Ekonomi çalıştayında kadın özgürlükçü perspektif paneli

  • 16:23 4 Temmuz 2026
  • Güncel
HABER MERKEZİ - DBP'nin "Demokratik Ekonomi ve Ekonomik Örgütleme Çalıştayı"nda kadınlar, "Kadın özgürlükçü ekonomi perspektifi" konulu panel düzenledi. 
 
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) tarafından ÇandAmed Kongre Merkezi'nde "Demokratik Ekonomi ve Ekonomik Örgütleme Çalıştayı" düzenlendi. Çalıştay’a DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, İmralı Sekretaryası'ndan Çetin Arkaş,  belediye eşbaşkanları, sivil toplum örgütü ve siyasi parti temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.
 
Çalıştayda konuşan Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Sayın Öcalan’ın ‘Bu dünya üzerinde tek bir karıncanın dahi işsiz kalmadığı evrende insan nasıl işsiz kalır’ sözü var. Ekonominin komün olduğunu anlatan bir söz. İnsanların aç bırakıldığı bir ekonomi yapısı ile karşı karşıyayız. Ekonominin toplumsal yönü yok. Emeğin değerini ve artı ürünü kim belirliyor? Bunu konuşmak gerekiyor. Devletin ortaya koyduğu zihinsel sınırları aşmaya çağırıyoruz. Bunun için bir aradayız. Kapitalist Modernite’nin dayattığı derin yoksulluk ile biat etmemiz isteniyor. Komünal ekonomi yolculuğunda bizimle olacak herkese teşekkür ediyoruz” dedi.
 
 
'Gençler geleceksiz'
 
Çetin Arkaş ise konuşmasında şunları söyledi: “Ulaştığım bazı veriler oldu. Çok yakıcı veriler. TÜİK’in 2000-2023 verilerinde Kürdistan’da yüzde 7 ile 11 arasında Türkiye ortalaması ise yüzde 3, şans oyunlarında. Türkiye kentlerinde intihar vakaları yaşı 25 aralarında, Kürdistan’da 15 yaş ve altı, Amed çocuk intiharlarında birinci sırada. Van ise ikinci. Neden çocuk ve gençlerimizi koruyamıyoruz. Gençlerin yüzde 44’ü işsiz. Çalışanların yüzde 57’si sigortasız. Geleceğe dair sorularda da büyük bir oran, olumsuz bakıyor. Gençlerin yarısı geleceksizlikle yaşıyor. Bu alarm zilidir
 
Çözüm bulmalıyız
 
Uyuşturucu yaşı 9’lara kadar inmiş. Fuhuşa sürüklenenler, uyuşturucu satanlar da artış var. Bunları yapanların önemli bir kısmı bu coğrafyanın insanı. Birçoğu savaştan etkilenmiş ailelerden oluşuyor. Kolayı seçip devlet politikası diyebiliriz. Uzun süre cezaevinde kaldım; cezaevlerinde büyük bir kısım adli diye adlandırdığımız tutuklular. Çoğu Kürt. Üretim konusunda çok çeşitli söylenti var; İlk bitki, ilk ekmek, ilk hayvanın evcilleştirildiği yer olan Kürdistan’da insanlar yoksulluk ile boğuşuyor. Ekmeğin bulunduğu coğrafyada ekmeksiz kalıyoruz. Mevcut duruma gerekçelere sığınmak yerine çare bulmak önemli. Hayvancılık ve tarım bu coğrafya için önemli. Tarımın anavatanı olan bu topraklarda tarımı ihmal edersek başımıza çok şey gelebilir.  Bir kriz oldu, kendi kendimizi doyurabilecek miyiz? Bunu sormak lazım.  Tarım ve hayvancılığa verimli, sulama imkanları olan bu topraklarda ekmeksiz kalan insanlarımız Karadeniz, Çukurova’ya karın tokluğuna gidip çalışıyor.  Urfa’daki son 15 yıllık tarım gelişimi incelemek gerekiyor.  Yer altı ve yer üstü kaynakları doğa talancılarına kurban edilmemeli. 3 yıllık gelir için doğa katledilmek isteniyor. Buna karşı durmak gerekiyor.  Çok ciddi yardımlaşma ağları oluşturmalı. Belediye, sivil toplum örgütleri bunun üzerinde durabilir."
 
İnşa süreci 
 
Çalıştayın sadece fikir olarak kalmaması gerektiğini belirten Çetin Arkaş, "Pratikleşme iradesi ortaya çıkarılmalı. Ortak bir örgütlülük ortaya çıkarılmalı. Şehrin tüm dinamikleri ile acil eylem planı ortaya çıkarılmalı. Toplumsal çürüme ve ekonominin sorumlusu hepimiziz. Bu bilinçle hareket edersek hepimiz çare buluruz. İstihdam ofisleri kurarak insanlarımıza kayırma olmadan iş bulabiliriz. Vahşi madenciliğe tutumumuz net olmalı. Obez hale gelmiş şehirler F Tipi hapishanesine dönüşür. Demokratik Toplum ve Barış Süreci bir inşa sürecidir. İş insanları ve meslek grupları bu sürece kendini katmalı. Toplumsal önceliği esas alan bir hareket içinde olmalı. Düşünsel ve pratiksel adım içinde olunmalı” ifadelerini kullandı.
 
 
Konuşmaların ardından çalıştay, “Kadın özgürlükçü ekonomi perspektifi” konulu panelle devam etti. 
 
Panelin modetörlüğünü yapan Kadın Zamanı Derneği'nden Dilek Başalan, “Kadın kooperatifleri ve kadınların özgürlükçü ekonominin örgütlenmesi ve dünya örnekleri”, Araştırmacı Nadire Karakoyun Çapuk, “Sömürülen kadın emeği; bakım emeğinin yeniden düşünülmesi”, Araştırmacı Semiha Arı ise “Kadın yoksulluğuna karşı kadın istihdamı” konularına dair sunum yaptı. 
 
Ekonomik örgütleme 
 
Ekonomik örgütlemenin önemine değinen Dilek Başalan, “Ekonomik örgütlenme dediğimizde, bizler kadınlar olarak kadınların örgütlenmesini ve kadınların özgürleşmesini de birlikte tartışmak istiyoruz. İstanbul'da Kadın Zamanı Derneği, İstanbul'da yaşayan Kürt kadınların aslında başvurabileceği bir mekanizmadır. Ana dilde başvuru yapabileceği, şiddete maruz kaldığında gidebileceği, kadın yoldaşlığını, kadın dayanışmasını görebileceği bir mekan. 75 kadınla görüşme aldık. Ve anadilde şiddet mekanizmalarına erişimini aslında açığa çıkarmak istiyorduk. Fakat sorularımızda ekonomi de vardı. ‘Bir güvence adı altında çalışıyor mu, çalışmıyor mu? Ekonomisini nasıl sağlıyor?’ Bu sorular da bizim için önemliydi. Yüzde 54.7’nin cevabı ‘Hayır’, ‘çalışmıyorum’ oldu. Fakat daha sonrasında konuştuğumuzda, aslında bu kadınların yaklaşık yüzde 35'i çalışıyor fakat babasının bir iş yeri var, orada çalışıyor; abisinin atölyesi var, orada çalışıyor; mahallesinde bir yer var, orada çalışıyor fakat hiçbir sosyal güvencesi yok" diye konuştu.
 
Ekonomik sıkıntılar 
 
Kapitalist Modernite’nin rekabet üzerine bir yayılma politikası yürüttüğüne dikkat çeken Dilek Başalan, “Özgür Kadın Hareketi perspektifi tüm kadınları da güçlendiren bir gerçeği esas alıyor. Ama Kapitalist Modernite bize biçimsel olarak bir rekabet dayatıyor, parasal anlamda, maddi anlamda bir rekabet dayatıyor. Örgütlülükten bahsediyoruz ama örgütlenme çalışmasına geldiğimizde maalesef hem bütçe sorunlarıyla karşı karşıya kalıyoruz hem de kadınların bazen ekonomik sıkıntılar yaşadığını unutan bir yerden yaklaşıyoruz. O yüzden kişisel ekonomik haklardan, kişisel ekonomik kazanımlardan ziyade toplumsal olarak bir örgütlenme, kolektif olarak bir örgütlenme ve bu örgütlenme içerisinde kadınların maruz kaldığı o topyekûn şiddeti de gören bir yerde olmak zorundayız” dedi.
 
Yoksullar ülkesi 
 
Semiha Arı ise kadın yoksulluğuna karşı kadın istihdamının önemine değinerek, “Türkiye çalışan yoksullar ülkesi. Kürdistan istihdamı Türkiye genelinin çok altında. Kadın boyutu da aynı şekilde. Kadın istihdamını artırmak  kolay değil. Bağlar ve Sûr gibi yerde araştırma yaptığımızda kadın iş arayışı daha fazla. Sûr ve Bağlar’a asgari ücret dahi girmiyor. Bu o insanların aç kaldığı anlamına geliyor. Belediyelerin kreş hizmeti çalışan kadın anlamında önemli bir yer tutuyor. Kadın istihdam oranı zaten düşük. Birçok iş kolunda kadınlar yok. Türkiye de haremlik-selamlık bir iş durumu var. Kadınlar çalıştıkları işte düşük bir gelir elde ediyor. Yaptığı işi iş olarak da görmüyor. Kadın kurtuluş perspektifi ile cinsiyetçi iş dayatmasını aşabiliriz” diye konuştu.
 
İstanbul sözleşmesi 
 
Nadire Karakoyun Çapuk, kooperatiflerin geliştirilmesi gerektiğini belirterek, “Kadın yoksulluğu ve sömürüye dayalı bir sistem inşa edilmiştir. Çok sayıda kadın çalışma yaşamından ayrılmakta veya katılamamakta. Ev içi bakım hizmeti veren kadınlar sömürülüyor. Devlet kadın yoksulluğunu ortadan kaldırma yerine daha derin bir yoksulluğu dayatıyor. Yerel yönetimlerin kolektif emeği esas alan sistemi önemlidir. Bakım meselesi kadınların bireysel meselesi değil; toplumsal bir meseledir. Kamusal bakım ortaya konulmalı. Kadınlar zorunlu göç ve yoksulluk ile karşı karşıya bırakılmıştır. Köyde çalışan, üreten kadını göçe maruz bırakarak işsiz kalmasına yol açıldı. Katmerleşen yoksulluğa karşın toplu iş sözleşmesinde kadınların maruz kaldığı ayrımcı maddelerin yer alması, İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekinilmesi, sendikada eşit temsiliyet ve daha birçok konuda adımlar atılabilir” diye konuştu.
 
Çalıştay, panellerle devam ediyor.