‘Kadınların geride bırakılmadığı bir mücadele hattı oluşturmak istiyoruz’

  • 09:11 3 Kasım 2026
  • Güncel
AMED - Kadınların örgütlü mücadelesini yaşamın bütün alanlarında büyütmeyi hedeflediklerini belirten Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Serra Bucak, hiçbir kadının kendisini yalnız hissetmediği ve geride bırakılmadığı bir mücadele hattı oluşturmak istediklerini söyledi.
 
Amed Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, “Üreterek, Örgütlenerek Kadın Mücadelemizi Toplumsallaştırıyoruz” şiarıyla dün Ali Emiri Konferans Salonu’nda kadın konferansının ilk günü gerçekleştirildi. Bugün de devam edecek hem Türkiye hem de Kürdistan’dan bulunan belediye eşbaşkanları, belediyelerin kadın müdürlüğü politikaları, Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivistleri ve çok sayıda kadın katıldı. Konferansın ilk gününde şiddetten yoksulluğa, özel savaş politikalarından cezasızlık politikalarına kadınların yaşadığı tüm sorunlar tartışılırken aynı zamanda bu sorunlar karşısında geliştirilecek çözüm alternatifleri ile örülecek mücadele hattı tartışıldı.
 
Konferansa ilişkin konuşan Amed Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Serra Bucak, mahallelerde halkla bir araya gelerek atölyeler düzenlediklerini ve bu atölyelerde kadınların karşılaştıkları sorunları, taleplerini ve bunların karşısında çözüm olabilecek hususları konuştuklarını aktardı.
 
‘Kadın mücadelesinin mirası yeni yöntemlerle büyütülecek’
 
25 Kasım öncesinde Amed’de düzenlenen konferansta kadın mücadelesinin birikimini ileriye taşımanın yollarını tartıştıklarını belirten Serra Bucak, “Biz her 25 Kasım’a giderken aslında Kasım ayının ilk haftasında, hatta daha öncesinde kendi iç tartışmalarımızı ve toplantılarımızı yürütüyoruz. Ardından Kasım ayında bir konferans gerçekleştiriyor, bu konferansın sonucunda Kasım ayı programımızı oluşturuyoruz. Programın ardından da kapanış yürüyüşümüzü gerçekleştiriyoruz. Bu süreç bizim açımızdan hem yeni mücadele alanlarını tartışmak hem de kadına yönelik şiddetle mücadele yöntemlerimizi yeniden değerlendirmek açısından önemli. Bugüne kadar doğru bulduğumuz yöntemleri sürdürmek, eksik kalan yönlerimizi tamamlamak ve mücadelemizi daha ileriye taşımak için bir tartışma zemini oluşturuyor. 2-3 Kasım tarihlerinde Amed’de gerçekleştirdiğimiz konferansın da bu açıdan önemli bir yeri var. Çünkü bizler her Kasım ayını ve 8 Mart’ı karşılarken kadın mücadelesinin büyük mirasına ne katabileceğimizi, bu mücadeleyi nasıl daha ileriye taşıyabileceğimizi tartışıyoruz” dedi.
 
‘Kadın mücadelesi barışın toplumsallaşması için büyütülecek’
 
Serra Bucak, toplumsal barış ve demokratik toplum inşası sürecinin kadın mücadelesinden bağımsız ele alınamayacağını söyleyerek, “Elbette bütün bunları içerisinden geçtiğimiz toplumsal barış ve demokratik toplum inşası sürecinden bağımsız ele alamayız. Kadın mücadelesinin, yürütülen toplumsal barış sürecine, barış müzakerelerine ve kadınların barışa yaklaşımına katkı sunması gerektiğini düşünüyoruz. Bu çerçevede kadınların sürece dair nasıl örgütlendiği de önemli bir tartışma başlığımızı oluşturuyor. Çünkü artık sürecin yeni bir atmosferi ve ruhu var. Demokratik toplum inşa edilirken kadınların bu toplumun neresinde duracağı, nasıl bir özne rolü üstleneceği ve kendi mücadelelerini toplumsallaştırmak için nasıl bir çaba yürüteceği soruları önümüzde duruyor. Bugün üzerinde durduğumuz temel konulardan biri kadın mücadelesinin toplumsallaşması. Kadın mücadelesini mahallelerde, mahalle meclislerinde, köylerde, köy meclislerinde, kent konseylerinde ve kentte bir araya gelen bütün kadın platformlarında nasıl daha güçlü hale getirebiliriz? Barışı nasıl toplumsallaştırabiliriz? Kadına yönelik şiddeti durdurma ve şiddetle mücadele politikalarını toplumun bütün kesimlerine nasıl yayabiliriz? Konferansta bunları tartışmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.
 
‘Yerel yönetimlerde kadın politikaları yeniden yapılandırılıyor’
 
Yerel yönetimlerde kadın politikaları alanlarının yeniden yapılandırıldığını ve kadın istihdamının artırıldığını belirten Serra Bucak, “Daha özelde ise yerel yönetimler ekibimiz iki buçuk yılı aşkın süredir görevde. Bu süreçte kadın politikaları müdürlüklerimizi ve kadın alanlarımızı yeniden inşa ettik, kadın istihdamını artırmaya yönelik çalışmalarımıza hız verdik. Ancak kadın istihdamının yalnızca sayısal olarak artması yeterli değil; aynı zamanda niteliğinin de güçlendirilmesi gerekiyor. Kadın meclislerimizde ve kadın politikaları alanında çalışan arkadaşlarımız ile kadın seçilmişlerimiz için nasıl bir eğitim politikası geliştirmeliyiz? Bir yandan istihdamı artırırken diğer yandan bunu toplumsal cinsiyet bilinci ve kadın özgürlük mücadelesiyle buluşturan bir eğitim anlayışını nasıl oluşturabiliriz? Bu konular üzerinde çalışıyoruz. Öte yandan kadına yönelik şiddetle mücadelede kadın dayanışma ağlarından danışmanlık birimlerine kadar bütün alanların daha etkin ve güçlü hale getirilmesi gerekiyor” diye belirtti.
 
‘Şiddetle mücadelede yeni yöntem arayışı’
 
Serra Bucak, kadın danışma merkezleri, kadın yaşam evleri ve hukuki ve psikososyal destek birimlerinin çalışma yöntemlerini geliştirmeyi hedeflediklerini aktararak, “Yerel yönetimler olarak bu konuda yürüttüğümüz çalışmaların yanı sıra bütçesel ve yapısal sorunlarımız, eksikliklerimiz de bulunuyor. Kadına yönelik çalışmaların, ekonomi ve eğitim politikalarının, kadın cins bilinci çalışmalarının ve şiddeti önlemeye dönük faaliyetlerin istediğimiz paradigma doğrultusunda ne ölçüde yürütülebildiğini bugün ve yarın gerçekleştireceğimiz tartışmalarda değerlendireceğiz. Aynı zamanda bütün bu çalışmaların içerisinden geçtiğimiz barış, müzakere ve demokratik toplum sürecine nasıl katkı sunabileceğini de ele alacağız. Daha özelde ise 25 Kasım’a hazırlanıyoruz. 25 Kasım, Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü. Bugüne nasıl hazırlanacağımızı ve sonrasında şiddeti önleme politikalarımızı nasıl farklılaştırıp çeşitlendirebileceğimizi tartışacağız. Şimdiye kadar yürüttüğümüz çalışmalara yeni yöntemler ekleyebilir miyiz? Kadın danışma merkezlerimiz, kadın yaşam evlerimiz, kadınların hukuki ve psikososyal destek aldığı danışmanlık birimlerimiz var. Bu alanlardaki çalışma yöntemlerimizi nasıl geliştirebiliriz? Kadınları bu sürece nasıl daha aktif ve katılımcı bir biçimde dahil edebiliriz? Bunlar da konferansımızın önemli başlıkları arasında yer alıyor” dedi.
 
Yoksulluk ve şiddetle mücadele mahallelere taşınacak
 
Yoksulluğun ve ekonomik bağımlılığın kadınların maruz kaldığı şiddeti besleyen koşullar arasında yer aldığına dikkat çeken Serra Bucak, “Uzun süredir üzerinde durduğumuz bir diğer önemli konu ise mahallelere ulaşmak ve mahallelerde yaşayan kadınların sorunlarını daha yakından görebilmek. Kadınların çok katmanlı sorunları var. Özellikle ekonomik sorunları ve yoksulluğu en derin biçimde yaşayan kesimlerin başında kadınlar geliyor. Şiddet de bu koşullardan beslenen bir sorun. Elbette şiddeti yalnızca ekonomik nedenlerle açıklayamayız. Ancak yoksulluk ve ekonomik bağımlılık, şiddetin beslendiği koşullar olarak karşımıza çıkıyor. Erkek devletin politikalarıyla, erkek yargısıyla, erkek sistemiyle ve erkek egemen bakış açısıyla güçlenen, giderek büyüyen ve daha da saldırganlaşan bir erkeklik gerçekliği var. Kadınlar bu erkek egemen düzene karşı mücadele yöntemlerini nasıl geliştirecek? Demokratik yerel yönetimlerin kadın kurulu ve kadın yapısı olarak büyüyen, güçlenen ve giderek daha saldırgan hale gelen erkekliğe karşı nasıl mücadele yöntemleri geliştirebiliriz? Kadınların örgütlü mücadelesini bu eksende nasıl büyütebiliriz? Önümüzde bu sorular var. Bunlar bizim için çok önemli konular” şeklinde konuştu.
 
‘Hedef, örgütlenerek toplumsallaşmak’
 
Örgütlü mücadelenin kadınların erkek egemen sistem karşısında yalnızlaşmasını önleyeceğini belirten Serra Bucak, “Çünkü örgütlü olmayan bir kadın, güçlenen erkeklik karşısında kendisini yalnız hissedecektir. Bizim arayışımız, hiçbir kadının kendisini yalnız hissetmediği, hiçbir kadının geride bırakılmadığı bir mücadele hattı oluşturmak. Kadınların birbirini geride bırakmadığı, dayanışmayı ve örgütlü mücadeleyi esas alan politikalar geliştirmemiz gerekiyor. Bugün ve yarın gerçekleştireceğimiz tartışmaların temel şiarı da üreten ve örgütlenen kadın mücadelesinin toplumsallaşması olacak. Bu mücadeleyi nasıl büyütebileceğimizi, nasıl daha fazla kadına ulaştırabileceğimizi ve toplumsal yaşamın bütün alanlarına nasıl taşıyabileceğimizi tartışacağız” şeklinde konuştu.