Gülistan Doku dosyası için ortak mesaj: Etkin soruşturma şart
- 09:02 20 Nisan 2026
- Güncel
Devrim Fındık-Elfazi Toral
İSTANBUL - Kadın örgütleri, Gülistan Doku dosyasında yaşanan son gelişmeleri önemli bulduklarını ancak adalet için bunun yeterli olmadığını belirtti. Cezasızlık politikalarına dikkat çeken kadınlar, soruşturmanın tüm yönleriyle genişletilmesini ve sürecin etkin biçimde yürütülmesini istedi.
Gülistan Doku dosyasında yaşanan son gelişmelere ilişkin kadın örgütlerinden açıklamalar geldi. Kadınlar, yürütülen soruşturmada atılan adımların mücadelenin sonucu olduğunu vurgularken, sürecin tüm yönleriyle derinleştirilmesi gerektiğini belirtti. Yapılan değerlendirmelerde, cezasızlık politikalarının kadınlara yönelik şiddeti büyüttüğüne dikkat çekildi.
‘Gelişmeler önemli ancak yeterli değil’
Adalete güvenilmediğini söyleyen Sosyalist Kadın Hareketi (SKH) aktivisti Perihan Özgül, 6 yıldır Gülistan Doku'nun annesinin feryat ettiğini belirterek, dosyada yaşanan gelişmelerin önemli olduğunu ancak yeterli olmadığını vurguladı. Perihan Özgül devamında şöyle konuştu: “Gülistan kaybedilen bir kadın. Rojin'in akıbeti belli değil. Kadın mücadelesi burada tabii ki etkin bir rol oynuyor. Dilerim Rojin için de aynı şeyler toparlanır. Rojin'in de katilleri bulunur. Bugün mesela kadınlar, her seferinde kaç defa koruma talebinde bulunduğu halde korunmayan bir sistemden bahsediyoruz. Kimin için caydırıcı mesela? Öldürecek adam için mi caydırıcı, yoksa diyelim ki işlemeyen yargı için mi caydırıcı? Neyden bahsedeceğiz orada? O yüzden cezai yaptırımların daha fazla olması gerekiyor. Ayrıca kadınların dayanışmayı daha çok büyütmesi lazım. Kadınlar daha fazla yan yana durmak zorunda, daha çok sorgulamalı. Yasalar sokakta yazılır, bu yüzden de kadınlar sokakta olmalı.”
‘Cezasızlık politikaları şiddeti büyütüyor’
Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Sebat Karul, Gülistan Doku dosyasında yaşanan gelişmelerin ve gözaltıların yeterli olmadığını, daha fazla araştırma yapılması gerektiğini belirterek, “Dönemin valisinin de gerçekten bu soruşturmaya dahil edilmesi gerekiyor. Yani ucu nereye dokunursa dokunsun ki eminim çok yerlere dokunacaktır. Mutlaka etkin bir şekilde bunların araştırılması gerekiyor. Çünkü bu böyle sıradan bir olay değil. Bir anne 6 yıldır ‘Kızım nerede?’ diye soruyor. Bu soruya cevap verilmedi. Ve şimdi evet, olumlu gelişmeler oldu ama yetmez. Her yönüyle araştırılması gereken bir konu ve biz kadınlar da bunun takipçisi olmaya devam edeceğiz” dedi.
Sebat Karul devamında şu ifadeleri kullandı: “Yani bizler çok iyi biliyoruz ki aslında her gün bu kadar kadınların katledilmesinin sebebi maalesef bu cezasızlık politikaları. Bu politikaların işletilmesi, belki kısa vadede evet, bir nefes almamıza yol açacaktır ama biz çok iyi biliyoruz ki bu, bu kadar basit değil. Bunun için güçlü adımların atılması lazım. Yargının bu konuda gerçekten çok keskin ve net kararlar alması lazım. Eğer bu ülkede kadınların katledilmesini istemiyorsak, istemiyorsanız bu konuda net olmanız lazım. Çünkü bu cezasızlık politikaları yüzünden maalesef bu kadar kadın katledildi. Eğer bu cezasızlık politikaları olmamış olsaydı bu kadar arkadaşımızı kaybetmiş olmayacaktık.”
‘Dosyanın belirleyicisi toplumsal mücadele olacak’
Yeni Demokrat Kadın’dan Sevil Doğan, Gülistan Doku soruşturmasında gelinen aşamanın bir “başarı” değil, yıllara yayılan ihmal ve örtbasın sonucu olduğunu belirtti. Etkin bir soruşturmanın en başından itibaren delillerin korunması ve şüphelilerin ayrıcalık görmemesi gerektiğine işaret eden Sevil Doğan, bugün oluşturulan özel ekibin devletin bugüne kadar yerine getirmediği sorumluluğu gecikmeli biçimde üstlenmek zorunda kaldığını gösterdiğini ifade etti. “Gülistan nerede?” sorusunun kadın mücadelesinin en güçlü politik başlıklarından biri haline geldiğini vurgulayan Sevil Doğan, atılan adımların sokakta ve adliye önlerinde sürdürülen mücadelenin sonucu olduğunu kaydetti. Bu gelişmenin, kaybedilen ya da şüpheli şekilde yaşamını yitiren kadınlara dair dosyaların ancak toplumsal baskıyla açık tutulabildiğini bir kez daha ortaya koyduğunu dile getirdi.
Cezasızlık politikasının kadınlara yönelik suçlarda sistematik bir tercih olduğunu belirten Sevil Doğan, faillerin ve sorumluların korunmasının “istisna” değil, kural haline geldiğini söyledi. Gerçek bir adaletin ancak faillerin, ihmali bulunan kamu görevlilerinin ve onları koruyanların yargı önüne çıkarılmasıyla mümkün olacağını ifade etti. Soruşturmanın tüm yönleriyle genişletilmesi gerektiğini belirten Sevil Doğan, şüpheli konumundaki herkesin ayrıcalıksız biçimde incelenmesi ve kadın örgütleri ile bağımsız hukukçuların sürece aktif katılımının sağlanması çağrısı yaptı. Sevil Doğan, dosyanın akıbetinin belirleyicisinin yine toplumsal mücadele olacağını vurguladı.
‘Adalet örgütlü mücadele ile kazanılacak’
Emekçi Hareket Partisi (EHP) üyesi Ömür Öztürk, Gülistan Doku dosyasında gelinen aşamanın sokak mücadelesinin sonucu olduğunu belirterek, “Susmadık, korkmadık; ‘Gülistan Doku intihar etmedi’ demeye devam ettik” dedi. Kadın cinayetlerinin arkasında erkek egemen sistemin bulunduğunu vurgulayan Ömür Öztürk, “İntihar denilen pek çok olayın altında karanlık bir düzen var” ifadelerini kullandı. Verilen mücadelenin kısmen sonuç verdiğini belirten Ömür Öztürk, adaletin ancak örgütlü mücadeleyle kazanılacağını dile getirdi.
Dayanışma çağrısı
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) temsilcisi Begüm Turgutalp ise Türkiye’de kadına yönelik şiddetin artarak sürdüğüne dikkat çekerek, “Şiddet durmuyor, her geçen gün daha da yayılıyor” dedi. Kadınların yaşam mücadelesi verirken gerekli korumanın sağlanmadığını ifade eden Begüm Turgutalp, “Somut çözümler gerekiyor, boş sözler değil” diyerek yetkililere çağrıda bulundu. Mücadeleyi büyütme çağrısı yapan Begüm Turgutalp, herkesin dayanışmaya katılması gerektiğini vurguladı.
‘Toplumsal çürümenin içindeyiz’
Divriği Kültür Derneği Kadın Kurulu Başkanı Nazlı Emir de dosyaya ilişkin gelişmeleri “buruk bir sevinç” olarak değerlendirdi. Süreçte ciddi ihmaller ve örtbas girişimleri olduğunu belirten Nazlı Emir, “Bu kadar kokuşmuş bir tablonun çıkacağını ben bile tahmin etmiyordum” dedi. Ailenin direnişinin belirleyici olduğuna dikkat çeken Nazlı Emir, “Bu dosya ya aydınlatılacak ya da yeniden kapatılacak” diyerek sorumluların, kamu görevlileri dahil olmak üzere yargı önüne çıkarılması gerektiğini ifade etti. Türkiye’de artan şiddet ortamına da işaret eden Nazlı Emir, “Toplumsal bir çürümenin içindeyiz” sözleriyle yaşananlara tepki gösterdi.







