DEM Parti Kadın Meclisi’nden İstanbul’da 8 Mart startı
- 14:01 22 Şubat 2026
- Güncel
İSTANBUL - İstanbul’da 8 Mart startını veren DEM Parti Kadın Meclisi, barikatlara ve savaş politikalarına karşı kadınların mücadelesini büyüteceklerini belirterek, Barış ve Demokratik Toplum inşasında kadınların kurucu rolüne dikkat çekti.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında Saraçhane Parkı’nda kadın buluşması düzenledi. “İsyanımızla direnişi, direnişle özgür ve eşit yaşamı örüyoruz” pankartının taşındığı buluşmaya DEM Parti milletvekilleri, bileşen parti üyeleri, Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivistleri, İstanbul Barış Anneleri İnisiyatifi’nden kadınlar ve çok sayıda yurttaş katıldı. Buluşmada, “Jin jiyan azadî”, “Erkek adalet değil gerçek adalet”, “Susmuyoruz korkmuyoruz itaat etmiyoruz”, “Yaşasın kadın dayanışması”, “Rojava’da direnen kadınlara bin selam”, “Bijî berxwedana Jinan”, “Kadınların isyanı sınırları aşıyor”, “Savaşa değil kadınlara bütçe” ve “Bijî berwxedana Rojava” sloganları atıldı.
Açıklamada DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, DEM Parti milletvekilleri Keziban Konukçu ve Çiçek Otlu, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Feray Mertoğlu ile Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Didem Betül Göçer konuştu.
‘Direnişimiz özgür bir yaşamı inşa etmek içindir’
Kadınlara kurulan barikatın, evlerde katledilen kadınların yaşamlarına çekilen barikatla aynı olduğunu dile getiren Halide Türkoğlu, kadınları katleden erkeklerle kadınların dayanışma sesine set çeken zihniyetin aynı olduğunu söyledi. Halide Türkoğlu, “Barikatlara rağmen oradaki kadınlarla dayanışmayı büyütmeye devam ediyoruz. 8 Mart’ın tarihçesi de tam olarak budur. Emek sömürüsüne karşı isyan eden kadınlar devletin kolluk güçleri tarafından katledildi, fabrikalara kapatıldı; sesleri engellensin istendi. O günden bugüne direnişimiz, yaşamı savunmak, özgür ve eşit bir hayatı inşa etmek içindir. İsyanımızla direnişi, direnişle özgür bir yaşamı örüyoruz. Kadınlar katledilmesin, savaş politikaları son bulsun, kadınlar eşit ve özgür yaşasın diye 8 Martlarda isyanımızı büyütüyor, nasıl yaşamak istediğimizi örgütlüyoruz” şeklinde konuştu.
‘Rojava umut oluyor’
Afganistan’da Taliban rejimine karşı, İran’da faşist molla rejimine karşı, Suriye’de Alevi, Dürzi, Türkmen ve Kürt kadınların direndiğini dile getiren Halide Türkoğlu, “Özellikle Rojava’da kadınlar hem direniyor hem de yeni bir yaşam modeli inşa ediyor. Rojava’da direnen kadınların mücadelesi dünya kadınlarına umut oluyor. Mücadeleyi ve direnişi büyüttüğümüzü söyledik; onlar ise kadınların saç örgülerini teşhir ederek mücadeleyi engellemeye çalıştı. Oysa o saç örgüsü bugün 8 Mart gibi enternasyonal bir dayanışmanın sembolüne dönüştü. AKP, saçını ören kadınları cezaevine gönderdi. Bu zihniyet var olduğu sürece kadınlar direnmeye ve isyan etmeye devam edecek” dedi.
‘Erkek egemen dünya ya değişmeli ya yıkılmalı’
İktidarın kadın düşmanı politikalarına ve aile politikalarına kadınların tahammülünün kalmadığını belirten Halide Türkoğlu, “Biz kadınlar 8 Martlarda yaşam için mücadele ederken aynı zamanda hesap sormaya da devam edeceğiz. Katledilen kadınların hesabını soracağız. Bu ülkede bir şeyler değişmeli; değişmiyorsa da yıkılmalı. Erkek egemen dünya değişmeli; değişmiyorsa da yıkılmalı” diye kaydetti.
‘Barış ve Demokratik Toplum çözümünde birleşilmeli’
Eşit ve demokratik bir dünya istediklerini dile getiren Halide Türkoğlu, kayyım rejiminin ve özel savaş politikalarının son bulması gerektiğini söyledi. Bunun için Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum çağrısı etrafında kenetlenilmesi gerektiğini vurgulayan Halide Türkoğlu, “Barış demek eşitlik ve özgürlük demektir. Bu ülke bunu sağladığında kadınlar yaşam hakkını daha güçlü savunabilecektir. Ancak savaş politikalarında ısrar, özgürlüklerin askıya alınması, kadın düşmanlığının ve antidemokratik uygulamaların büyümesi anlamına gelir. Biz kadınlar kendimize ait bir ülkeyi bu topraklarda öreceğiz. Farklılıkların, kimliklerin ve inançların eşit olduğu kadınların ülkesini bu topraklarda inşa edeceğimizin sözünü veriyorum” ifadelerini kulllandı. Halide Türkoğlu, “Cezaevlerinde direnenlerin 8 Mart’ını da buradan kutluyorum” diye ekledi.
‘İstanbul Sözleşmesi’nden çekilen devlet niyetini ortaya koydu’
Patriyarkal, kapitalist, tekçi ve faşist devletlerin en çok iktidarlarını sarsan kadınlardan korktuğunu dile getiren Keziban Konukçu ise şunları söyledi: “Bu iktidar, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilerek niyetini açıkça beyan etti. Kadınları bir cendere altında yaşamaya mahkûm etmek istiyorlar. Evde, ‘aile kurumu’ adı altında yalnızca çocuk doğuran, bakım emeğini üstlenen, kendi haklarını savunmayan bir kadın modeli dayatılıyor. Ancak bu duvarlar kadınlara dar geliyor. Biz buradayız ve 8 Mart’ta da alanları dolduracağız. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkan zihniyet, LGBTİ+’ları da hedef alıyor. Biz ise kadın dayanışmasıyla direnişi örmeye devam edeceğiz.”
‘Devlet politikaları kadınları köleleştiriyor’
Bu anlayışın, derinleşen bölüşüm krizi içinde zengin ile yoksul arasındaki uçurumu büyütürken kadınları en fazla yoksullaşan kesim haline getirdiğini dile getiren Keziban Konukçu, “Emeği daha da ucuzlaştırılan, bakım yükü daha fazla artırılan kadınlar isyan ediyor. “Üç beş çocuk doğurun” diyorlar; ancak bakım emeğinin tamamı kadınların omzunda. İşyerlerinde kreş yokken, sosyal destek mekanizmaları oluşturulmamışken kadınlardan daha fazla doğurmalarını istemek, onları köleleştirmek demektir” diye kaydetti.
‘Enternasyonalist dayanışmayı kadınlar örüyor’
Tüm bu baskılara rağmen kadınların her yerde en önde direndiğini kaydeden Keziban Konukçu, “Rojava’da da kadınlar en öndeydi. Yaşam hakları ve kendi toprakları için en önde direndiler. Rojava’da direnen kadınlarla dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz. Burada Türkiye’deki kadınlarla Kürdistan’daki kadınlar yan yana. Enternasyonalist dayanışmayı kadınlar büyütüyor. Bu dayanışma korkutuyor; korkutmaya da devam etsin. 8 Mart’ta da bütün alanları binlerle dolduracağız” diye konuştu.
‘Krizin faturasını kadınlar iki kat daha fazla ödüyor’
Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Feray Mertoğlu da, "Dünyada ve coğrafyamızda erkek egemen sisteme karşı mücadele yürüten tüm kadınları selamlıyorum. Ekonomik krizin faturasını iki kat kadınlar yükleniyor. Kadınlar istihdam edilmiyor, en az ücretle çalıştırılıyor. Özellikle savaş dönemlerinde kadınlara yönelik şiddet iki kat çoğalıyor. AKP-MHP iktidarı kadın kazanımlarına saldırıyor. Kadınlar toplumun bütün yükünü yükleniyor. Aile yılı ilan edilirken, kadın ikinci plana atılıyor. Biz bunlara karşı mücadele edeceğiz" ifadelerine yer verdi.
‘Barışın savunucuları olmaktan vazgeçmeyeceğiz’
8 Mart’ın önemine dikkat çeken Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Didem Betül Göçer, "Biz barışın savunucuları olmaktan vazgeçmeyeceğiz. Saldırılar erkek devlet şiddetten kaynaklıdır. Kadınlar en yakınları tarafından katlediliyor" diyerek mücadele çağrısında bulundu.
Açıklama, sloganlarla sona erdi.







