Wan Barosu: İyi hal indirimleri son bulsun
- 15:35 24 Şubat 2026
- Güncel
WAN - Wan Barosu Kadın Hakları Merkezi, kadına yönelik şiddet ve cezasızlık politikasına dair yaptığı açıklamada, devlete çağrıda bulunarak, İstanbul Sözleşmesi'nin derhal yürürlüğe girmesi ve cezasızlık algısını besleyen iyi hal ve haksız tahrik indirimlerinin son bulmasını istedi.
Wan Barosu Kadın Hakları Merkezi, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Wan Şubesi ve Star Kadın Derneği, kadına yönelik şiddet ve cezasızlık politikasına ilişkin Wan Adliye Binası önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. “Qetilkirina Jinan û Zarokan Polîtîk e/ Kadın ve çocuk cinayetleri politiktir” yazılı Kürtçe ve Türkçe pankart açılan basın açıklamasına, Artemêt (Edremit) ilçesinde evli olduğu erkek tarafından katledilen Gönül Alkan'ın ailesinin yanı sıra çok sayıda avukat katıldı.
Basın metnini, kadın hakları merkezi adına avukat Rojin Ataman okudu.
‘Kadınların katledilmesi, cezasızlık politikası ile sonuçlanıyor’
Rojin Ataman, sistematik şiddet ve eşitsizliğin getirdiği cezasızlık politikasının sonucunun siyasal ve yapısal bir soruna işaret ettiğini söyledi. Kadınları korumayan, şiddeti önlemeyen, failleri cezasızlıkla ödüllendiren her yaklaşımın, kadın katliamının zeminini hazırladığını aktaran Rojin Ataman, “Bir günde 6 kadın cinayeti haberi ve ardı sıra gelmeye devam eden kadınların katledilme haberleri cezasızlık politikası ile sonuçlanıyor. İstanbul Arnavutköy'de Filiz Şağbangül, boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından 3 çocuğunun gözü önünde katledildi. Gebze'de Aylin Polat Dağ, hakkında uzaklaştırma kararı bulunan erkek tarafından tren istasyonunda herkesin gözü önünde katledildi. Wan'da Gönül Alkan, 11’inci Yargı Paketi ile getirilen infaz düzenlemesi sonucu tahliye edilen, hakkında uzaklaştırma kararı aldırdığı, boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından çocuklarının gözü önünde katledildi. Osmaniye'de İlknur Koç, boşandığı erkek tarafından, Aksaray'da Kübra Kılıç, boşandığı erkek tarafından, kuzeni Zeynep Ayaz aynı saldırıda aynı fail tarafından katledildi. Agirî Panos’ta Güler Özkan, daha önce defalarca şiddete maruz kaldığı eşi tarafından çocuklarının gözü önünde katledildi” dedi.
‘Kadınlar adeta ölüme terk ediliyor’
Katledilen kadınların büyük çoğunluğunun ortak noktasının şiddet gördüklerini daha önce beyan etmelerine rağmen buna karşı sadece uzaklaştırma kararı verildiğini dile getiren Rojin Ataman, “Fail erkeklerin, ölüm tehditlerini ve şiddeti resmi makamlara bildirmiş, fail hakkında uzaklaştırma ve koruma kararı aldırmış olmaları bir şey değiştirmemiştir. Alınan uzaklaştırma, koruma kararlarına rağmen, koruma sağlanmamış ve katledilen kadınlar adeta ölüme terk edilmiştir. Şiddete ve tehdide uğrayan, faillerin ısrarlı takibine maruz kalan kadınların kolluğa başvurduklarında başvuruların ciddiyetle değerlendirilmemesi, risk analizlerinin yapılmaması, uzaklaştırma kararlarının denetlenmemesi ve failler hakkında caydırıcı yaptırımların uygulanmaması, şiddeti beslemekte ve kadınlar sistematik olarak korunmamaktadır” sözlerine yer verdi.
'Etkin çalışmaların yapılmasını istiyoruz'
Yaşanan kadın katliamlarının 6284 sayılı kanunun etkin uygulanmamasının sonucu olduğuna dikkat çeken Rojbin Ataman, ihmaller ve cezasızlık pratiğinin, failleri cesaretlendirdiğini ve kadınları ise savunmasız bıraktığını kaydetti. Rojbin Ataman, “6284 sayılı kanunun şiddet tehdidi altındaki kadının beyanı esas alınarak derhal koruma sağlanmasını, failin uzaklaştırılmasını ve ihlaller karşısında caydırıcı yaptırımlar uygulanmasını zorunlu kılar. Toplum olarak tüm yurttaşların temel hak ve özgürlüklerini tehlikeye atan, koruyamayan bir yönetim anlayışı ile karşı karşıya olduğumuzu, gözlerimizin önünde katledilen kadınların ölümüne seyirci bırakan etkili ve etkin önlem alınmayan bir sistem ile karşı karşıya olduğumuzu biliyor ve sistemi kabul etmiyoruz. Bu nedenle etkili, etkin önlemler alınması için gerekli tüm çalışmaların yapılmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Rojbin Ataman, talepleri şu şekilde sıraladı:
"*6284 sayılı kanun acilen, gecikmeksizin ve etkin biçimde uygulanmalı;
*İstanbul Sözleşmesi yeniden yürürlüğe alınmalı ve eksiksiz yerine getirilmeli;
*Koruma kararları denetlenerek ihlali ağır yaptırıma bağlanmalı;
*Kolluk toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifiyle yeniden yapılandırılmalı; 'aileyi koruma' gerekçesiyle şiddetin görünmez kılınmasına son verilmeli;
*Cezasızlık algısını besleyen iyi hal ve haksız tahrik indirimleri son bulmalıdır."
Devlete çağrı
Son olarak devlete çağrıda bulunan Rojbin Ataman, “Kadınların yaşam hakkını korumak devletin anayasal ve yasal yükümlülüğüdür. 6284’ün etkin, bütüncül ve tavizsiz biçimde uygulanması artık ertelenemez bir zorunluluktur. Yetkilileri derhal sorumluluk almaya, koruma mekanizmalarını eksiksiz işletmeye ve failler hakkında caydırıcı yaptırımları gecikmeksizin uygulamaya çağırıyoruz” çağrısında bulundu.







