Harbiye Askeri Müze önünde adalet çağrısı: Hakikat inkârla yok olmaz

  • 13:00 17 Mayıs 2026
  • Güncel
İSTANBUL – Gözaltında kayıplara karşı mücadelenin yarım asırlık simgelerinden olan Ali Kayahan, katledildiği Harbiye Askeri Müzesi önünde anıldı. İHD ve TİHV öncülüğünde gerçekleştirilen eylemde, Adaletin sağlanması ve hakikatin bir an önce ortaya çıkarılması gerektiği çağrısında bulundu.
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) İstanbul temsilciliği, 17-31 Mayıs Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası etkinlikleri kapsamında İstanbul Şişli’de bulunan Harbiye Askeri Müzesi önünde basın açıklaması düzenledi. Açıklamaya kayıp yakınlarının yanı sıra çok sayıda hak savunusu katıldı.  Açıklama da “Ali Kayahan 53 yıl önce burada gözaltında kaybedildi” pankartı açıldı. Burada basın metnini kitle adına kayıplar komisyonundan Sebla Arcan okudu.
 
Harbiye Askeri Müze binasının yalnızca tarihi bir yapı olmadığını Türkiye’nin zorla kaybetmeler tarihine kazınmış hafıza mekânlarından biri olduğunu söyleyen Sebla Arcan,  Askeri Müze’ye işaret ederek, gözaltında kaybedilen Ali Kayahan’ın son görüldüğü yer olduğunu vurguladı. Sebla Arcan, “Aradan yarım asırdan fazla zaman geçmiş olsa da Ali Kayahan’ın izleri bu binanın duvarlarında yaşamaya devam ediyor. Hafıza mekânları tam da bu nedenle önemlidir; inkâr politikalarına karşı gerçeği taşırlar. Devletin unutturmak istediği suçları görünür kılar, unutturulmak istenenlerin adlarını ve hikâyelerini geleceğe taşırlar. 1862 yılında Osmanlı Devleti’ne subay yetiştirmek amacıyla inşa edilen bu bina, yıllar içinde birçok askeri kuruma ev sahipliği yaptı. 10 Şubat 1993 tarihinde Askeri Müze oldu. 12 Mart Askeri Müdahalesi döneminde ise çok sayıda tanığın anlatımlarıyla ortaya çıktığı üzere bir sorgu ve işkence merkezi olarak da kullanıldı. Burada işkence gördüğünü söyleyen pek çok kişinin beyanı askeri mahkeme kayıtlarına geçti, suç duyurularına konu oldu. Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi öğrencisi Ali Kayahan da 53 yıl önce bu bina kompleksinde bulunan sorgu merkezine getirildi. Burada ağır işkence gördü ve ardından bedeni kaybedildi” dedi.
 
‘Yapılan tüm başvurular yanıtsız bırakıldı’
 
Ali Kayahan’ın, 6 Şubat 1973 tarihinde arkadaşı Mustafa Üstüntaş ile buluşmak üzere gittiği Haseki Hastanesi önündeki duraktan polisler tarafından gözaltına alındığına işaret eden Sebla Arcan, yaşanan gelişmeleri şu sözlerle ifade etti: “Sorgu sırasında arkadaşları Mustafa Üstüntaş ve Erkut Selçuk ile yüzleştirildi. Daha sonra Mustafa Üstüntaş ve Erkut Selçuk Gayrettepe’deki Emniyet Birinci Şube’ye, oradan da askeri mahkemeye sevk edildi. Ancak Ali Kayahan yanlarında yoktu. Mustafa Üstüntaş ve Erkut Selçuk, Sıkıyönetim Mahkemesi’ne sundukları dilekçede bir ay boyunca Harbiye’deki kontrgerilla merkezinde tutulduklarını ve ağır işkence gördüklerini anlattılar. Erkut Selçuk mahkemeye sunduğu dilekçede Ali Kayahan için şu ifadeleri kullandı: ‘Ali’yi kontrgerilla merkezinde gördüm. Yüzü tanınmayacak haldeydi. Kendisine yapılan işkence sabaha kadar devam etti. Sabaha karşı koridorda koşuşmalar başladı. Birisi doktor çağırın diye bağırıyordu. Bir müddet sonra sesler kesildi. O gün ifademi alanlara Ali’ye ne olduğunu sordum. Onun kaçtığını söylediler.’ Ali Kayahan’ın tutuklu arkadaşları da askeri mahkemeye sundukları dilekçelerde mezar yerinin açıklanmasını ve sorumluların yargılanmasını talep etti. 8 Mayıs 1974 tarihinde Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi öğrencileri dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’e, İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk’e ve Adalet Bakanı Şevket Kazan’a telgraf çekerek Ali Kayahan’ın akıbetinin araştırılmasını istedi. Ancak yapılan tüm başvurular yanıtsız bırakıldı. Devlet kurumları ‘Ali Kayahan isimli kişi gözaltına alınmamıştır’ diyerek inkâr politikasını sürdürdü” şeklinde konuştu.
 
53 yıldır Ali Kayahan’ın akıbetinin aydınlatılmadığını dile getiren Sebla Arcan, sorumluların korunduğunu belirtti. Sebla Arcan, “ İnsanlığa karşı işlenmiş bu suçun üstü örtülmek, hafızası silinmek istendi. Ama biz biliyoruz; hakikat, inkârla yok olmaz. Hafıza mekânları susturulamaz. Kaybedilenlerin izleri bu topraklarda yaşamaya devam eder. Hakikat için, hafıza için, adalet için Ali Kayahan’ı unutmayacağız” diye konuştu.
 
‘Gerçek barış adalet ve hakikat ile mümkün’
 
Devamında söz alan İHD Eş Genel Başkanı Oya Ersoy, ise şunları paylaştı: “İnsan Hakları Derneği olarak yıllardır gözaltında zorla kaybedilmelere karşı hakikat ve adalet mücadelesi veriyoruz. Devlete sesleniyoruz gerçek toplumsal barış, geçmişte işlenen insan hakları ihlallerine karşı hakikatin ve adalet sağlanmasıyla mümkün olur.  Gözaltında kaybettirilen tüm kişilerin akıbeti  açıklanmalıdır.”