‘Kadın Devrimi modeli yıkılırsa IŞİD karanlığı hâkim olacak’
- 09:08 24 Ocak 2026
- Güncel
Melek Avcı
ANKARA - Kapitalist düzene karşı tek alternatif olan Rojava modelinin yıkılmak istenildiğini ve bu modelin yıkılmasına izin verilmemesi gerektiğini belirten EŞİK Platformundan Gülizar İpek Bilek, “O model yıkılırsa Ortadoğu'da yine IŞİD karanlığı hâkim olacak. Kadın kurtuluşu diyorsak bu modele sahip çıkalım” dedi.
HTŞ, DAİŞ ve Türkiye’ye bağlı çetelerin Rojava’ya dönük saldırıları sürerken, bu saldırılara karşı direniş ve protestolar dünyanın birçok yerinde büyüyerek devam ediyor. Bu saldırılar yalnızca bir coğrafyayı ya da askeri bir gücü hedef almıyor; esas olarak Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın geliştirdiği demokratik ulus paradigmasının Rojava’da hayat bulmuş somut kazanımlarını hedef alıyor. Rojava’da inşa edilen sistem, ulus-devletçi, erkek egemen, tekçi ve inkârcı anlayışlara karşı; halkların eşitliği, birlikte yaşamı, ekolojik dengeyi ve kadın özgürlüğünü esas alan bir toplumsal model olarak şekillendi. Demokratik ulus paradigması, sınırları değil halkları, iktidarı değil toplumu, tahakkümü değil özgür iradeyi merkezine alan bir sistem olarak Rojava’da hayat buldu. Rojava’da hayat bulan bu sistem günlerdir saldırı altında.
Eşitlik için Kadın Platformu (EŞİK) üyesi Gülizar İpek Bilek, Rojava’da hayat bulun paradigma ve DAİŞ tehlikesine dair değerlendirmelerde bulundu.
‘Saldırılar kadın modelini değiştirmeye yöneliktir’
Rojava’da günlerdir süren saldırıların, HTŞ’nin yapısı düşünüldüğünde bizzat kadına ve kadın modeline yönelik ideolojik bir saldırı olduğunu belirten Gülizar İpek, Rojava’da kurulanın bir kadın devrimi olduğunu hatırlattı. Gülizar İpek, “Kadın meclisleri, eşbaşkanlık, eşit temsiliyet, öz örgütlülüğün olduğu ve erkek egemenlikli sistemin tamamen alaşağı edildiği; demokrasinin, kadın öncülüğünün ete kemiğe büründüğü bir sistemden bahsediyoruz. Bu sistemin öncüleri ise kadınlar. Tabii ki HTŞ'nin operasyonlarını sadece askeri operasyonlar olarak değerlendiremeyiz. Bunlar tamamen ideolojik saldırılardır. Net ifadeyle; bu, kadın modelini değiştirmeye yönelik bir harekettir” dedi.
‘Dünya karanlıkta değilse sebebi kadın devrimidir’
Rojava’da büyük bedeller ödenerek DAİŞ’in yenilgiye uğratıldığını dünyaya hatırlatan Gülizar İpek, dünyanın Rojava’ya borçlu olduğunu ve bu borcu ödemek zorunda olduklarını belirtti. Gülizar İpek, “Şu an IŞİD vari çetelerin, HTŞ'nin saldırılarına bütün dünyanın karşı çıkması gerekiyor. Bütün dünyanın tek ses olması gerekiyor. Çünkü şu an eğer Avrupa ve dünya karanlıkta değilse, bunun en büyük sebebi Rojava'daki kadın devrimidir. Rojava'daki saldırıların engellenmesi, kadınların ve toplumun direnişi sayesinde olmuştur. Ama şu an bakıyoruz ki; Rojava'ya yönelik saldırılarla IŞİD tekrardan açığa çıktı. Hol Kampı'na da saldırılar düzenlendi ve binlerce tutuklu serbest kaldı. Şimdi diyorlar ki ‘biz tutukluları topladık.’ Hayır, öyle bir şey yok! Bu, IŞİD'i tekrardan canlandırma girişimidir ve bunun siyasi sorumluluğunu da bütün dünya üstlenmek zorunda kalacak. Çünkü IŞİD çetelerini tutan yine Rojava'ydı. Ama şimdi hepsi serbest bırakıldı” sözlerini kullandı.
‘Model yıkılırsa IŞİD karanlığı hâkim olacak’
Savaş suçlusu DAİŞ çetelerinin Irak’a gönderilmesinin gerçekçi olmadığını, çünkü çoktan çoğunun serbest bırakıldığını söyleyen Gülizar İpek, “Biz bunları normal göremeyiz. Alevilere saldırdılar, Dürzilere saldırdılar ve şimdi Kürtlere saldırıyorlar. Çünkü Rojava'da ortak bir yaşam modeli var. O model yıkılırsa Ortadoğu'da yine IŞİD karanlığı hâkim olacak ve istedikleri de bu: IŞİD'in tekrardan harekete geçmesi, o uyuyan hücrelerin yeniden canlanması. Bütün dünyanın ayaklanması gerekiyor. Çünkü bu model kadın modelidir; eşitlikçi, demokratik, ortak yaşam modelidir. Herkesin eşit ve özgür yaşadığı, merkezin karar verdiği değil; halkın kendi kararını aldığı ve uyguladığı bir modelden bahsediyoruz. Bu model yıkılmak isteniyor. Bu modelin yıkılmasına izin vermemeliyiz” diye belirtti.
‘Kadın kurtuluşu diyorsak bu modele sahip çıkalım’
“Orta Doğu zaten bir cehennem. Tek aydınlık Rojava'ydı ve Rojava bu aydınlığı büyütmeye çalışıyordu” diyen Gülizar İpek, uluslararası toplumun bir cevap vermesi gerektiğini söyledi. Kadınları, çocukları katleden barbar çetelerin Avrupa’ya da sızacağı uyarısını yapan Gülizar İpek şöyle devam etti: “Kafa kesen bir çeteden bahsediyoruz ve bunlar şu an dünya tarafından ‘Suriye'nin kontrolü’ mekanizması olarak adlandırılıyor. Bunlar Suriye'nin kontrolünü yapacak gruplar değil. Çünkü bunlar daha da IŞİD vari hareket ediyor. Bundan dolayı da bütün uluslararası toplumun, özellikle bütün kadınların ses çıkarması gerekiyor. Eğer biz kadın öncülüğünden, kadın kurtuluşundan bahsediyorsak bu modele sahip çıkmak gerek. Bu model bizim için çok önemli bir model. Videoları herkes izledi; ‘Emire hediye edeceğiz’ gibi söylemler gördük ve bu bizi Şengal'e döndürdü. Êzidilerin pazarlarda satılması çok acıydı ve on binlerce kadın hâlâ kayıp. Aynı olayları yaşamamak adına tüm kadınların ortak hareket etmesi gerekiyor.”
‘Bu ideoloji kadınları istemiyor’
Güliza İpek şöyle ekledi: “Avrupa'ya bakıyoruz, buraya bakıyoruz; çok büyük tepkiler var ama bu tepkilerin artması gerekiyor. Ortak ses olmamız gerekiyor. Buradaki bütün kadın kurumlarının ortak hareket etmesi, ortak açıklamalar yapması, yürüyüşler gerçekleştirmesi gerekiyor. ‘Biz bu IŞİD barbar çetelerini istemiyoruz’ denilmeli. Bunlar IŞİD'in devamıdır. IŞİD'ten farklı görebilir miyiz bunları? Hayır, göremeyiz. Çocukları katleden, sivillere saldıran bu grupları büyük güçler normal bir yönetim olarak görüyor ama biz kadınlar bunları normal bir yönetim olarak göremeyiz. Bütün kadın kurumlarının seferberlik ruhuyla hareket etmesi gerektiğini düşünüyorum. IŞİD-HTŞ ilerlerse diğer halklara da zarar verecek. Bugün Rojava düşerse, diğer yerlere de aynı şeyleri yapacaklar. Çünkü onlar halkların kardeşliğini istemiyorlar. Aksine tek tip bir model istiyorlar ve o modele göre herkesin biat etmesini istiyorlar. Bu modeli yıkacak olan da Rojava'dır. Bu ideoloji kadınları istemiyor. Kadınların dört duvar arasında olmasını istiyor. Kadınların savaşçı, yönetimde, dışarıda olmasını istemiyorlar. Afganistan'da gördüğümüz gibi… Şu an evlerdeki pencereleri bile kapattılar, duvarlar ördüler. Öyle bir zihniyet” şeklinde konuştu.
‘Bugün ses çıkarmasalar yarın geç kalacaklar’
“Eğer gerçekten kadın özgürlüğünden, eşitliğinden bahsediyorsak Rojava devrimi önümüzde” diye devam eden Gülizar İpek, “Rojava devrimi yıkılırsa ciddi anlamda söz edeceğimiz bir şey kalmaz. Kapitalist düzene tek alternatif Rojava devrimidir. Avrupa'daki kadınlar da özellikle görmeli; çünkü herkesin sahiplendiği, üzerine filmler çekilen bir devrimden bahsediyoruz. Eğer bu kadar dünyaya mal olmuş bir devrimden söz ediyorsak, bu devrimin yıkılmaması için Avrupa'nın yankılanması, herkesin alanlara dökülmesi, mücadele etmesi gerekiyor. Milletvekillerinin parlamentoları kilitlemesi, ‘Biz bunu kabul etmiyoruz’ demesi gerekiyor. Eğer Rojava düşerse, emin olun Batı'da, Avrupa'da insanlar rahat oturamayacaklar. Çünkü hepimiz biliyoruz, çok büyük eylemler gerçekleştiriyorlardı; camilere, kiliselere, insanların toplu olduğu yerlere yönelik saldırılar yapıyorlardı ve bunu tek engelleyen Rojava'ydı. Rojava düşerse bu, Avrupa'nın birçok yerine yayılacak. Bu hücreler her yere yayılıp eylem gerçekleştirecekler. Eğer bunun olmasını istemiyorlarsa gerçekten de herkesin tek ses olması gerekiyor. Mesela Amerika'da Senato'yu herkesin etkilemesi gerekiyor. Bütün gücüyle o modeli yıkmaya çalışıyorlar. Eğer biz bu modele sahip çıkmak istiyorsak, şu an tam zamanı. Avrupa'daki bütün kadınlara sesleniyorum: Bu modelin yıkılmaması için herkes mücadele yürütmeli. Bugün ses çıkarmasalar yarın geç kalacaklar. Çünkü bugün belki Rojava'yı konuşuyoruz ama yarın Avrupa'daki eylemleri konuşur duruma geleceğiz. O model düşerse bizim savunacak bir modelimiz kalmayacak. İstediğimiz model tam da kadın özgürlük modeli değil mi? İşte karşımızda, ete kemiğe bürünmüş halde duruyor.”







