Aygül Doku: Gülistan’a tecavüz edildi, deliller karartıldı

  • 13:48 17 Nisan 2026
  • Güncel
DÊRSIM - Gülistan Doku dosyasına ilişkin açıklamada konuşan Aygül Doku, kardeşinin tecavüze uğradığını ve sonrasında delillerin karartıldığını belirterek, “Tek talebimiz adalet” mesajı verdi.
 
Dêrsim Kadın Platformu, Munzur Üniversitesi 2’nci sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturması kapsamında yaşanan gelişmelere dair açıklama yaptı. Açıklamaya Doku ailesinin yanı sıra Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekilleri, Kürdistan kentlerinden birçok siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcisinin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı. Gülistan Doku’nun fotoğrafları ile “Kaybolan değil, kaybettirilen kadınlar için adalet”, “Erkek vuruyor, devlet koruyor”, “Erkek adalet değil, gerçek adalet”, “Gülistan Doku, Rojin Kabaiş ve kaybettirilen kadınlar için adalet”, “Bir kişi değil, bir sistem sorgulanmalıdır” dövizlerinin açıldığı açıklamada sık sık “Jin jiyan azadî”, “Yaşasın kadın dayanışması”, “Gülistan Doku nerede?”, “Gülistan için adalet”, “Kadın cinayetleri politiktir”, “Koruma, aklama, yargıla” ve “Katillerden hesabı kadınlar soracak” sloganları atıldı.
 
‘Bürokrasi gücünü kullandı’
 
Platform adına açıklama yapan Yenigün Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Serpil Argın, 6 yıldır Gülistan Doku’ya ne olduğunu sorduklarını belirtti. Dönemin savcılarının “Kamera görüntüsü yok, görgü tanığı yok, hiçbir delil yok” dediğini hatırlatan Serpil Argın, dönemin hem valisi hem kayyımı Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel hakkındaki ihbara dair hiçbir araştırma yapılmadığına dikkat çekerek, “Göz göre göre Tuncay Sonel’in bürokrasideki gücünü kullanarak cinayeti örtbas etmesini seyrettiler” dedi.
 
‘Gülistan kayıp kadınlardan sadece bir tanesi’
 
Serpil Argın, “Gülistan bu ülkedeki kayıp kadınlardan maalesef yalnızca bir tanesi. 6 yıldır deliller saklanmış, yok edilmiş, failler korunmuş; devletin kendilerine verdiği gücü arkasına alanlar işledikleri suçları örtbas etmiştir. Bunun hesabı sorulmadan adalet sağlanabilir mi? Kız kardeşimiz Gülistan Doku’nun katledilmesi ve akıbetinin karanlıkta kalması için delil karartılmasıyla ilgili soruşturmada bugün çok önemli bir noktadayız. Dönemin valisi Tuncay Sonel’in kamu gücünü kullanarak cinayeti nasıl örtbas etmeye çalıştığı açıkça gözler önüne serildi. Tuncay Sonel’in acil bir şekilde soruşturmaya dahil edilmesini ve hakkında gözaltı kararı verilmesini talep ediyoruz” sözlerini kullandı.
 
‘İşlediği suçlardan kaynaklı en ağır cezayı almalı’
 
Mustafa Türkay Sonel adlı baş failin, sırf babası vali diye dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve dolayısıyla AKP bürokrasisi ile güçlü ilişkileri olduğuna değinen Serpil Argın, “Sırf valinin oğlu diye işlediği cinayetin cezasını çekmekten tam 6 yıl boyunca kaçabildiği bir ülkeyi yaratmışlardır. Bizler, cinayetin bile cezasız bırakılmaya çalışıldığı, güç kimdeyse adaletin onun sözüne göre şekillendiği bu düzeni kabul etmiyoruz. Rojin Kabaiş’in, Rabia Naz Vatan’ın, Nadira Kadirova’nın, Yeldana Karaman’ın katillerinin açığa çıkması için mücadelemize devam edeceğiz. Bugün Tunceli Adliyesi önünden, cinayet şüphelileri arkamızdaki binada sorgulanmaya devam edilirken buradan tekrar söylüyoruz; Tuncay Sonel işlediği tüm suçlar için en ağır şekilde cezalandırılsın” ifadelerini kullandı.
 
‘Dosyada itiraflar var’
 
Sonrasında söz alan DEM Parti Dêrsim Milletvekili Ayten Kordu, iktidardaki zihniyetin Türkiye’yi “kadınlar mezarına” çevirdiğini belirterek, Gülistan Doku dosyasının bütün kadınların dosyası olduğunu kaydetti. Ayten Kordu, “Bu dava sadece Gülistan Doku’nun değil, bütün kadınların davasıdır. Dolayısıyla biz kadınlar sadece dayanışma için burada değiliz, biz bu dosyanın sahibiyiz, kendisiyiz. Daha deliller karartılırken biz şunu söyledik; kadınlar katlediliyor, ‘şüpheli ölüm’ denilerek dosyalar kapatılıyor, kadınlar intihara sürükleniyor” dedi. O dönemki kayyım valisi Tuncay Sonel’i koruyan dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun da soruşturmaya dahil edilmesi gerektiğini vurgulayan Ayten Kordu, “O dönem İçişleri Bakanı olan Süleyman Soylu’nun da, o dönemin valisinin de, emniyet müdürlerinin de, başsavcıların da ve Munzur Üniversitesi rektörlüğünün de bu soruşturmaya dahil edilmesi gerekiyor. Dosyada itiraflar var” şeklinde konuştu.
 
‘Baş sorumlu’
 
CHP Milletvekili Gülizar Biçer Karaca ise şöyle konuştu: “Bugün Gülistan Doku mücadelesinin, Gülistan Doku için adalet mücadelesinin önemli anlarına tanıklık ediyoruz. ‘Kadın cinayetleri politiktir’ derken, işte tam bugün ortaya çıkan örgütlü bir çetenin, cinayetin ve kaybettirmenin tanıklığıyla bunu görüyoruz. Burada dönemin valisinin oğlunun, 5 Ocak 2020’de katledilerek kaybedilen Gülistan Doku’nun gerçek faili olduğunu, onunla birlikte iştirak eden faillerin bulunduğunu söyledik. 2020’den bu yana uyarılarımızda bir milim bile ilerleme olmadığını, örgütlü bir suçla, katil sürüsüyle, cinayetle karşı karşıya olduğumuzu ifade etmiştik. Bugün ortaya çıktı. Sadece failler onlar mıdır? Bir buçuk yıl boyunca Gülistan’ın cep telefonunu inceleyip hiçbir suç unsuru bulunmamış yönünde rapor hazırlayanlar suçlu değil midir? Kamu gücünü kullanarak Gülistan’ı katleden, delilleri ortadan kaldıran, soruşturmanın yönünü değiştiren dönemin valisi baş sorumludur. Bütün bu örgütlü yapının tüm unsurları, talimatı verenler ve yerine getirenler de baş sorumludur.”
 
‘Tek umudumuz mezar taşı’
 
Sonrasında söz alan Gülistan Doku’nun annesi Bedriye Doku, kendilerine destek veren herkese teşekkür etti. Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku da 6 yılı aşkın süredir kendilerine destek veren herkese teşekkür etti. Aygül Doku, “Biz bu kente ilk geldiğimizde dönemin valisi Tuncay Sonel bizi Dinar Köprüsü’ne götürdü, ‘Gülistan intihar etti, size bedelini vereceğiz’ dedi. Bizi köprüye kilitleyip arka taraftan Tuncay Sonel şebekesi vahşice davrandı. Tuncay Sonel’in oğlu, gizli tanığın ifadesiyle, önce kız kardeşim Gülistan Doku’ya tecavüz etmiştir. Sonra babası da valiliğin verdiği yetkilerle oğlunun pisliğini kapatmak için şebeke kurarak bütün delilleri yok etmeye kalkmıştır ama başaramamıştır. Biz ailenin bundan sonra yapacağı tek şeyin, kızımıza ulaşabileceğimiz bir mezar taşı olduğunu düşünüyoruz. Tek talebimiz, tek umudumuz bir mezar taşıdır. Bu katillerin 7 yıldır dışarıda gezmesine rağmen müebbet alarak bir daha dışarı çıkmamalarıdır” ifadelerini kullandı.
 
Açıklama, “Jin, jiyan, azadî” sloganlarıyla son buldu.