İki çocuğunu yitirdi: Barış Önderliğin özgürlüğünden geçiyor 2026-07-28 09:06:08   Evin Çiftçi   MERSİN- İki çocuğunu yitiren, bir kızı gazi, bir oğlu tutsak, bir oğlu ise sürgünde olan Barış Annesi Meryem Erbey, yıllardır savaşın ağır sonuçlarını yaşadıklarını belirterek, kalıcı barışın Abdullah Öcalan'ın özgür koşullarda sürece dahil olmasıyla mümkün olacağını söyledi.   Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat'ta yaptığı "Barış ve Demokratik Toplum" çağrısının ardından sürece ilişkin tartışmalar sürerken, yıllardır savaşın bedelini en ağır şekilde ödeyen Barış Anneleri de kalıcı barışın koşullarına dikkat çekiyor. Devlet baskıları, göç, işkence ve çocuklarının yaşamlarına dokunan savaş politikalarına tanıklık eden Barış Annesi Meryem Erbey’de yıllardır savaşın yükünü taşıyan annelerden biri.  Meryem Erbey, iki çocuğunu yitirdiğini, bir kızının gazi olduğunu, bir oğlunun tutsak, bir oğlunun ise sürgünde olduğunu belirterek, kalıcı barışın ancak Abdullah Öcalan'ın özgür koşullarda sürece dahil olmasıyla mümkün olacağını söyledi.   Devletin baskıları nedeniyle göç     Devletin baskıları ve yaşadıkları ekonomik sorunlar nedeniyle Türkiye metropollerine göç etmek zorunda kaldıklarını belirten Meryem Erbey, “13 yaşındayken evlendim. Yoksulluktan ve devletin baskılarından dolayı 1975 yılında Mersin’e göç ettik. Orada eşim ve kayınbabam çalışıyordu. Karnımızı bir şekilde doyuruyorduk. Mersin’e geldiğimiz zaman babamın bir silahı vardı. Bu yüzden babamı şikâyet etmişlerdi. Her gün askerler gelip babamı götürüp işkence ediyorlardı. O silahı elinden alana kadar haftada bir kez işkence yapıyorlardı. Devlet her zaman Kürtlere zulmetti. Köylerimizde okullar yoktu, yollar yoktu. Kürtlere insan gözüyle değil, hayvan gözüyle bakıyorlardı. Kürtler başkaldırıp, ‘Biz de insanız’ dediklerinde Kürtleri katlettiler, köylerini yakıp sürgün ettiler, zindana attılar” dedi.   ‘Onun izinden yürüdüler’   1980-84 yıllarında PKK’nin ismini yeni yeni  duymaya başladıklarını söyleyen Meryem Erbey, “1993 yılında kayınbabamın yeğeni şehit düştü. Mersin’in Yenipazar Mahallesi’nde polislerle çatışmaya girip iki arkadaşıyla birlikte şehit düştüler. Amcaoğullarım 1993’te şehit düştü. Onunla birlikte çocuklarda da bir uyanış olmuştu. O şehit düştüğünde çocuklarım biraz büyümüştü. 12-13 yaşlarındaydılar. Çocuklarım daha da büyüdüklerinde amcaoğullarının yolundan ilerlediler. Beş kız, beş erkek olmak üzere 10 çocuğum oldu. Çocuklarım hareketi tanıdıktan sonra hiçbir işe girmediler. Sadece parti çalışmalarında yer aldılar. Partiyle birlikte kendilerini tanıdılar. Kürt olduklarını, yıllardır katledildiklerini ve kendilerine hiçbir hak verilmediğini öğrendiler. Bu yüzden partiye girdiler” şeklinde konuştu.   ‘Önderlik tutuklandığı zaman çocuklarım harekete katıldı’   Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 1999 yılında esir alınması sürecinde yaşadıklarını anlatan Meryem Erbey, “Önderlik tutuklandığı zaman çocuklarımdan üçü; Mesut, Zozan ve Halime harekete katıldı. Mesut 2006 yılında Batman’da şehit düştü. Halime 2016 yılında Avaşîn’de şehit düştü. Zozan ise gazi oldu. Şu an nerede olduğunu bilmiyorum. Bu üçü harekete katıldıktan sonra kardeşleri de burada gençlik çalışmalarına katıldı. Bir itirafçının ifadelerinden dolayı bir oğlum yurt dışına gitti, çünkü başka çaresi kalmamıştı. Geride kalan çocuklarım da parti çalışmalarında yer aldı. Bir çocuğum 16 yıl cezaevinde yattı. Beş ay önce bırakıldı. Bırakıldıktan sonra tekrar mahkemeye verdiler. On yıl daha ceza istiyorlar. Şimdi onun mahkemesini bekliyoruz” dedi.   Sürgün, zindan…   “Kendimizi tanıyıp, ‘Biz Kürt’üz’ dedikten sonra devlet bizi rahat bırakmadı” diyen Meryem Erbey, devlet tarafından çeşitli işkencelere maruz kaldığını söyledi. Meryem Erbey, “Çocuklarım sürgün edildi, şehit düştü, zindana girdi. Eşimin yeğeni ve kuzeni şehit düştükten sonra bize etmedikleri işkence, yapmadıkları zulüm kalmadı. Kaç defa evimizi karakola çevirdiler. Polisler gelip günlerce evimde kalıyordu. Ancak biz hiçbir suç işlemedik, sadece haklarımızı aradık” ifadelerini kullandı.   ‘Önderlik özgür olmadan bu sürece barış diyemeyiz’   Meryem Erbey, devam eden sürece değinerek şunları söyledi: “Devlet her şeyden önce Abdullah Öcalan’ı özgür bırakmalıdır. Kürt halkının hepsi Önderliğe bağlıdır. Önderimiz ne derse onu yapmaya hazırız. Kürt halkı ve gerillalar Önderliğin sözünü esas alır. Önderliğimiz o zindanda olduğu sürece biz bu sürece ‘barış’ diyemeyiz. Önderliğimiz çıksa Türkiye’yi cennete çevirir. Türkler de bizden daha fazla harekete katılmalıdır. Önderlik onlar için de mücadele ediyor. Eğer bu barış süreci bozulursa etkilenen sadece Kürt halkı olmaz. Herkes sorumluluk almalı ve bu süreçte aktif rol oynamalıdır.”