TJA’dan 25 Kasım startı: Şimdi kadın zamanı

  • 14:11 6 Kasım 2026
  • Güncel
RIHA - TJA, Sewreg’de “Öz Güç ve Özgür İradeyle Şimdi Kadın Zamanı” şiarıyla 25 Kasım etkinliklerinin startını verdi. Yürüyüşün ardından yapılan açıklamada, erkek şiddetine ve cezasızlık politikalarına karşı mücadelenin büyütülmesi çağrısı yapıldı.
 
Tevgera Jinên Azad (TJA), 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında düzenleyeceği etkinliklerin startını Riha’nın Sewreg ilçesinde verdi. “Öz Güç ve Özgür İradeyle Şimdi Kadın Zamanı” şiarıyla gerçekleştirilen program, Kanlıkuyu Parkı’ndan Lezgo Parkı’na düzenlenen kitlesel yürüyüşle başladı. Katledilen kadınların portrelerinin taşındığı yürüyüşte sık sık “Jin, jiyan, azadî” sloganı atıldı. Yürüyüşün ardından 25 Kasım’a ilişkin deklarasyon metni okundu.
 
‘Yaşamı var eden kadınlarız’
 
Metni okuyan TJA aktivisti Başak Sarıdal, ilk olarak dünyanın dört bir yanında kadına yönelik şiddetin sürdüğüne dikkat çekti. Başak Sarıdal, “Biz kadınlar, şiddete boyun eğmediğimiz, itiraz ettiğimiz, eşit ve özgür bir yaşam istediğimiz için hedef alınıyor, erkek şiddetiyle yaşamdan koparılıyoruz. Ancak bütün bu saldırılara rağmen mücadelemizden, eşit ve özgür bir yaşam talebimizden asla vazgeçmiyoruz. Elbette biliyoruz, yaşamı var eden, emeğiyle büyüten ve güzelleştiren biz kadınlarız. Eşit, özgür ve adil bir dünyanın en büyük güvencesi kadınların varlığı ve mücadelesidir. Ancak bugün yaşama, iyiye ve güzele dair ne varsa kadınların şahsında hedef alınmakta, yok edilmek istenmektedir. 
 
Şiddet bugün ortaya çıkmadı; binlerce yıllık kastik katil yapılanmasının bir sonucudur. Şiddet ne doğaldır ne de kaçınılmazdır. Erkek egemen sistem tarafından örgütlenmekte, toplumsal yaşamın her alanında yeniden üretilmektedir. Bu yüzden şiddet önlenebilir, engellenebilir. Yerelden merkeze, toplumsal sorumluluğu olan her kişi ve kurum şiddetin durdurulması için politikalar geliştirmek zorundadır. Kadın mücadelemiz, toplumsal bir mücadele ile şiddetin engellenebileceğini bizlere defalarca gösterdi” ifadelerini kullandı.
 
‘Katliamlar aydınlatılmadı’
 
Şiddet ve katliamlar karşısında devlet kurumlarının cezasızlık politikasına işaret eden Başak Sarıdal, “Kürdistan’da özel savaş politikaları ile bu şiddet daha da derinleşmiş durumda. Dersim’de katledilen Gülistan Doku davasında gördük ki devletin bütün kurumları Gülistan’ın cinayetinin üstünü örtmek için çalışmış. Yıllarca bu cinayetin failleri elini kolunu sallayarak aramızda dolaşmış. Rojin Kabaiş’in hayatını kaybetmesindeki sebepler ve failler aydınlatılmadı. İpek Er’e tecavüz ederek intihar etmesine sebep olan uzman çavuş Musa Orhan, geçtiğimiz günlerde intihara sürükleme suçundan beraat aldı. Kadınları katleden failler devlet mekanizmalarında bulunan kişiler olduklarında yargının dokunulmazlık zırhı iki kez giydiriliyor” diye konuştu.
 
 
‘Yaşamı birlikte örgütleyelim’
 
Kürdistan’ın birçok yerinde uyuşturucu çetelerinin bulunduğunu ve kadınların fuhşa sürüklendiğini belirten Başak Sarıdal, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Siverek’ten Viranşehir’e, Bozova’dan Akçakale’ye Urfa’nın dört bir yanında kadınlar her gün erkek şiddetiyle karşı karşıya kalıyor, katlediliyor, cinsel saldırıya maruz bırakılıyor. Üstelik kadınlar yalnızca erkek şiddetiyle değil, failleri koruyan cezasızlık politikalarıyla da mücadele etmek zorunda bırakılıyor. Siverek’te genç bir kadının zorla kaçırılarak cinsel saldırıya maruz bırakıldığı davada, mağdur kadını adeta sanık sandalyesine oturtan mahkemenin tutumu da cezasızlığın nasıl beslendiğini açıkça gösteriyor. Kadınlara yönelik şiddet münferit değil, sistematiktir. Bugün Siverek’ten bir kez daha sesleniyoruz: Kadınların yaşamlarını, bedenlerini ve iradelerini hedef alan erkek şiddetine ve cezasızlığa karşı susmayacak, mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz. Kürdistan’da yaşayan hiçbir kadın yalnız değildir. 
 
Bu 25 Kasım’da da ev ev, sokak sokak erkek egemen sisteme ve erkek şiddetine karşı örgütlenmeye devam edeceğiz. Kadın dayanışmasını büyütecek, öz güç ve öz irademizle şiddetsiz bir toplumu inşa etmek için çalışacağız. Çağrımız bütün kadınlaradır; gelin hep beraber örgütlenelim, kalıcı bir barışı, özgür ve eşit bir yaşamı hep birlikte örgütleyelim.”
 
‘Mücadele büyütülmeli’
 
Ardından söz alan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, burada toplanma amaçlarına ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Bugün burada kadına yönelik şiddeti konuşuyoruz. Bu şahsi ya da ailevi bir mesele değil, bu sistem meselesi. Aynı zamanda bizim ve toplumun sorunu. Bu coğrafyada büyük ayıplar yaşanıyor, buna karşı mücadeleler yürütülmeli. Bir anne burada bağırarak ‘Artık yeter’ dedi. Bizim bunu yapabilmemiz lazım, bunun için kadınlar öncüdür. Bugün burada toplanan kadınlar, yüreklerindeki sıcaklığı buraya getirmiş. Kadın katliamlarını ve kırımını toplumsal meselemiz haline getirmeliyiz. Bu sadece partilerin ve örgütlü kişilerin sorumluluğu değil, her bireyin sorumluluğu olmalı. 
 
Tarihi günlerden geçiyoruz, bugün ortaya çıkan süreç sizin emeğiniz ve kararlılığınızla ortaya çıktı. Şimdi kadın zamanı diyoruz, hazır mıyız? Başta kadına yönelik şiddete karşı durmalıyız. Eğer biz öncü olacaksak ilk olarak bu sorunu ele almalıyız. Bugün erkekler de aramızda. Eşit ve özgür bir yaşam için kadın katliamları bizim kadar onların da sorunu, onlar da bu mücadelede kendilerini sorumlu görmeli. TJA, buradan önemli bir başlangıç yapıyor. TJA, buradan kadına yönelik şiddete karşı kadınların kendilerini yalnız hissetmemesi için sesini yükseltiyor.”
 
Program, “Jin, jiyan, azadî” sloganıyla sona erdi.