'Kadınlar Öykülerini Yazıyor' yarışmasında ödüller verildi

  • 17:40 7 Mart 2026
  • Güncel
İSTANBUL- Eğitim Sen’in düzenlediği “Kadınlar Öykülerini Yazıyor” öykü yarışmasının ödülleri sahiplerini buldu. Törenin ardından düzenlenen panelde kadınların yazarlık ve çevirmenlik deneyimleri konuşuldu.
 
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) İstanbul 6 No’lu Üniversiteler Şubesi’nin düzenlediği “Kadınlar Öykülerini Yazıyor” öykü yarışmasının ödülleri, sendika binasında düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Törenin ardından kadınların yazarlık ve çevirmenlik deneyimlerinin ele alındığı bir panel düzenlendi. Panele yazar Melisa Kesmez ve çevirmen Didar Zeynep Batumlu konuşmacı olarak katılırken, panelin moderatörlüğünü Eğitim Sen üyesi akademisyen Zeynep Kıvılcım üstlendi.
 
Bu yıl ilki düzenlenen öykü yarışmasında birincilik ödülü, “Rüzgârın Elediği Zaman” başlıklı öyküsüyle Eskişehir Eğitim Sen üyesi Neriman Demir’e verildi. İkincilik ödülünü “Beyaz Elbise” isimli öyküsüyle Eğitim Sen 2 No’lu Şube üyesi KHK’li akademisyen Çiğdem Öğüt alırken, üçüncülük ödülü ise “Bütün kızların yazgısı annelerinden mirastır” isimli öyküsüyle Tarsus Eğitim Sen Şube üyesi KHK’li Macide Boymul’a verildi.
 
‘Yazarlık ve ev içi emek iç içe geçiyor’
 
İlk olarak söz verilen yazar Melisa Kesmez, kadın dayanışmasının hayatta kalmak için en güçlü dayanaklardan biri olduğunu belirterek kadın emeği, yazarlık ve annelik deneyimine değindi. Yazarlığın çoğu zaman görünmeyen bir emek olduğunu vurgulayan Melisa Kesmez, “Kadın dayanışmasının herhalde hayatta kalan son ada olduğunu düşünüyorum. Bu ada olmasa batar giderim gibi hissediyorum” diyerek kadın dayanışmasının önemine dikkat çekti.
 
Yazarlık pratiğinin çoğu zaman ev içi emekle iç içe geçtiğini söyleyen Melisa Kesmez, evin hem işyeri hem de anneliğin icra edildiği bir alan olduğuna işaret etti. Kesmez, “Dünyanın en feminist erkeğiyle de evlenseniz ev içindeki işlerin yüzde 80’i ya da 90’ı sizden soruluyor. Makas kaybolduğunda onun yerini siz biliyor oluyorsunuz. Çok basit yerlerden başlayan dev bir iş yükü var” sözleriyle kadınların görünmeyen emeğini anlattı.
 
‘Annelikte yazma süreci sık sık bölünüyor’
 
Yazma sürecinin çoğu zaman bölünmelerle ilerlediğini belirten Melisa Kesmez, buna rağmen anneliğin yazarlığı besleyen bir deneyim olduğunu dile getirdi. Melisa Kesmez, “Yazmanın ve anneliğin kol kola gidebilen bir şey olduğunu fark ettim. Çocuklu bir evde yaşamak artık benim doğal yazma habitatım. O kalabalık ve meşguliyet masama yeni duygular ekliyor, sanki birden yedi gözüm açılıyormuş gibi daha fazlasını görmeye başlıyorum” dedi.
 
‘Çeviri kadına benzer’: Görünmez emek ve cinsiyetçi benzetme
 
Ardından söz alan Didar Zeynep Batumlu, tarih boyunca kullanılan “Çeviri kadına benzer; güzeli sadık değildir, sadık olanı güzel olmaz” sözünün yalnızca bir espri olmadığını belirterek bu ifadenin hem kadına hem de çeviriye dair köklü bir bakışı yansıttığını ifade etti. Didar Zeynep Batumlu, “Bu söz çevirmenin ve çevirinin yazar karşısında neden ikincil görüldüğünü de gösteriyor. Çeviri yalnızca dilsel bir aktarım değil, aynı zamanda toplumsal, kültürel ve ideolojik bir eylemdir” ifadelerini kullandı.
 
‘Çeviri kadına benzer; ikisi de dünyayı yeniden kurma gücüne sahip’
 
Roma döneminde yaşayan Cicero’nun kelimesi kelimesine çeviri ile anlam merkezli çeviri ayrımını yaptığını, Türkiye’de ise özellikle Tanzimat döneminde çeviri faaliyetlerinin yoğunlaştığını hatırlatan Didar Zeynep Batumlu, Ahmet Mithat Efendi ve özellikle özgün çeviri tarzıyla tartışılan Can Yücel örneklerine yer verdi.
 
Çevirmenlerin görünürlüğü ve yayıncılık alanındaki erkek egemen yapıya da dikkat çeken Didar Zeynep Batumlu, “Çevirmenler çoğu zaman düşük teliflerle ve güvencesiz koşullarda çalışıyor. Kadın çevirmenler ise bu alanda daha da görünmez kalıyor. Yayıncılık dünyasında karar verici pozisyonlar büyük ölçüde erkeklerin elinde. Kadınların kültürel alanda daha görünür olması gerekiyor. Çeviri kadına benzer; çünkü ikisi de dünyayı yeniden kurma gücüne sahiptir” diye konuştu.
 
Panel soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.