Pınar Tikit'in hukuksuz alıkonulduğu ortaya çıktı

  • 11:38 4 Haziran 2026
  • Güncel
Melek Avcı 
 
ANKARA- Hasta tutsak Pınar Tikit'in tahliyesini engelleyen infaz uzatma kararının, infaz hâkimliğinin koşullu salıverilmeme yönünde verilmiş açık ve gerekçeli bir kararı olmadan uygulandığı ortaya çıktı. Avukatlar, Pınar Tikit'in hukuka aykırı şekilde cezaevinde tutulduğunu belirterek suç duyurusunda bulundu.
 
Sincan Kadın Kapalı Cezaevinde hasta tutsak Pınar Tikit hakkında İdare ve Gözlem Kurulu (İGK) tarafından verilen ikinci infaz uzatma kararının, infaz hâkimliğinin koşullu salıverilmeme yönünde kurulmuş açık ve gerekçeli bir kararı bulunmaksızın uygulandığı ortaya çıktı. Pınar Tikit’in avukatlarının yaptığı incelemelerde, tahliyesini engelleyen işlemin yalnızca İGK kararlarına dayandırıldığı, İGK kararının bir yargı kararı gibi uygulandığı belirlendi.
 
İnfaz Hakimliği’nin kararının olmadığı açığa çıktı
 
Koşullu salıverilme tarihi 25 Ocak 2026 olan Pınar Tikit’in tahliyesi, ilk olarak 22 Ocak 2026 tarihli İGK kararıyla 30 Nisan 2026 tarihine ertelendi. Daha sonra ise 30 Nisan 2026 tarihinde koşullu salıverilmesi ikinci kez değerlendirilerek bu kez 6 ay daha ertelendi. Böylece Pınar Tikit’in infazı ikinci kez uzatılmış oldu. Kararın uygulanabilmesi için yasal olarak  İnfaz Hakimliği’nin nihai kararı gerekirken, uzatma kararına itiraz için infaz hakimliği kararına ulaşmak isteyen avukatlar, infaz hakimliğinin böyle bir kararı olmadığı bilgisine ulaştı. Özellikle ikinci uzatma kararına dair İnfaz Hâkimliği tarafından koşullu salıverilmeme yönünde verilmiş açık, gerekçeli ve kanuna uygun bir karar bulunmadan fiili olarak Pınar Tikit alıkonuluyor. 
 
Avukatlardan suç duyurusu
 
Yasal sürece bakıldığında İGK’nin yalnızca tutsaklar hakkında rapor düzenleme yetkisi; koşullu salıverilmeye ilişkin nihai karar verme yetkisi ise infaz hâkimliğine ait bulunuyor. Buna karşın Pınar Tikit hakkında verilen İGK kararlarının, herhangi bir yargı kararı olmaksızın tahliyeyi engelleyen nihai kararlar gibi uygulanmasına ilişkin avukatları suç duyurusunda bulundu. Ayrıca infaz hakimliğinden koşullu salıverilmeye dair tahliye talep edildi. 
 
 Hukuksuzluk Meclis gündeminde
 
Avukatların suç duyurusuyla birlikte ise Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekili Newroz Uysal, Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’na (İHİK) başvuruda bulunurken, Adalet Bakanlığı’na ise soru önergesi verdi.  
Yapılan İHİK başvurusunda Newroz Uysal, “Bu süreçte Pınar Tikit’in uğradığı en ağır hukuksuzluklardan biri, İdare ve Gözlem Kurulu kararının hukuki niteliğinin değiştirilerek fiilen yargı kararı gibi işletilmesidir. İdare ve Gözlem Kurulu yargı mercii olmadığı gibi, koşullu salıverilme hakkında tahliye ya da tahliyeyi engelleme yönünde nihai hüküm kurma yetkisine sahip bir makam da sayılamaz. Kurulun görevi, infaz hâkimliğinin denetimine sunulmak üzere değerlendirme raporu hazırlamakla sınırlıdır. Buna rağmen Pınar Tikit’in koşullu salıverilme Bu durum, infaz hukukunun en temel güvencelerinden biri olan yargısal karar zorunluluğunu işlevsiz kılmaktadır. İdare ve Gözlem Kurulu yargı mercii olmadığı gibi, koşullu salıverilme hakkında tahliye ya da tahliyeyi engelleme yönünde nihai hüküm kurma yetkisine sahip bir makam da sayılamaz. Kurulun görevi, infaz hâkimliğinin denetimine sunulmak üzere değerlendirme raporu hazırlamakla sınırlıdır. Buna rağmen Pınar Tikit’in koşullu salıverilme tarihi geçmesine karşın, ceza infaz kurumunda tutulmaya devam edilmesi, idari raporun yargı kararının yerine geçirilmesi anlamına gelmektedir. İdari bir kurulun soyut kanaatlere dayalı raporu, kişi özgürlüğünü ortadan kaldıran bir kararın yerine geçirildiği anda, infaz süreci hukuk devleti sınırlarının dışına taşmaktadır” diye belirtti. 
 
‘İki aşamalı bir hak ihlali zinciri oluşmuştur’
 
Başvurunun devamında Newroz Uysal, Pınar Tikit’in 30 Nisan 2026 tarihli İGK kararına karşı yaptığı başvurunun da hukuki niteliğine uygun biçimde ele alınmadığını kaydetti. Kurul kararının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle yargı yoluna başvurmasına rağmen, Ankara 4. İnfaz Hâkimliği başvuruyu kurul kararının hukuka uygunluğunu denetlemesi gereken bir şikâyet olarak değil, sıradan bir itiraz başvurusu olarak değerlendirdiğini belirtti. 12 Mayıs 2026 tarihli kararla başvurunun reddedildiğini hatırlatan Newroz Uysal, “İnfaz hâkimliğinin yapması gereken, idari nitelikteki kurul raporunun hukuka uygunluğunu somut biçimde incelemek; koşullu salıverilme hakkında kanunun kendisine verdiği yargısal yetkiyi kullanmaktı. Hâkimliğin bu yetkiyi kullanmak yerine İGK kararını denetlenecek bir idari işlem olmaktan çıkarıp neredeyse kesinleşmiş bir yargısal karar gibi ele alması, yargısal denetimi biçimsel hale getirmiştir. Böylece dosyada iki aşamalı bir hak ihlali zinciri oluşmuştur: Önce idare, koşullu salıverilmeye esas raporunu tahliyeyi engelleyen karar gibi uygulamış; ardından infaz hâkimliği, bu idari işlemi etkili biçimde denetlemek yerine başvuruyu itiraz gibi ele alarak idari takdiri yargısal koruma altına almıştır” dedi. 
 
İGK ve infaz hakimliği raporlarındaki uyuşmazlıklar
 
Başvuruda, Pınar Tikit’in tahliyesinin ertelenmesine gerekçe yapılan değerlendirmelerin somut verilere dayanmadığı ifade edildi. Kurul kararında yer alan “toplumla bütünleşmeye hazır olmadığı” yönündeki tespitlerin hangi somut davranışa veya belgeye dayandığının açıklanmadığı vurgulandı. Başvuruda dikkat çekilen bir diğer nokta ise infaz hâkimliği ve İGK kararındaki çelişkiler oldu. Ankara 4. İnfaz Hâkimliği ilk kararında Pınar Tikit hakkında çok sayıda disiplin cezası bulunduğu iddia edilerek, kişisel bakımına özen göstermediği, kurum görevlilerine karşı saygısız davrandığı, zorlayıcı davranış sergilediği yönünde ağır isnatlara yer verildi. Ancak bu iddiaların İGK kararında dahi yer almadığına işaret edilerek, yargısal denetimin kurul kararını incelemek yerine yeni iddialar üreten bir sürece dönüştürüldüğü belirtildi.
 
Sağlık durumuna ilişkin bir değerlendirme neden yapılmadı?
 
Başvuruda Komisyon’dan, Pınar Tikit hakkında hazırlanan tüm rapor ve değerlendirme belgelerinin incelenmesi, koşullu salıverilmenin hangi somut gerekçelerle ertelendiğinin araştırılması ve İGK’nin siyasi tutsaklar bakımından sistematik biçimde infaz erteleme aracına dönüşüp dönüşmediğinin yerinde incelenmesi talep edildi. Bakanlığa verilen soru önergesinde ise Pınar Tikit’in beyninde tümör olduğu hatırlatılarak, “İdare ve Gözlem Kurulu, Pınar Tikit’in düşüncesinden gelecekteki varsayımsal riskine kadar her alanda kanaat kurarken, beyninde tümör bulunan bir mahpusun sağlık durumunu hangi hukuki gerekçeyle koşullu salıverme değerlendirmesinin dışında bırakmıştır” diye soruldu.