‘Abdullah Öcalan’a statü tanınması çözümün önünü açacak'

  • 09:07 13 Mayıs 2026
  • Güncel
ANKARA - Sürecin sağlıklı ilerletilmesi için Abdullah Öcalan'ın iletişim kanallarının açık olması gerektiğini belirten Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren, bunun için de statünün tanınması gerektiğini vurgulayarak, bu durumun çözümün önünü açacağını söyledi. 
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihinde yaptığı 'Barış ve Demokratik Toplum' çağrısıyla başlayan süreçte, kendisinin başmüzakereci olarak iletişim kanallarının sınırlı tutulması, sürecin ilerlemesinin önünde bir engel olarak duruyor. Bir yılı aşkın bir süredir halklar, alanlarda kendisinin barışın mimarı olduğunu haykırıyor. Bu süre zarfında Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi İmralı Heyeti tarafından belli aralıklarla yapılan ziyaretler, meclis komisyon ziyareti dışında iletişim kanallarının sürecin ilerlemesine imkân tanıyacak şekilde düzenlenmesine dair somut bir adım atılmadı. Devlet, süreci ilerletecek yasal düzenlemelere dair bir çalışma başlatmadı.
 
Birleşik Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren, Abdullah Öcalan’ın statüsünün tanınmasının önemli bir noktada durduğunu ifade ederek, tüm kesimlerin barış mücadelesi için birleşik cephe hattında ses yükseltmesi gerektiğini söyledi. 
 
Süreç önündeki engeller
 
Sürecin durma noktasına geldiğini belirten Elif Torun Öneren, “Meclis üzerinden hızlandırma, yeniden aktif olma çalışmalarının yapılması gerekiyor. Sürecin sağlıklı yürümesi ve yeniden canlanması için AKP-MHP bloğunun engelleme bahanelerinden vazgeçmesi adım atması gerekiyor. Bunları yapabilirse bu sürecin sağlıklı yürümesi mümkün olacak. Mecliste kurulan bir komisyon var. Öncelikli olarak bu komisyonun kabul ettiği raporda ki gereklerin yerine getirilmesi ve yasaların uygulanmasıdır. 
 
Statüye yasal güvence 
 
Elif Torun Öneren, sürecin ilerleyebilmesi için Abdullah Öcalan’nın statüsünün tanınması ve yasal güvencenin sağlanması gerektiğini belirtti. İktidarın yasal düzenlemelere ilişkin geciktiren tutumunu 2013-2015 sürecinde de gördüklerini ifade eden Elif Torun Öneren, iktidarın yavaş adım attığını söyledi. Elif Torun Öneren, şöyle devam etti: “Kürt özgürlük hareketine, yavaş adımlarla da olsa veriyorum dediği şeyleri lütuf olarak görüyor. Oysa Kürt özgürlük hareketi elli yılı aşkın süredir verdiği mücadeleleri sonucunda kazandı bunları, devletin AKP-MHP bloğunun bir lütfu değildir. Kürt halkının büyük bedeller ödeyerek kazanmış olduğu hakkıdır. İktidar gerçek bir barış için düzenlemeleri geciktirmeyi işi yokuşa sürme mantığıyla yapıyor. Geriye çekilip vazgeçtim demiyor ama ileriye doğru da bir adım atmıyor. Tıkanmamış bir süreç tıkanmış gibi oluyor. Bu tavırları ciddiyetsizlik olarak görüyoruz. Bu durum ayrıca ciddiyetsizliğinin yanında güven sorunu oluşturuyor. Halkın ve bizlerin nezdinde bir güvensizlik sorunu var. İktidar kendi çıkarları için keyfi karar veriyor. Bugün verdiği karardan yarın dönebiliyor. İstikrarsızlık ve tutarsızlık olarak görüyoruz. Bu çizilen tablo barış sürecine uzatmaktan ve çıkmazdan başka hiçbir işe yaramaz.”
 
'İletişim kanalları açılmalı'
 
"Sayın Öcalan Kürt halkının önderidir" diyen Elif Torun Öneren, Abdullah Öcalan’ın iletişim kanallarının açık olmasının, sürecin sağlıklı bir şekilde ilerlemesini sağlayacağını belirtti. Elif Torun Öneren, "Sayın abdullah Öcalan'ın kuracağı iletişimle bir yol alınacağını düşünüyoruz. Ve istediği kişilerle görüşebilmesi kısıtlı koşullarla değil bu süreçte dışardan haberdar olması süreci daha sağlıklı ilerletir. Sayın Öcalan’a statüsü verilmelidir. Bu birçok soruna dair çözümün önünü açacaktır” ifadelerini kullandı. 
 
'Çözüm tek taraflı gidiyor'
 
Sürecin kalıcı bir barışa evirilmesinin sadece Kürt özgürlük hareketinin ve Kürt ulusunun sorunu olmadığını herkesin sorunu olduğunu belirten Elif Torun Öneren, “İki tarafında inandırıcı ve yapıcı olması gerek. Bu sürekliliği iktidar veya devlet tarafından kesinlikle göremiyoruz. Aksine sekteye uğratılıyor engeller çıkartılıyor. Ama Kürt Özgürlük Hareketine baktığımızda bunun kararlılığını ve Sayın Öcalan’ın bu konuda ki istikrarını görüyoruz. Bu tür çözümlerin tek taraflı olmadığını da yıllardır gözleyebiliyoruz" ifadelerini kullandı. 
 
'Herkese tarihsel bir görev düşüyor'
 
Savaşın bedelini tüm kesimlerin ödediğini söyleyen Elif Torun Öneren, en ağır bedelleri kadın ve çocukların ödediğine dikkat çekerek, “Muhalefet üzerinde ki yok etme çalışmalarıyla siyasi kırıma karşı, ESP'ye yönelik yok etme amacıyla yapılan tutuklamalar, seçmen iradesinin kayyumlara verilerek yok sayılması gibi... Siyasi sürecin kalıcı bir barışa evrilmesi için atılan her adımın da faşizmi yok etmeye karşı atılmış bir adım olduğunun bilincinde olmalıyız. Kürt halkının onurlu kavgasını yıllardır ödediği bedelleri göz önüne aldığımızda bütün insanların bu süreçte tarihsel bir görevi var. Siyasi partilerin, kadınların, derneklerin en küçük birimlerin herkesin bu birleşik cephede yer alması gerekiyor.  Kürt özgürlük hareketi tek başına bırakılmamalıdır" diye aktardı. 
 
"Devrimci parti olarak kendimizi bu mücadelesinin bir parçası olarak gördük ve görmeye devam edeceğiz" diyen Elif Torun Öneren, bu mücadelede ısrarlı ve kararlı olduklarının altını çizdi.