçlü taşıyıcılarıdır. Kadın emeği özgürleşmeden toplum emeği özgürleşemez” diye belirtti.      Sürece değinildi   Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’na işaret eden Heval Anahtar Kaya, “Sayın Abdullah Öcalan’ın demokratik çözüm perspektifi emeğin özgürleşmesinin bir zeminidir. Çünkü barışın olduğu yerde kaynaklar savaşa değil, halka ayrılır. Baskı değil, örgütlenme büyür. Yoksulluk değil, refah artar. Barış ve demokratik toplumu birlikte kuracağız. Emeğin sömürülmediği, halkların eşit ve özgür yaşadığı demokratik bir toplum mümkündür. Onu kuracak olan biz emekçileriz. Emekle, direnişle, dayanışmayla özgürlüğe yürüyoruz. Yaşasın 1 Mayıs” şeklinde konuştu.   ‘Kendi sorumluluğumuzu biliyoruz’   Emekçi ve işçi kadınlar adına söz alan Müzeyyen Sevim, “Bugün buradayız emekçilerin adını yükseltmek için. Haklarımız çalınıyor, ekoloji talan ediliyor. Kadın, erkek, çocuk hep bir ağızdan yeter artık diyoruz. Savaş politikalarına karşı çıkıyoruz. Barışın, yeni yaşamın inşacısı olalım. Sayın Öcalan yeni bir paradigma sundu, halka armağan etti. Biz işçiler sorumluluğumuzu biliyoruz, yerine getireceğiz. Bu manifestonun hayata geçmesi için herkes bu manifastoya sahip çıkmalı. Demokratik Komünal toplum için direneceğiz. İşçiler sorunlarını bu manifesto çerçevesinde çözecek. Jin jiyan azadî” diyerek konuşmasını sonlandırdı.     ‘Şehitlerimizi unutur muyuz’   Sonrasında DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar konuşmak için söz aldı. Çiğdem Kılıçgün Uçar, polisin saygı duruşuna açtığı şarkıyla müdahale etmesine tepki göstererek, “Saygı duruşuna tahammül edemediler. İşçiler, emekçiler, Kürt halkı mücadelesini yarım bırakır mı? Şehitlerimizi unutur muyuz? Unutmayacağız. Barış ve demokratik toplumu konuştuğumuz bu süreçte yitirdiklerimizi anmamıza tahammül edemeyenlere tek sözümüz var: Kürt halkını kriminal hale getirdiniz, kriminal olan sizsiniz. Kürt halkın emeğinden rahatsız olamazsınız. Farkında değilsiniz ama siz de emekçisiniz, sizde bu sömürü çarkının içinde debelenenlerdensiniz” diye konuştu.   ‘Yitirdiklerimiz her an aklımızda’   Çiğdem Kılıçgün Uçar, kadınıyla, genciyle, Türkiye, Kürdiye, Alevisiyle bu ülkede emek sömürüsüne, dayatılan savaşa söz söyleyenin, bunun önünde durmak için paradigmasını büyüten, mücadelesini verenin Kürt Halk Önder Abdullah Öcalan olduğunu belirtti. Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Bu dönemin bütün hassasiyetlerini önümüze koyuyorlar ya; saygı, tahammül karşılıklıdır. Tarihi nasıl birlikte inşa ettiysek, bundan sonra da böyle devam etmek istiyoruz. Ama şu da bilinsin; yitirdiklerimize anmamız sadece bu meydanda değil. Her daim aklımızdalar, mücadelemizdeler. Çünkü onlar sayesinde bugün buradayız. Onlar sayesinde bu alanları tüm halklarımızla birlikte doldurduk” sözlerini kullandı.      ‘Yıkım ekonomisi var’   Türkiye’de bir ekonominin olmadığını sözlerine ekleyen Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Varsa da adı yıkım ekonomisidir. Yıllarca emek vermiş emekliler çalışmak zorunda bırakılıyorsa ve hayatlarını iş cinayetlerinde kaybediyorsa bu bir yıkım politikasıdır. Ülkede halklar açlık ve yoksullukla baş başa bırakıldıysa bu bir yıkım ekonomisidir. Biz diyoruz ki; bu ülkenin hak ettiği şey bir yıkım ekonomisi değil, toplumsal ekonomidir. Bütün değerleri üreten emekçinin ücretini belirleyen mekanizmanın topluma bu kadar yabancılaşan devlet ve patronların olmaması gerekirdi. Sayın Öcalan’ın ‘Dünya üzerinde tek bir karınca bile aç, işsiz kalmıyorken; insanlar nasıl işsiz kalır, aç kalır?’ diyor. Bu sistemle mücadele etmek için çok basit ama çok kritik bir cümle. Değerlerimiz çalınıyor. Yıkım politikası dedik ama aynı zamanda çok büyük bir hırsızlık var. Asgari ücret 28 bin ama yoksulluk sınırı 112 bin TL. Daha ceplerine girmeden çalınıyor. Bu sistemi el pençe koruyanlara soruyoruz; emekçilerden çaldıklarınızı nereye harcıyorsunuz? En yoksulu vergiyle baş başa bırakıyorsunuz ya, onlarla ne yapıyorsunuz? Kürdistan’ın doğasını yabancı şirketlere peşkeş çekiyorsunuz ya onlarla ne yapıyorsunuz? Hiç birinin cevabını vermiyorlar, çünkü kendileri yiyorlar” sözlerine yer verdi.    Komüne dikkat çekildi   Maden işçilerinin gerçekleştirdiği eylemleri hatırlatan Çiğdem Kıçgün Uçar, konuşmasına şöyle devam etti: “Çocuklar 23 Nisan’da babalarıyla birlikte greve oturdular. Yani bize dayatılan sistem nasıl emeklileri ve çocukları çalışmaya dayatıyorsa, 8 yaşındaki çocukları da grevle baş başa bırakıyor. Bu sisteme dur demenin, bu sistemi değiştirmek için daha güçlü bir birlik kurmanın zamanı gelmedi mi? Hırsızın politikasıyla bu iş yürümedi, yürümeyecek. Bizler ne yapacağız? Kim karar vermeli bizim hangi maaşı alacağımıza? Toplum karar vermeli. O yüzden toplum özne olmalı, komin olmalı. Ankara’dan İstanbul’dan konforlu alanlardan buralar görülmüyor. ‘Ne kadar çok çalarsak o kadar ayakta dururuz’ diyorlar. Ama komün dediğimiz şey halkın kendi adına düşünebilmesidir. Halkın hep birlikte emek vermesidir. Emek mücadelesinin toplumsallaşmasıdır. Hiç kimsenin sözüne bakmadığımız ekonomik düzlem demektir. En güzel, gerçek emek komünleri kurarken göstereceğimiz emektir. Bugün bizleri ayakta tutan, mücadele ışığını dipdiri taşıtan emek mücadelesi artık aynı zamanda komün mücadelesidir. Kadının görünmeyen emeğini komünle inşa ederek inşa edeceğiz. Çocukların çalıştırılmasına komün olarak hep birlikte engel olacağız. Bu halkın açlıkla terbiye edilmesine komünlerle dur diyeceğiz. Yani geleceğimizi hep birlikte kendi ellerimizle kuracağız. Bunun önünde hiçbir engel yok.”     Sürece vurgu   Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne de değinen Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Barış ve demokratik toplum sürecinin bir hukuka bağlanması sadece Kürt halkını ilgilendiren bir mesele değil. Ortadoğu’da halklara dayatılan yıkım ve savaş sadece bizden mi alıyor? Tüm halklara büyük şiddet kadırgası olarak gelebilecek bir yıkım olarak duruyor önümüzde. Devletin ‘Terörsüz Türkiye’ söylemi Kürt mahallesinde bırakıyor bu süreci. Artık merminin, bombanın kaç fiyat olduğunu soran politikacılara değil, barışın hukukun nasıl olacağına kafa yoran politikacılara ihtiyaç var. Biliyoruz ki emekçiler, kadınlar, gençler olmadan bu süreç tamamlanamaz. Devletlerin ve iktidarların elindeki en büyük amaç parçalayarak yönetmektir. Demokratik toplum süreci diyor ki; parçalanma zamanı değil, komün olma zaman, kendi hayatımızla ilgili tartışmaları kendi hayatımızla ilgili yol haritasını inşa etme zamanıdır” şeklinde konuştu.   Yapılan konuşmaların ardından Koma Çiya ve Kemençe grubunun söylediği şarkılar eşliğinde halaylar çekildi.   Miting, şarkılarla devam ediyor.