Birbirine dokunan Newroz hikâyeleri, direniş ve cesaret
- 09:08 21 Mart 2026
- Güncel
Nazlıcan Nujin Yıldız-Beritan Tunç
İZMİR - Baskılar alında kutladıkları Newroz anılarını anlatan Sultan Yağmakan ve Hanife Gümüş, Newroz’u Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile kutlamak istediklerini ifade ederek, “Biz artık bu Newroz’dan sonra Önderliğimiz Abdullah Öcalan’ı yanımızda istiyoruz” dedi.
Kürt halkının varlık mücadelesinde yer alan her kadının hikâyesinde bir Newroz ateşi vardır. Uzun yıllar önce topraklarından kopmak zorunda bırakılan ve geldikleri yerlerde mücadele etmekten geri durmayan kadınlar, birbirlerinin hikâyelerine de dokunarak dayanışmayı ve direnişi de büyütür. Tıpkı topraklarından uzak da olsalar bulundukları yerlerde büyüttükleri Newroz ateşi gibi. Mêrdîn’den İzmir’e göç eden iki kadın, Barış Annesi Sultan Yağmakan ve tutsak annesi Hanife Gümüş’ün de yolları İzmir’de kesişti ve bugüne kadar kutlanan her Newroz alanında birlikte durdular. Anlattıkları Newroz hikayelerinde hep bir direniş ve cesaret var. Bu direniş ve cesaretle her sene olduğu gibi bu sene de Newroz alanında olacaklar. İkisinin de talebi aynı: Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile birlikte Newroz kutlamak.
‘Hazırlıklar birkaç gün önceden başlardı’
Geçmiş yıllarda yaşadıkları Newroz heyecanını anlatan Sultan Yağmakan, hazırlıkların birkaç gün önceden, büyük bir heyecanla başladığını söyleyerek, “Birkaç gün önceden hazırlıklarımıza başlıyorduk. Benim o zamanlardan kalma fistanım da var. Birkaç gün öncesinden kendimize fistan yapıp hazırlardık. Bizim için Newroz her şeyin üzerindeydi. Diğer bayramları da seviyoruz ama Newroz bambaşka. Çok mutlu oluyoruz Newroz zamanı. İzmir’e gelmeden önce Mêrdîn’de çok Newroz kutlayamazdık ama dayım bir tepeye çıkıp ateş yakardı, ‘bugün Newroz’dur’ derdi. O zamanlar çocuktuk, çok bilmiyorduk ne demek olduğunu. Buraya geldikten sonra Newroz kutlamaya da başladık. Mesela eskiden Buca’da kutladığımız Newrozlar çok güzel geçerdi. Yasaklıyorlardı, polisler etrafımızı sarıyordu ama yine de kutluyorduk. Benim için en güzel geçen Newroz 2000 yılında Buca’da kutladığımız Newroz’du. Yediden yetmişe herkes alanlardaydı. Şehit düşen oğlum Rêzan, Önderliğin 15 Şubat’ta Türkiye’ye getirilmesinden sonraki Newroz’da, arkadaşlarıyla beraber Kadifekale’de Newroz kutlamışlardı. Daha sonra oğlumu evimize yapılan baskınla gözaltına aldılar, cezaevine girdi. O zamanlar oğlumun yaşı da küçüktü hatta yaşını büyütmeye de çalışmışlardı. Cezaevinden çıktıktan sonra zaten katılım yaptı. Yani o zamanların Newrozları güzeldi ama zorlukları da vardı. Çocuklarımızı gözaltına alıyorlardı, tutukluyorlardı. İşkence yapıyorlardı” şeklinde konuştu.
‘Biz hakkımız olanı istiyoruz’
Tüm baskılara, işkencelere rağmen özellikle gençlerin çok cesur olduklarını ve mücadele ettiklerini dile getiren Sultan Yağmakan, “Gençlerimiz çok heyecanlıydı o zamanlar. Alanlar dolup taşıyordu. Şimdi de güzel geçiyor ama devlet bize genç bırakmadı. Şimdiki gençlerimiz uyuşturucu kullanıyor, ellerinde silahlarla dolanıyor. Devlet bunu bilinçli olarak yaptı. Yine de gençlerimiz çok. Onlar ne yaparlarsa yapsınlar, bizim önümüze geçemezler, engelleyemezler. Kürtler eskisi gibi değil. Eskiden bizi korkutmaya çalışıyorlardı, askerler köyümüze geldiklerinde onların yüzüne bakamıyorduk. Hepimizi meydana çıkarıp hesap sormaya çalışıyorlardı. Biraz da olsun korkuyorduk ama şimdi Kürtler değişti. Ne askerden ne polisten korkmuyoruz. Biz hakkımız olanı istiyoruz. Kimsenin malında, mülkünde gözümüz yok. Biz özgür bir Kürdistan istiyoruz. Kimliğimizi, topraklarımızı istiyoruz. O eski korku yok bizim içimizde, biz o korkuyu içimizden attık. Rojava’dakilerin söylediği gibi, o kefeni yırttık. Bizi öldürseler de zindanlara atsalar da korkmuyoruz” dedi.
‘Kimse bize zulmedemez artık’
Son yıllarda Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan tarafından yapılan çağrının ardından başlayan süreç sayesinde gerçekleştirilen her eylem ve etkinliğin kutlamanın daha iyi koşullarda yapıldığını belirten Sultan Yağmakan, “Umudumuz var. 11 Mart’ta Kadifekale’de yaptığımız kutlama çok güzel geçti. Biz yine engelleneceğini düşündük ama Önderliğimiz sayesinde, mücadele eden gençlerimiz sayesinde, bedenini ateşe veren Zekiye, Rahşan, Mazlum Doğan sayesinde Newrozumuzu kutluyoruz. Onlar bu yolu bize açtı. Onları asla unutmayacağız ve her daim onların yolundan yürüyeceğiz. Önderliğimiz ve tutsaklarımız özgür olana kadar, Önderliğimizin başlattığı süreç tamama erene kadar mücadele edeceğiz. Umarım bu sene kutlayacağımız Newroz, tüm Newrozlardan daha güzel geçecek. Özellikle Kürdistan’da kutlanan Newrozlar ve 8 Martlar bizi çok mutlu ediyor. Önderliğimiz sayesinde daha da özgür olduk. O bizim önümüzü açtı, bilinçlendik, gözlerimiz açtık. Kimse bize zulmedemez artık. Hepimizin Newroz’u kutlu olsun. Önderliğimiz başta olmak üzere tüm Kürt halkının Newroz’u kutlu olsun” diye ifade etti.
‘Gece geç saatlere kadar o ateş yanardı’
Hanife Gümüş de sözlerine eskiden kutladıkları Newrozların çok güzel geçtiğini söyleyerek başladı. Zorlukların sadece Newrozların engellenmesiyle sınırlı olmadığını söyleyen Hanife Gümüş, “Evde yemek yapıyorduk, çocuklarımız elimizdeydi. Newroz için de çalışmamız gerekiyordu ve biz, ‘Yarın Newroz’a nasıl gideceğiz, çocuklarımızı nerede bırakacağız’ diye düşünüyorduk. Çocuklarımızı da götüremiyorduk çünkü Newrozlar çok kalabalık geçiyordu. Bazen çocukları evde bırakıp gidiyordum, Newroz bitince de geri dönüyordum. Ekonomik olarak da sıkıntılarımız vardı, yoksulluk vardı, Newroz’da giyeceğimiz elbiselerimiz çok yoktu. Gençken çok imkânım yoktu ama bu yaşımda Newroz’a gittiğimde çok da güzel giyinip gidiyorum. O zamanlar yoksulluk vardı ama çok da güzeldi. Biz İzmir’e otuz yıl önce geldik, çok zorlandık, yavaş yavaş bugünlere geldik. Eskiden Kadifekale’ye gidip ateş yakardık, gece geç saatlere kadar o ateş yanardı. Ne içimizde korku vardı ne devletten korkardık. Çok güzeldi” diye belirtti.
‘Newroz’u Önderliğimizle birlikte kutlamak istiyoruz’
Şimdiki Newrozların eskiye göre daha rahat koşullarda kutlandığını dile getiren Hanife Gümüş, buna rağmen yüreklerinde bir eksiklik olduğunu belirterek, “Çocuklarımız hala cezaevinde. Önderliğimiz üzerine düşen her şeyi yaptı. Silahlar yakıldı, her şey açık açık yapıldı ama artık sorumluluğun en büyüğü devlette. Devlet hala bir adım atmıyor. Devletin kolu bacağı mı kırılmış da bir şey yapmıyor? Biz artık bu Newroz’dan sonra Önderliğimiz Abdullah Öcalan’ı yanımızda istiyoruz. Zindanda olan çocuklarımızın, hasta olan tutsaklarımızın bir an önce serbest bırakılmasını istiyoruz. Biz Newroz’u Önderliğimizle birlikte kutlamak istiyoruz. Cezaevinde olan çocuklarımıza sarılmak istiyoruz. Kürtler ve Türklerin eşit bir şekilde birlikte yaşamasını istiyoruz. Önder Abdullah Öcalan’ın, cezaevindeki tutsakların, kadın tutsakların Newroz’unu kutluyorum. Ben de bir tutsak annesiyim. Oğlum Nezir’in de Newroz’unu kutluyorum. Herkesin gönül rahatlığıyla yaşamasını istiyorum. Umarım devlet de artık Kürtlerin var olduğunu, asla bitmeyeceğini anlar. Umarım tüm Kürtler bu Newroz’da alanlarda olur ve Önderliğimizi de bir gün Newroz alanında konuşurken görürüz. Hepimizin Newroz’unu kutluyorum” dedi.









