‘Ekolojik yıkıma karşı halkımız alanlarda olmalı’
- 09:04 7 Kasım 2026
- Ekoloji
RIHA - Xelfetî’de yeniden gündeme gelen GES projesine dair konuşan Riha Ekoloji Derneği Eşsözcüsü Ferda Öncel, “Bu projeler halkı sürgün etmeye yönelik politikalardır. Buna karşı direniş alanlarında halkımızı görmek istiyoruz” dedi.
Kürdistan’da mera alanları, tarım arazileri ve doğal yaşam alanları, Güneş Enerjisi Santrali (GES) projeleri başta olmak üzere çeşitli projelerle tehdit ediliyor. Köylülerin geçim kaynaklarını sürdürdüğü alanlarda yapılan bu projeler, ekolojik yıkımın yanı sıra halkın kendi topraklarından göç ettirilmesine yönelik özel savaş politikalarının bir boyutu olarak karşımıza çıkıyor. Hayvancılık ve tarımla geçimini sağlayan halkın yaşam alanlarını tehdit eden bu projelere karşı direnişler sürüyor.
Bu direniş alanlarından biri de Riha’nın Xelfetî ilçesine bağlı Nixrut (Nurkuyu), Arpetîn (Gözenek) ve Macunî (Macunlu) köylerinin mera alanlarıdır. GES projesi ile gündeme gelen bölgede daha önce yürütmesi durdurulan projenin yeniden hayata geçirilmek istenmesine karşı köylüler ve ekoloji savunucuları yaşam alanlarını ve geçim kaynaklarını korumak için tepki gösteriyor.
Konuya ilişkin Riha Ekoloji Derneği Eşsözcüsü Ferda Öncel ajansımıza konuştu.
Xelfetî’de ki GES projesine ilişkin ilk girişimlerin önceki kayyum sürecinde gerçekleştirildiğini ifade eden Ferda Öncel, köylülerin hayvancılık faaliyetlerinin engellemesini kabul etmediklerini söyledi. Ferda Öncel, “Köylülerin de dile getirdiği gibi, projenin daha önceki süreçlerinde buranın hayvancılık yapılmayan, boş ve herhangi bir işlevi olmayan bir alan olduğu yönünde beyanlarda bulunmuştu. Ancak köylülerimiz geçimlerini burada hayvancılık yaparak sağlıyor. Üstelik bu hayvanların birçoğu kendilerine ait değil; ortaklık usulüyle hayvancılık yapıyor ve ekmeklerini bu şekilde kazanıyorlar. Az önce köylü arkadaşlarımızdan biri, dokuz çocuğu olduğunu ve tek geçim kaynağının hayvancılık olduğunu dile getirerek yaşadıkları durumu bize aktardı. Kâr amaçlı sermayenin buraya gelerek doğayı talan etmesini ve köylülerin burada yaptığı hayvancılık faaliyetlerini engellemesini kabul etmiyoruz” dedi.
‘Halkı sürgün etmeye yönelik politikalardır’
Köylerde yapılan GES projelerinin devletin özel savaş politikalarının bir boyutu olduğunu dile getiren Ferda Öncel, “Devletin buraya gelerek GES projelerinin temellerini atması ve bu alanları projeye açması, özel savaş politikalarının bir parçasıdır. Kürdistan'ın dört parçası, her anlamda çok zengin topraklara sahip. Bizlerin de bu zenginliklere sahip çıkması gerekiyor. Aslında bu projelerin hayata geçirilmesinin temel amaçlarından biri, halkın yaşadığı topraklardan ayrılarak metropollere göç etmesine neden olmaktır. Bunlar, halkı kendi topraklarından koparmaya ve sürgün etmeye yönelik politikalardır. Bu tür olayları geçmiş dönemlerde de yaşadık. Eski Xelfetî, Êlih ve daha birçok örnek verebilirim. Bunlar bize uzak ya da daha önce hiç yaşamadığımız olaylar değil. Tüm bu örnekler, söz konusu politikaların nasıl sonuçlar doğurduğunu gösteriyor. Bunların temel amacı, köylüyü ve halkı kendi topraklarından göç ettirmektir. Ancak köylüler, ‘Biz direneceğiz ve her zaman direnmeye hazırız’ diyorlar” şeklinde konuştu.
‘GES projesine karşıyız’
Yapılması planlanan GES projesine karşı olduklarını vurgulayan Ferda Öncel, “Bizler bugün burada bir kez daha açıkça belirtmek istiyoruz: Yapılması planlanan bu GES projesine karşıyız. Eğer GES projelerinin yapılması gerekiyorsa, bunun köyün ortak kullanım alanlarına, mera alanlarına, köylülerin geçimlerini sağladıkları alanlara ve yaşam alanlarına yapılmasına karşıyız. Bu tutumumuzu her zaman sürdürecek ve karşı durmaya devam edeceğiz. Burada bir talan, bir yıkım söz konusu. Bizler bugün tam da bu nedenle buradayız” dedi.
‘Direniş mücadelelerinde halkımızın alanlarda olması gerekiyor’
Doğaya yönelik müdahalelere karşı gelişen direnişin önemine dikkat çeken Ferda Öncel, “Ekoloji demek yalnızca ağaç dikmek değildir. Ekoloji, doğayı her anlamda bir bütün olarak ele almaktır. İnsanın varoluşu doğayla bir ve bütün olduğu için ekolojiye de bu perspektiften yaklaşmak gerekiyor. Bizim buradan tek çağrımız, burada ve Kürdistan'ın diğer bölgelerinde yürütülen direniş mücadelelerinde halkımızın alanlarda olması, köylülere ve halka her anlamda destek sunmasıdır. Bu mücadele yalnızca Xelfetî'nin bir köyünde yürütülen bir mücadele değildir. Nerede olursa olsun, doğaya ve yaşam alanlarına yönelik bu tür müdahalelere karşı gelişen direniş alanlarında halkımızı görmek, onların yanında olduğunu hissetmek istiyoruz."







