COP31’e karşı ‘Halkların İklim Zirvesi’ duyuruldu

  • 13:38 20 Şubat 2026
  • Ekoloji
İSTANBUL- Halkların İkim Zirvesi Düzenleme Komitesi, bu yıl Antalya’da düzenlenecek olan COP 31 Zirvesine karşı eşzamanlı olarak 15-18 Kasım’da düzenlenecek Halkların İklim Zirvesi'ne katılım çağrısında bulundu.
 
Halkların İklim Zirvesi Düzenleme Komitesi, bu yıl Türkiye–Avustralya ortaklığında Antalya’da yapılacağı belirtilen COP31 (Taraflar Konferansı) ekoloji zirvesine karşı, eşzamanlı düzenlenecek “Halkların İklim Zirvesi 2026” hazırlıklarını İstanbul’da kamuoyuna duyurdu. Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesindeki basın açıklaması online da yayınlanırken, açıklamanın ardından forum gerçekleştirildi. 
 
Toplantıda “COP31’in ötesinde Halkların İklim Zirvesi 2026” pankartı açıldı. Basın metnini TMMOB Çevre Mühendisleri Odası’ndan Kübra Ayçiçek okudu. Açıklamaya DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın da katıldı.
 
‘COP süreçleri pazarlık alanına dönüştü’
 
Basın metninde, BM çatısı altındaki COP süreçlerinin iklim krizine çözüm üretmekten çok “devletler ve şirketler arasında pazarlık alanlarına” dönüştüğü vurgulandı. Fosil yakıtlardan çıkış için bağlayıcı kararların üretilmediğini belirten Kübra Ayçiçek, kriz yükünün “halkların omuzlarına” bırakıldığını söyledi.
 
Kübra Ayçiçek, Halkların İklim Zirvesi’nin amaçlarını şöyle özetledi:“Resmi zirvelerde sesi duyulmayanların sözünü kurmak amacıyla ortaya çıkmıştır… Yaşamı insanla sınırlı saymayan; hayvanları ve tüm canlıları ortak geleceğin eşit bileşenleri olarak kabul eden; sermayenin çıkarlarını değil yaşamı önceleyen; iklim adaletini eşitlik, özgürlük, barış ve demokrasi mücadelesinin ayrılmaz parçası sayanlarız.”
 
‘Ekolojik felaket siyasal tercihlerle büyütülüyor’
 
Küresel sıcaklık artışında “geri dönüşü telafisiz eşiklere” gelindiğini belirten Kübra Ayçiçek, ekolojik yıkımın “doğal yazgı” olmadığını; fosil yakıt temelli üretim-tüketim modeli, endüstriyel tarım, sınırsız büyüme ideolojisi ve sermaye birikimini yaşamın önüne koyan kalkınma anlayışı ile üretildiğini ifade etti. Bilimsel uyarıların göz ardı edilmesinin ve şirket çıkarlarının kamusal yararın önüne geçirilmesinin “rastlantı değil, bilinçli siyasal tercihler” olduğunu kaydetti.
 
‘İklim adaleti, eşitlik mücadelesidir’
 
Kübra Ayçiçek, iklim krizinin eşitsizlikleri derinleştirdiğini, “en az sorumluluğu olanların en ağır bedeli ödediğini” belirtti. İklim adaletini sınıfsal, toplumsal ve siyasal bir eşitlik mücadelesi olarak tanımlayarak, “Bu mücadele, mevcut eşitsizlikleri derinleştiren düzene uyumla değil, sistemi köklü biçimde dönüştürmekle mümkündür” denildi. 
 
‘Militarizme karşı barışı da savunmak zorundayız’
 
Nükleer enerjinin “ekolojik dönüşüm” adı altında meşrulaştırılamayacağını söyleyen Kübra Ayçiçek, savaş ekonomisinin kırılganlığı artırdığını vurgulayarak, “Savaşlar yalnızca insan yaşamını değil toprağı, suyu ve havayı hedef alan bir eko-kırım pratiğidir… İklim adaleti mücadelesi militarizme karşı barışı da savunmak zorundadır” sözlerine yer verildi. 
 
Halkların İklim Zirvesi’ne çağrı
 
Kübra Ayçiçek, iklim adaletinin yalnızca emisyon hedefleriyle sınırlanamayacağını; emeğin korunması, yerinden edilenlerin hakları, kayıp ve zararların telafisi, kuşaklar arası adalet, barış, demokrasi ve toplumsal eşitlik başlıklarını içerdiğini belirtti. Bu çerçevede “Halkların İklim Zirvesi Meclisi”nin kurulduğunu ifade eden Kübra Ayçiçek, mücadele hattını büyütmek için 15–18 Kasım tarihlerinde yapılacak Halkların İklim Zirvesi’ne katılım çağrısı yaptı.
 
Kadınlar ve kırsal yaşam
 
Açıklamanın ardından söz alan Tarım Orkam-SEN Genel Başkanı Serap Baysal, kamusal alanların piyasaya açılmasının yaşam alanlarını hedef haline getirdiğini, bunun en ağır sonuçlarını kadınların yaşadığını söyledi. Serap Baysal, kadınların yaşam alanlarından koparıldığını, bakım yükünün arttığını ve güvencesizliğin derinleştiğini belirterek “kamucu tarım” vurgusu yaptı. Küçük çiftçinin ve yerel toplulukların korunmasının gıda güvencesi açısından hayati olduğuna dikkat çekti.
 
Basın açıklaması, online katılımın da sağlandığı forum ile devam etti.