Anja Flach’ın tanıklığı ile Sakine Cansız’ın devrimci yaşamı

  • 09:01 8 Ocak 2026
  • Güncel
Melek Avcı 
 
ANKARA - Bir dönem YAJK Kadın Ordusu'nda görev yapan Anja Flach, Sakine Cansız’ı Zap’tan Hamburg’a uzanan anılarıyla anlattı. Anja Flac, “Ataerkil saldırılara rağmen sevgisi, disiplini ve direnciyle kadın mücadelesinin simgesi oldu” dedi. 
 
Fransa’nın başkenti Paris'te PKK kurucularından Sakine Cansız (Sara) ve Kürt Gençlik Hareketi üyesi Leyla Şaylemez (Ronahî) ile birlikte Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) Paris Temsilcisi Fidan Doğan (Rojbîn)  9 Ocak 2013'te katledildi. Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in katilleri ve azmettiricileri belli iken henüz tek bir sorumlu yargılanmadı. 2013 çözüm sürecinin başında gerçekleşen bu katliama dair Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan çeşitli dönemlerde İmralı notlarında değerlendirmelerde bulunmuştu. Ortaya koyduğu tespitler, bu katliamın bilinçli olarak yürütüldüğüne ilişkindir.
 
61 yaşındaki Anja Flach, Hamburg’da yaşıyor. 1990’lı yıllarda iki yıl boyunca YAJK (Yekîtiya Azadiya Jinên Kurdistan) Kadın Ordusu’nda görev yaptı. O dönemden bu yana Almanya’daki Kürt kadın hareketi içinde aktif olarak çalışmalarını sürdürüyor. Anja Flach, 1990’lı yıllarda Sakine Cansız ile tanışma hikâyesini anlattı.
 
Sakine Cansız ile tanışma 
 
Sakine Cansız ile 1995-96 kışında Zap bölgesinde tanıştıklarını dile getiren Anja Flach, “O zamanlar bölge yönetiminin bir üyesiydi. Kış olduğu için hava soğuk, bölge ise çok çamurluydu. Yönetimin diğer üyeleriyle, yani erkeklerle birlikte bir çadırda oturuyordu. Eski bir daktiloda hikâyesini, biyografisini yazıyordu. Orada kendisini gördüm. Daha sonra Agnes von Alvensleben ile birlikte Sara’nın hikâyesini çevirdik. Bizimle tanışmak istediği için bizi davet etmişti. Ne yazık ki ortak bir dilimiz yoktu… O Kurmancî bilmiyordu, ben de Zazaca veya Türkçe bilmiyordum. Konuşmak için çeviriye ihtiyaç duyuyorduk” dedi.
 
‘Heval Sara’nın sevgisi sınırsızdı’
 
Anja Flach, Sakine Cansız’ın kendisini etkileyen yönlerini şöyle anlattı:“Heval Sara için bazen bir engel teşkil eden duygusallığı, elbette aynı zamanda büyük bir güçtü. Yoldaşlarına, halka ve doğaya olan sevgisi sınırsızdı. 2000’li yılların ortasında Hamburg’a geldi ve onunla röportajlar yaptım. Doğaya ve insanlara, özellikle de yoldaşlarına duyduğu sevgi beni inanılmaz derecede etkilemişti. En zor koşullarda bile sevgisi ve bağlılığı, keder ve cesaretsizlikten daha güçlüydü. Bence bu özelliği ve güçlü disiplini, kişiliğini bu kadar güçlü kılan unsurlardı. İnsanlarla bağlantı kurma konusunda gerçek bir arzusu vardı. Hamburg’da birçok Alman arkadaşı onu iyi hatırlıyor; çünkü o her zaman bağlantıyı koparmadı. Diğer insanlara olan derin ilgisi, disiplini ve çevresindeki her şeye özenli yaklaşımı, onun temel özellikleri arasındaydı.”
 
‘Devrimci ahlak konusunda bir kez daha ders verdi’
 
Anja Flach, Sakine Cansız ile çok fazla anısı olduğuna dikkat çekerek, Sakine Cansız’ın Hamburg cezaevinde serbest bırakıldığı zamanı aktararak, “2007 yılında Türkiye’nin iade talebi üzerine Hamburg’da tutuklanmıştı. Sayısız insan onun serbest bırakılması için mücadele etti. Hamburg’da Kürt Film Festivali düzenleniyordu ve sinemanın dışında onun serbest bırakılmasını talep eden dev bir pankart asılıydı. O, doğrudan sinemaya geldi ve orada mücadeleci bir konuşma yaptı. Hamburg’daki soruşturma hapishanesinin kötü bir şöhreti vardı… Naziler bile bu hapishanenin avlusunda insanları infaz etmişlerdir. Hücreler zindan gibidir. Türkiye’ye iade edilme tehdidi korkunç olmalıydı. Ancak Heval Sara cesaretini kaybetmedi ve bize devrimci ahlak konusunda bir kez daha ders verdi. Heval Sara, kadın hareketinin değerlerine derinden bağlıydı. Kadın özgürlük ideolojisinin ilkeleriyle bütünleşmiş ve YAJK’ın önemli bir üyesiydi. Bu ilkeler onunla her yere eşlik ediyordu. Aynı zamanda, kadınların gücünü küçümseyen, iradelerini hiçe sayan ve böylece bağımsız kadın örgütlerinin gelişmesini engellemek isteyen erkek egemen tutumlara karşı amansızca mücadele etti. Özgür kadınlar ve benzersiz örgüt yapısı konusundaki tutumunda asla taviz vermedi. Kadınlara olan sevgisi, her birine gösterdiği ilgi, her kadına özel olduğunu hissettirdi ve onları mücadeleye bağladı” sözlerini kullandı.  
 
 
‘Heval Sara’nın katledilmesi özgür bir yaşam umudumuzu yok etmek içindi’
 
Sakine Cansız ve diğer iki Kürt kadın siyasetçinin katledilmesi haberini Kürt derneğinde duyduğunu belirten Anja Flach, şunları söyledi: “Katliamın bence amacı; kalplerimize umutsuzluk eklemek, ‘her an her birinizi yok edebiliriz’ hissini vermekti. O dönemde bir barış süreci vardı. Savaştan çıkar sağlayan ve barışı her ne pahasına olursa olsun engellemek isteyen güçler, Sara’nın katledilmesiyle bu süreci daha da istikrarsızlaştırmak istediler; çünkü o, Kürdistan’daki liderlik ile taban arasında önemli bir bağlantıydı. Heval Sara’nın katledilmesi, özgür bir yaşam umudumuzu yok etmek içindi. Umutsuzluk, devrim için en büyük tehlikedir. Hamburg için şunu söyleyebilirim ki bunu başaramadılar. Kadın Konseyi olarak en az iki yıl boyunca her çarşamba adalet talep etmek için sokaklara çıktık, konseyimize Şehîd Rojbîn adını verdik. Birlikte sokaklarda geçirdiğimiz bu uzun günler, Kadın Konseyi olarak bizi birbirimize kenetledi ve bize büyük bir güç verdi.”
 
‘Heval Sara bu mücadeleyi kazandı’
 
Birinci ve ikinci Paris katliamının aydınlatılmamasının sebebinin Avrupa’nın Türkiye faşizmiyle sıkı bir ittifak içinde olmasına bağladı. Anja Flach, “Bu saldırılardan tek başına Türkiye sorumlu değildir; NATO’nun tüm üyeleri, 1999’da Abdullah Öcalan’ın kaçırılmasında olduğu gibi, bu saldırılara eşit derecede karışmıştır. Ancak bu cinayetlerin her birinin Fransa’da işlenmiş olması da bir tesadüf olamaz. Avrupa’nın bu siyasi suikastlerle başa çıkma biçiminden öğrendiğimiz bir şey varsa, o da onların yetkililerine güvenemeyeceğimizdir. Elbette, üç arkadaşımızın anısını yaşatmanın tek bir yolu olabilir: Onların özelliklerine yaklaşmaya çalışmak, onların hayallerini yaşamaya çalışmak. Heval Sara, biyografisiyle bize güzel ve değerli bir hayatın nasıl olabileceğini gösterdi. Devrime katılan hemen hemen her insanın sistemde bir sosyalleşme öyküsü olduğu gerçeği, özellikle Batı’daki mücadelelerde sıklıkla göz ardı edilen ancak PKK için merkezi öneme sahip bir noktadır. Buna sadece kendi kişilik analizi değil, eski alışkanlıklar, yaklaşımlar ve değerler ile bunlardan kaynaklanan ihtiyaçlarla sürekli olarak yüzleşmek de dahildir. Şüphesiz Heval Sara bu mücadeleyi kazanmıştır ve Kürt özgürlük mücadelesinin ve Kürt kadın hareketinin en güçlü simge figürlerinden biri olarak hafızalarda kalacaktır” ifadelerini kullandı.