Çiğdem Kılıçgün Uçar: AKP’nin iktidarı Kürt meselesinden daha büyük değil 2026-11-06 15:28:49   MEREŞ – Mereş’te halkla buluşan DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, “AKP’nin iktidarı Kürt meselesinden daha büyük değil. Kimin cumhurbaşkanı olacağı meselesi, Kürt sorununun barışçıl çözümünden daha büyük değil” dedi.   Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Mereş’te halkla buluşarak sürece dair bilgilendirmede bulundu. Mereş’in Bazarcix ilçesinde esnafı ziyaret eden Çiğdem Kılıçgün Uçar, ardından Ekinözü’nde, Mereş Katliamı’nda katledilen Alevi dedesi Ğijik Dede’nin (Sabri Özkan) mezarını ziyaret etti. Ziyarette, Çiğdem Kılıçgün Uçar’ın hazırladığı lokma dağıtıldı. Ardından Ekinözü’nde bulunan bir mekânda halk toplantısı gerçekleştirildi.   ‘Siyasi partiler ilk defa Mecliste yan yana gelmeyi başardı’   Ekinözü’ndeki halk buluşmasında konuşan Çiğdem Kılıçgün Uçar, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair bilgilendirmede bulundu. Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Kürtler, ‘Silahlı mücadeleyi bırakıyoruz, yerine demokratik siyaseti inşa ediyoruz’ dedi. Ama şu ana kadar devlet tarafından atılan herhangi bir adım yok. ‘Kürtler bu ülkenin hukukunda olacak mı, yasasında olacak mı?’ meselesine dair somut bir şey yok. Özgürlük hareketinin attığı çok cesaretli ve büyük adımlar var ama devlet tarafından o cesareti yakalayan adımlar atılmıyor. Bunun birçok gerekçesi olabilir. Bu ülkede Kürtlerin olmadığına karar verilen ya da Kürtlerin inkârının resmî olarak karara bağlandığı yer neresi? Meclis. O Mecliste bütün siyasi partiler birbirleriyle ne kadar rekabet ederse etsin, sınır ötesi operasyonlarda, OHAL kararlarında, mesele Kürtler olunca hepsi birbirine çok benziyor. Kürt meselesinde hepsi yan yana geliyor. Fezlekelerin, operasyonların altına çok rahatlıkla imza attılar. Ama şimdi ilk defa Kürt’ün inkâr edildiği Mecliste bütün siyasi partiler, Kürt meselesinin çözümü konusunda yan yana gelmeyi başardı” dedi.   ‘Kürt’e yaklaşım neyse doğaya, kadına, gençlere de yaklaşım aynıdır’   “O başarı sadece siyasi partilerin başarısı değil. O başarı en çok da hepimizin başarısı” diyen Çiğdem Kılıçgün Uçar, şunları söyledi: “Özgürlüğünden, evlatlarından ve topraklarından vazgeçmeyen bir halk var. Dolayısıyla Kürt halkının inkârının karara bağlandığı Mecliste ilk defa Kürt meselesi konuşuldu. Çok olumlu ve tam olarak mı konuşuldu? Elbette ki eksikleri var ama konuşuldu, bir rapor çıktı. O raporun peşi sıra AKP, MHP ve DEM Parti’den üç milletvekili İmralı’ya gitti. Bu siyasi partilerin hepsinin temsilcisinin gidebilmesi gerekiyordu. Niye? ‘Bu ülkenin en önemli sorunu nedir?’ diye sorduğunuzda herkes farklı cevap verebilir. Ama tarih tek bir cevap verir: Bu ülkenin en büyük sorunu Kürt sorunudur. O çözülmediği için ekonomik kriz, milliyetçilik, ekolojik kriz ve daha birçok sorun ortaya çıkıyor. Yani Kürt’e nasıl yaklaşılıyorsa doğaya, Alevi’ye, kadınlara ve gençlere de öyle yaklaşılıyor.   ‘Kürt özgürlük hareketi her zaman barışa hazırdı’   İmralı, barışın merkezi olma konusunda ısrarcı. Bu ısrar yeni değil, 90’lı yıllardan bugüne sürüyor. Kürt özgürlük hareketi her zaman, ‘Ben barışla ilgili müzakereye hazırım’ dedi. Ama devlet hiçbir zaman bu zamanki kadar hazır değildi. Bugün hazır mı? Elbette ki eksikleri var ama en azından bir temelde konuşulabiliyor. İlk defa her partinin gündemine bir şekilde girdi. Hâlâ karşısında duranlar var ama bizim açımızdan kıymetli olan, Mecliste kurulan komisyon ve kök yasanın kendisi. Bunların hepsi Kürt sorununun çözümü konusunda atılan adımlar. Bazıları, ‘Kürt sorunu yoktur. Siz de vekil oluyorsunuz, belediye başkanı oluyorsunuz’ diyor. Kayyumu görmüyorlar. Dokunulmazlıkları kaldırılan arkadaşlarımızın içeride olduğunu görmüyorlar. Sayın Öcalan, ‘Kürt sorunu, Fırat suyu akarken ağacın o Fırat suyunun yanında kuruyup kalmasına benziyor’ diyor. İşte şimdi o Fırat suyunu kurutulan ağaca tek tek taşımaya, ağacı yeşillendirmeye çalışıyoruz.”   ‘Kürtler artık yasa ve hukukla güvence altına alınmalı’   Kürt sorununun çözümü noktasında kurulan kurula dair konuşan Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Kürt meselesi sadece silahların bırakılması meselesi mi? Bu noktada devletle aynı yerde durmuyoruz. Çünkü silahlar devreden çıktıktan sonra her iki tarafın da birbirine karşı silah kullanmasını engelleyecek bir hukuka, bir yasaya ihtiyaç var. Bizim hukukta, yasada yer almamız ve kabul edilmemiz gerekiyor. Kürtler eliyle, dişiyle, tırnağıyla, en zor zamanlarda bile ‘Ben kendimi yönetebilirim’ diyerek belediyelerde, yerel yönetimlerde bir irade oldu. İşte özgürlükte ve yaşamdaki ısrarımız, bugün bizi barışın kapısında yan yana getiren şeylerden birine dönüştü. Bir kapı aralandı. O kapıdan içeri girmek için bir çaba var. O çabanın en büyük emek sahipleri, ismini bilmediğimiz, yitirdiğimiz canlarımız ve sizlersiniz. Hareketin önderliğini ısrarla yürüten Sayın Öcalan’ın paradigması, perspektifi ve dört parçada bütün Kürt halkının mücadelesi de bu çabanın en büyük dayanaklarıdır. Geldiğimiz bu dönemde dünyanın hiçbir yerinde ‘Kürt yoktur’ diyen bir insan evladı bulamazsınız. O defter kapandı. O dönem bitti. Herkes Kürt’ün varlığını kabul ediyor. Ama o varlık, sözde bir kabulün ötesinde, bir hukukla, bir yasayla güvence altına alınmalı” sözlerini kullandı.    ‘AKP’nin iktidarı Kürt meselesinden daha büyük değil’   Çiğdem Kılıçgün Uçar, Kürt sorununun çözümü noktasında çaba gösteren herkesin çabasının değerli olduğunu kaydederek, “AKP’ye bir öfke, bir güvensizlik var. Bunlara ne haksız ne de yersiz diyebiliriz. Bütün bunları belki de en çok bizler deneyimledik. Yani 2013-2015 çözüm sürecinden sonra AKP’nin nasıl bir iktidar ve hükümet olduğunu en çok deneyimleyen bizleriz. Kürtler, Aleviler, farklı kimlikler, demokratlar, sosyalistler, değil mi? Şimdi AKP karşıtlığı ve AKP’ye güvensizlik meselesinde kimseye diyeceğimiz bir şey yok. Ama AKP karşıtlığı, bugün ne yazık ki Kürt sorununun çözümüne karşıtlığa dönüşme tehlikesiyle yüz yüze bırakılmış durumda. İstanbul Barosu seçimleri en kritik örneklerden biri. İstanbul Barosu seçimini yeni kazanan baro başkanı, çözüm karşıtlığı yaparak baro başkanlığını kazandı. Hem Kürt sorunu konusunda söz kurmamak, pratik geliştirmemek hem de ‘Kürtler AKP ile iş birliği, ittifak yapıyor’ cümlesiyle algı yönetmek ve insanların barışa inanmasını engellemek, gerçekten en çok da bu ülkeye yazık edecek bir meseledir. Bu topraklar kana, kine ve öfkeye doydu. AKP’nin iktidarı Kürt meselesinden daha büyük değil. Kimin cumhurbaşkanı olacağı meselesi, Kürt sorununun barışçıl çözümünden daha büyük değil” ifadelerini kullandı.   ‘Süreci birlikte götüreceğiz’   Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın İmralı’da büyük bir mücadele ve direniş içerisinde olduğunu vurgulayan Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Devlet ısrarla alt kurullardan birine ‘Silahsızlanma Kurulu’ diyor. Ancak Sayın Öcalan, ‘Silahsızlanmaya indirgeyemezsiniz, bu aynı zamanda Barış ve Siyasallaşma Kuruludur’ diyor. Bir Barış ve Siyasallaşma Kurulu kurulacak. Devlet, ‘Ben teyit ve tespit edeceğim’ diyor. Sayın Öcalan da ‘Biz de taahhüt edeceğiz’ diyor. Yani süreci birlikte götürmek, sürece hâkim olmak, herhangi bir yerin tekeline bırakmamak için İmralı’da da çok ciddi ve ağır bir mücadele var. Bu mesele sadece bir müzakere meselesi değil. Emin olun, müzakerenin yapıldığı o masada bir o kadar da mücadele var” diye konuştu. Halk toplantısı, sürece ve devletin Alevilere yönelik uyguladığı politikalara dair soruların yanıtlanmasıyla son buldu. Ardından Elbistan’da, Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği ve Cemevi’nde halk buluşması gerçekleştirildi. Buluşmada konuşan Çiğdem Kılıçgün Uçar, sürece dair bilgilendirmelerde bulundu.