'Barış söylemde kalmasın, adım atılsın' 2026-11-04 09:04:12   COLEMÊRG - Colemêrg’de siyasetçi kadınlar, Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Hareket Yönetimi tarafından atılan adımlara karşı devletin somut adımlar atması gerektiğini belirterek, “Bu süreç izle gör süreci değil, katıl, dönüştür, değiştir sürecidir” dedi.   Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te çağrı ile başlattığı Barış ve Demokratik Toplum Süreci, gündemdeki yerini koruyor. Çağrının ardından PKK’nin fesih kararı ve 11 Temmuz 2025’te Silêmanî’de gerçekleştirilen silah yakma töreniyle devam eden süreçte, Meclis’te kurulan komisyonun çalışmaları da öne çıktı. Başlangıcından bugüne birçok önemli gelişmenin yaşandığı Barış ve Demokratik Toplum süreci ikinci yılına yaklaşırken, demokratik kitle örgütleri ve kamuoyunun gözü ise iktidarın atacağı somut adımda.     Colemêrg’de Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) İl Eşbaşkanı Pınar Yalçın ile DBP İl Yöneticisi Hilal Orhan, sürecin geldiği aşamaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.   Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin iki uçlu ve paralel olmayan şekilde ilerlediğini kaydeden DBP Colemêrg İl Eşbaşkanı Pınar Yalçın, Hareket Yönetimi'nin üzerine düşen tüm adımları attığını fakat buna rağmen somut herhangi bir adımın atılmadığını ifade etti. Pınar Yalçın, “Hareket tarafından çok net bir şekilde tavır ortaya konmuştur. Devletin de net davranmasını bekliyoruz. Biz netiz, kararlıyız. Sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için, Önderliğin de bahsettiği gibi devletin artık net somut bir adım atması gerekiyor” sözlerini kullandı.   ‘Somut adımlar atılsın’   Halkın devlete güvenebilmesi için devletin de somut adımlar atması gerektiğini dile getiren Pınar Yalçın, “Öncelikle temel hak ve özgürlüklerimizin anayasal güvence altına alınmasını bekliyoruz. Bunun geciktirilmesinden yana değiliz. Süreç anayasal güvence altına alınmalı ve buna dair yasal düzenlemeler yapılmalı. Onun dışında halkta da güven tesis edilmeli. Bunu yapmak için de aslında harita bellidir. Koordinatör aslında bellidir. Sayın Öcalan'ın resmi koordinatörlüğü tanınmalı ve bir an önce o şekilde yürütülmeli bu süreç. Sürecin mimarı oyken onu sürecin dışında bırakmak kadar mantıksız bir şey olamaz. Buna derhal son verilmeli ve koordinatörümüz en iyi şekilde bu süreci yönetmeli” dedi.   ‘Koordinatörümüz olarak Sayın Öcalan'ı esas alıyoruz’   Bu süreçte sürgünde olanların geri dönebilmesi ve cezaevlerindeki siyasi tutsakların serbest bırakılması için çalışmalar yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Pınar Yalçın, özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için kurulan taziyelerde ailelerin taleplerinin sadece barış olduğunu ifade etti. Pınar Yalçın, “Bu süreç, onca şehit annesinin beklediği bir süreç. Bizler de bu süreçte halkın nabzını yoklama ya da kendi irademizi ortaya koyma anlamında, sözde kalmayan çalışmalarda bulunduk. Yeni bir çalışma içine girmiyoruz, var olanı devam ettirmeye çalışıyoruz. Kadınlar bu hareketin bel kemiği ise sürecin de inşacısı olacaktır. Biz zaten koordinatörümüz olarak Sayın Öcalan'ı esas aldığımız için, onun yönergeleri ile çalıştığımız için zaten hiç zorlanmıyoruz. Bu süreç izle gör süreci değil, katıl, dönüştür, değiştir sürecidir” diye belirtti.   ‘Sürecin yükü tek tarafa bırakılmamalı’   Barış ve Demokratik Toplum sürecinin yalnızca silahların susması olarak ele alınmaması gerektiğini dile getiren DBP Colemêrg İl Yöneticisi Hilal Orhan da, Kürt sorununun demokratik yollarla çözülmesi ve halkların eşit, özgür bir şekilde bir arada yaşaması gerektiğini söyledi. Hilal Orhan, “Bugüne kadar birçok adım atıldı bizler tarafından, ancak sürecin yükü tek bir tarafa bırakılmamalı. Devletin de somut, hukuki ve demokratik adımlar atılması gerekmektedir. Devlet, güvenlik merkezi bir yaklaşım sergilemekte şu an. Özellikle MGK'nin onayı beklenmektedir. Bu da maalesef sürecin yavaş ilerlemesini sağlamaktadır. Aslında bunu Ortadoğu'daki konjonktüre de bağlayabiliriz. Ortadoğu'da evet şu an İran ve İsrail savaşı devam etmekte. Onun yanı sıra Suriye'de yeni bir rejim kuruldu. Bu siyasi arenada yani çatışmaların yoğun sürdüğü Ortadoğu'da maalesef ki Türkiye bir tehdit altında olarak görülmekte. Bu sebeple Türkiye bunu daha çok güvenlik merkezli olarak ele almakta” dedi.   ‘Demokratik siyasetin önü açılmalı’   Sürecin halkın gözünde de takip edilmesi gerektiğini ve Kürt halkının sürece dair taleplerinin dikkate alınması gerektiğini söyleyen Hilal Orhan, “Özellikle Kürt halkı yüzyıllardır anadilde eğitim talep etmekte. Demokratik siyasetin önü açılmalı öncelikle. Kayyım uygulamalarına son verilmeli ve halkın iradesine saygı gösterilmelidir. Bildiğiniz üzere Hakkari'de de kayyım uygulamaları şu an sürmekte ve maalesef ki halkın iradesi gasp edilmiş durumda. Çünkü biz burada aslında gerçek barışı yalnızca çatışmaların sona ermesi olarak değil, insanların kimlikleriyle, dilleriyle ve özgürlükleriyle eşit bir şekilde yaşayabilmesinin önünü açmalıyız” diye konuştu.   ‘Kalıcı barışın yolu eşit yurttaşlıktan geçmektedir’   Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin yalnızca siyasi aktörler arasında yürütülmemesi gerektiğini ifade eden Hilal Orhan, kadınların, gençlerin, emekçilerin ve sivil toplum kuruluşlarının da sürece dahil edilmesi gerektiğini belirtti. Hilal Orhan, “Özellikle Hakkari gibi yıllardır özel savaş politikalarının, işsizliğin ve göçün etkilerini yaşayan kentlerde halkın talepleri dikkate alınmalıdır. Bizim beklentimiz barışın sözde kalmaması ve somut adımların güçlendirilmesidir. Çünkü kalıcı barışın yolu adaletten, eşit yurttaşlıktan ve demokratik çözümden geçmektedir” dedi.   ‘Barış için somut adımlar atılmalı’   Kadınların sadece barışın destekçisi değil, kurucusu ve öncü gücü olduğunu dile getiren Hilal Orhan, “Kadınların karar alma mekanizmalarında etkin ve eşit bir biçimde yer alması gerektiğini de düşünüyoruz. Barış için somut adımlar atılmalı. Çocuklarımızın umutla büyüdüğü, kadınların özgür ve eşit haklara sahip olduğu, halkların kendi kimlikleriyle, kendi renkleriyle, kendi kültürleriyle var olabileceği demokratik bir gelecek istiyoruz. Kadınların eşit olmadığı bir toplumda kalıcı bir demokrasiden, kadınların özgür olmadığı bir yerde de gerçek barıştan maalesef söz edemeyiz” sözlerini kullandı.