Abdullah Öcalan ile birlikte kaldı: Özgürlüğü mücadelemize bağlı

  • 09:03 5 Kasım 2026
  • Güncel

   

Gülistan Gülmüş
 
RIHA - 1997’de Rojava’da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yanında dört buçuk ay kalan Necah Gulo, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni “tarihi bir fırsat” olarak değerlendirdi. Necah Gulo, İmralı’daki tecride son verilmesi ve Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması gerektiğini söyledi.
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın 15 Şubat 1999’da uluslararası komplo ile Türkiye'ye getirilmesinin ardından İmralı’da başlayan tecrit devam ediyor. Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yaptığı Barış ve Demokratik Toplum çağrısıyla yeni bir dönemin kapısı aralanırken, sürecin ilerleyebilmesi için tecridin sonlandırılması ve Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması temel talepler arasında yer alıyor. 27 Şubat çağrısıyla başlayan süreçten bu yana Abdullah Öcalan ile görüşmelerin kısıtlılık hali devam ediyor.  
 
Abdullah Öcalan’la 1997 yılında Rojava’da dört buçuk ay kalan Necah Gulo, değerlendirmelerde bulundu.  
 
‘Rojava, Önder Apo’nun fikirleriyle kendini tanıdı’ 
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yanında geçirdiği dönemi ve bu dönemin kendisi üzerindeki etkisini anlatan Necah Gulo, “Önderliğin yanında dört buçuk ay kaldım ve orada eğitim gördüm. Bu süreçte Türk devletinin paramparça ederek yok etmek istediği Kürdistan için nasıl bir mücadele yürüttüğünü anladım. Bu mücadele içerisinde özellikle kadınlara büyük destek verdi. Ben de aldığım eğitimin ardından mücadeleye başladım. Önderlik, ‘Kuş tek kanatla uçamaz’ diyerek kadın hareketinin önünü açtı. Rojava halkı, Önder Apo’nun fikirleriyle kendini tanıdı, geliştirdi ve mücadeleye katıldı. Rojava’da kime sorsanız ‘Ben Önder Apo’nun öğrencisiyim’ der. Buradaki amaç, Önderlik ile halk arasındaki bağı koparmaktı. Böylece ortaya çıkacak bütün devrimlerin önünü kesmeye çalıştılar. Kürdistan’ın dört parçasında ve dünyanın farklı yerlerinde insanlar ayağa kalkarak ‘Bizler başkanımızın yanındayız, hiçbir güç bizi ondan koparamaz’ dedi. Binlerce gerilla dağlara yöneldi, kadınlar çocuklarıyla birlikte direnişe geçti. Aradan 28 yıl geçti. Başkan hâlâ tutuklu ve üzerindeki tecrit devam ediyor. Ancak Kürt halkı sessiz değil. Tecride karşı ayakta ve elinden gelen her şeyi yapmaya devam edecek” dedi.
 
‘Barışın yolunu güçlendirmeliyiz’
 
Devam eden süreci “tarihî bir fırsat” olarak değerlendiren Necah Gulo, “Bugün kadınlar, hukukçular ve demokratlar olarak bizden beklenen, başkanımıza sahip çıkmamızdır. Demokratik siyaseti önce kendimizden başlatmalıyız. Olası büyük bir savaşın önüne geçmeli, özellikle kadınların ve gençlerin öncülüğünde barışın yolunu güçlendirmeliyiz. Mücadeleyi yalnızca Rojava’da değil, Kürdistan’ın bütün parçalarında, özellikle de Bakûr’da büyütmeliyiz. Cezaevlerinde çok sayıda tutsak bulunuyor. Onların serbest bırakılması ve Önderliğimizin özgür olması gerekiyor. Önderliğin özgürlüğü bizim mücadelemize bağlı. Mazlum Doğan’ın ‘Direnmek yaşamaktır’ sözünü esas alarak mücadelemizi büyütmeliyiz. Kürdistan’daki kadınlara, gençlere, şehit ailelerine ve mücadele eden bütün kadınlara sesleniyorum. Özellikle gençlere sesleniyorum çünkü Önderlik ‘genç başladık, genç başaracağız’ diyor. Mücadelemizi büyütmemiz gerekiyor” diye konuştu.
 
‘Özgürlüğümüz Önderliğin özgürlüğüne bağlı’
 
HTŞ ve Türkiye’ye bağlı paramiliter grupların 6 Ocak’ta Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê’ye yönelik saldırılarını hatırlatan Necah Gulo, savaşın Abdullah Öcalan sayesinde sona erdiğini belirtti. Necah Gulo, “Ocak ayının soğuğunda devlet Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê’ye saldırdı. Bu saldırı, 28 yıl önce Önderliğe yönelik gerçekleştirilen uluslararası komplonun devamı niteliğindeydi. Nasıl ki ilk komplonun amacı Önderliği halkından koparmaksa bu saldırının da aynı amaca hizmet ettiğini düşünüyorum. Kürt halkı direnişin sahibidir. Bizler 15 bin şehidin ailesiyiz. Daha sonra Önderliğin isteği doğrultusunda bir anlaşmaya varıldı. Çünkü artık bu savaşın sona ermesi gerekiyordu. İrademizi ve her şeyimizi elimizden almak istediler. Ancak varılan mutabakatın ardından savaş sona erdi. Bizim özgürlüğümüz ve toplumumuzun varlığı, Önderliğin özgürlüğüne bağlıdır” dedi.
 
‘Tecride son verilmeli’
 
Kürdistan ve Türkiye’de özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için düzenlenen anmalara dikkat çeken Necah Gulo, daha fazla insanın yaşamını yitirmemesi için barışın sağlanması gerektiğini söyledi. Tecridin sona ermesinin yürütülecek mücadeleye bağlı olduğunu belirten Necah Gulo, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu yıl Bakûr’da çok sayıda şehidin ismi açıklandı. Artık daha fazla insanın yaşamını yitirmemesi için mücadelemizi büyütmeliyiz. Tecride ve katliamlara son verilmeli, siyasi soykırım politikaları durdurulmalıdır. Bizler mücadele etmezsek bütün bunlar devam edecektir. Kürdistan’ın dört parçasında el ele verirsek kimse irademizi kıramaz ve süreci durduramaz. Her şey bizim mücadelemize bağlıdır.”