Dört mahallede uyuşturucu araştırması
- 16:46 26 Eylül 2026
- Güncel
AMED - Şiyar Be Platformu, Amed’de dört mahallede bin 609 kişiyle yaptığı araştırmanın sonuçlarını açıkladı. Mahallelerde uyuşturucuya erişim ve güvensizlik öne çıkarken platform, satış ağlarına karşı önlem alınması ve mahalle komisyonları kurulması çağrısı yaptı.
Şiyar Be Uyuşturucuyla Mücadele Platformu “Rabin” hamlesi kapsamında Amed’in Yenişehir ilçesi Ben û Sen, Rezan’ın (Bağlar) Kaynartepe, Sûr’un İskenderpaşa ve Peyas’ın (Kayapınar) Medya mahallelerinde bin 609 kişi ile yüz yüze yaptığı anket çalışmasına dair Hz. Süleyman Türbesi yanında bulunan Millet Bahçesi’nde açıklama yaptı. Açıklamaya çok sayıda platform bileşeni katıldı. Açıklamanın Kürtçesi’ni Platform Eşsözcüsü Gülşen Demir, Türkçesi’ni ise diğer Eşsözcü Murat Kan okudu.
Açıklamada, Kentlerimizde gençliğimizi, geleceğimizi ve toplumsal ahlakımızı hedef alan toplumsal yıpratma ve eşitsizliklere karşı platform olarak ‘RABIN’ hamlesi kapsamında 4 mahallede bin 609 kişi ile yüz yüze görüşme gerçekleştirdikleri belirtildi. Çalışmanın toplumsal sorunları derinleştiren uygulamalara karşı mahallelilerin, annelerin, kadınların ve gençlerin doğrudan kendi beyanlarıyla yapıldığına dikkat çekilen açıklamada, “Bugün açıkladığımız bu çarpıcı tablo, halkımızın iradesini ve toplumsal dayanışmasını güçlendirmeye yönelik bir hafıza ve irade beyanıdır” denildi.
‘Mahalleli kendini güvende hissetmiyor’
Saha araştırmalarında sokakların uyuşturucu çeteleri eliyle nasıl tekinsizleştirildiğine ve toplumsal dokunun nasıl hedef alındığını oranlarla ortaya koyduğunu belirtilen açıklamada, “Kaynartepe’de halkın yüzde 71,2’si kendi mahallesinde kendini güvende hissetmemektedir. Ben û Sen’de güvensizlik oranı, kısmen hissedenlerle birlikte yüzde 73,3’e dayanmıştır. İskenderpaşa’da güvende hissetmeyenlerin toplamı yüzde 73,1 seviyesindedir. Medya Mahallesi’nde ise güvende hissetmediğini söyleyenlerin oranı yüzde 39 olarak kayda geçmiştir” diye belirtildi.
‘Uyuşturucu satıcıları ve kullanıcılar tehdidi’
Kendini güvende hissetmeyenlere nedenini sorduklarında ise dört mahallede ortak cevabın, “Uyuşturucu satıcıları ve kullanıcıları” olduğunu vurgulanan açıklamada, bu oranın İskenderpaşa’da yüzde 47,6, Kaynartepe’de yüzde 45,5, Ben û Sen’de yüzde 41,1 ve Medya’da yüzde 40,1 olduğu kaydedildi.
Uyuşturucunun görünürlüğü
Uyuşturucu ağının mahallelerde görünür kılınmasına dair ise şu bilgilere yer verildi: “Ben û Sen’de görüşülen her 100 kişiden 59’u yakın çevresinde ve komşularında uyuşturucu kullanıldığına bizzat şahittir. Bu oran İskenderpaşa’da yüzde 44,2, Kaynartepe’de yüzde 38,6’dır. Ben û Sen’de ailelerin yüzde 10,3’ü, İskenderpaşa’da ise yüzde 10’u kendi çocuğunda madde kullanımı olduğunu acıyla beyan etmiştir. Bu tablo, toplumsal varlığımızı ve geleceğimizi tehdit eden sorunların boyutlarını gözler önüne sermektedir.”
Uyuşturucuya kolay erişim
Bağımlılığın sadece bir asayiş sorununa indirgemenin onun arkasındaki toplumsal ve ekonomik nedenleri, kentlerde derinleştirilen yoksulluğu, işsizliği ve geleceksizliği görünmez kılma çabası olduğu aktarılan metinde“Maddenin bu denli ucuz, kolay ve korkusuzca sokak başlarında satılması kabul edilemez bir durumdur. Görece yeni bir yerleşim yeri olan Medya Mahallesi’nde bile kullanımı tetikleyen nedenlerin başında yüzde 51,7 ile kolay erişim gelmektedir” ifadelerine yer verildi.
Uyuşturucu satış noktalarını mahallelilerin hepsinin bildiği kaydedilen açıklamada, satıcıların ertesi gün aynı köşede durmaya devam etmesinde ciddi bir denetim ve uygulama sorunu olduğunun açığa çıktığını belirtildi. Halkın bu sorunun etkili biçimde ele alınmasını ve çözümünün satıcılara yönelik etkili hukuki yaptırımlarda gördüğü söylenen açıklamada “Bu oran Medya’da yüzde 76,8, Ben û Sen ve Kaynartepe’de yüzde 60,1, İskenderpaşa’da yüzde 52,5’tir. Bizler biliyoruz ki bağımlılıkla mücadele, yalnızca madde kullanan bireyle değil, bu kirli ticareti sürdüren ağlarla ve onu besleyen toplumsal koşullarla birlikte ele alınmalıdır.
Satış ağları aynı yerdeler
Madde kullanımı en yoksul ve en güvencesiz bırakılan hanelerimizde yoğunlaşmaktadır. İskenderpaşa’da ortalama hane geliri sadece 22 bin 376 liradır. Hanelerin yüzde 76,5’i açlık sınırının altında yaşam savaşı vermektedir. Sosyal güvencesi olmayanların oranı Kaynartepe’de yüzde 58,4, Ben û Sen’de yüzde 51,5’tir. Kaynartepe’de hanelerin yüzde 18,9’unda düzenli geliri olan tek bir kişi bile yoktur. Yıllardır yıkılmayan metruk yapılar, aydınlatılmayan sokaklar, açılmayan gençlik merkezleri ve önü kesilmeyen satış ağları aynı yerde, yan yana duruyorsa buna yalnızca ihmal denemez. Biz bunu halkımızın kimliğine, iradesine ve özgür yaşam iddiasına dönük toplumsal sorunların bir parçası olarak görüyoruz. Bu sorunların çözümü, güvenlik politikaları kadar sosyal politikaların, yerel yönetimlerin ve demokratik kurumların da sorumluluk almasını gerektirmektedir” ifadeleri kullanıldı.
‘Kadınların yaşadığı sorunlar görünmez kılma riski taşıyor’
Uyuşturucu kullanmanın sadece erkeklerin sorunuymuş gibi geliştirilen algı, kadınlara dönük saldırıyı ve kadınların yaşadığı sorunları görünmez kılma riskini taşıdığını vurgulanan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Sistem, yürütülen mücadeleyi tedavi alanında da eşitsiz ve dışlayıcı uygulamalarla pekiştirmemelidir. Bölgede yatarak tedavi imkanlarının pratikte erkeklerin ihtiyaçlarına göre şekillenmesi, kadınların ise yeterli imkanlara ulaşamaması önemli bir sorundur. Bağımlılıkla mücadele eden bir kadının bu kentte başvurabileceği, kendini güvende hissedebileceği birimlerin artırılması gerekmektedir. Oysa araştırmamız, kadınların da bu sorunla doğrudan karşı karşıya olduğunu göstermektedir.
Ben û Sen’de uyuşturucu kullandığını beyan eden kadınların oranı yüzde 13,7 ile erkeklerin oranı yüzde 15 ile neredeyse başa baştır. İskenderpaşa’da bu oran kadınlarda yüzde 8,9 ile erkekleri (yüzde 8,3) geride bırakmıştır! Bağımlılık kadının yaşamına da doğrudan etki etmektedir. Kadının toplumsallığının, toparlayıcılığının ve bilgeliğinin güçlendirilmesi, toplumsal sorunlarla mücadelede temel bir yaklaşım olmalıdır. Bu tablo, kadının ekonomik ve sosyal olarak yalnızlaştırılmasına dönük sorunların boyutunu ortaya koymaktadır. İskenderpaşa’da görüşülenlerin yüzde 74,9’u kadındır; çalışmayan kadınların oranı yüzde 57,6, ev içi ücretsiz işçilerin oranı yüzde 17,5’tir. Ben û Sen’de kadınlar arasında okuryazar olmayanların oranı yüzde 33,3’tür. Kadınlar üzerindeki toplumsal baskı, bu gerçeği gizlemeye zorlasa da bizler tablonun çok daha ağır olduğunu biliyoruz. Erkekler için ise bu girdap, kronik işsizlikle büyütülmektedir. Kaynartepe’de madde kullananlar arasında işsizliği ve ekonomik zorlukları tetikleyici gösterenlerin oranı yüzde 69,2, Medya’da ise yüzde 58,8’dir.”
‘Anadilin etkisi’
Raporda anadile dair ise şu bilgilere yer verildi: Bu kentte psikososyal destek ve danışmanlık hizmetlerinin ezici çoğunluğu resmi dilde yürütülmektedir. Oysa Ben û Sen’de ev içi ağırlıklı olarak Kurmancî konuşanların oranı yüzde 59,6, Medya’da yüzde 49,9, Kaynartepe’de yüzde 42,9’dur. Buna eğitimdeki adaletsizlik eklenmektedir: Ben û Sen’de okuryazar olmayan ve ilkokul mezunlarının toplamı yüzde 62,8, İskenderpaşa’da yüzde 62,1’dir.
Bir ebeveynin, çocuğunun acısını kendi diliyle anlatamadığı, bir gencin kendi çaresizliğini tarif edemediği bir dilde yürütülen mücadele programları toplumsal gerçeklikten kopuk bir hizmet anlayışına dönüşmektedir. Kişinin anadilinde verilmeyen hizmet, verilmemiş hizmettir ve toplumun dilini dikkate almayan bir hizmet anlayışı, toplumu bu toplumsal sorunlar karşısında daha savunmasız bırakmaktadır.”
‘Gençlik kıskaçta’
Madde kullanımının doğrudan genç kuşakta yoğunlaştığını kaydedilen açıklamada şu veriler paylaşıldı: “En yüksek oran Ben û Sen’de 18-24 yaş grubunda yüzde 25,6’dır. Medya’da yine en yüksek oran 18-24 yaşta yüzde 13’tür. İskenderpaşa’da ise 25-34 yaş grubunda yüzde 26,7’dir. Gençlerin uyuşturucu kıskacına alınması için mahallelerimiz kültürel ve sosyal îmkanlardan yoksun bırakılmamalıdır. Medya Mahallesi’nde halkın yüzde 63,7’si hiç internet kafeye, yüzde 62,8’i hiç sinema ve tiyatroya gitmediğini, yüzde 53,6’sı hiçbir sanatsal faaliyete katılmadığını belirtmiştir. Kültürel bağları zayıflayan gençlik, yeterli sosyal ve kültürel alanların bulunmadığı koşullarda metruk binalara (Kaynartepe’de yüzde 66,8, Ben û Sen’de yüzde 60,6) ve boş arsalara mahkum edilmektedir. Madde kullanan gençlerin arkadaş çevrelerindeki yüzde 100’e varan kümelenme, bu sorunun bireysel bir zayıflık değil, toplumun bütününü ilgilendiren kolektif bir toplumsal sorun olduğunu göstermektedir.”
Talepler
Murat Kan açıklamanın devamında somut taleplere dair şunları söyledi: “Uyuşturucu ticaretini örgütleyen ağlara karşı etkili ve sonuç alıcı bir mücadele yürütülmeli, halkın ihbar ve şikayetleri sonuçsuz bırakılmamalı, bilinen satış noktaları konusunda gerekli hukuki ve idari tedbirler alınmalıdır. Buna karşılık madde kullanan yurttaş suçlu değil, tedavi ve destek hakkı olan bir birey olarak görülmelidir. Yatarak tedavi kapasitesi acilen artırılmalı, bekleme süreleri kısaltılmalı, tedaviye başvuran kişi geri çevrilmemelidir. Tedavi sonrası takip, barınma ve istihdam programları kurulmalı, tedaviden çıkan kişi aynı koşullara terk edilmemelidir.
‘Kadın özgü tedavi birimleri kurulmalı’
Kadınlar için yatarak tedavi imkanı derhal sağlanmalı, kadına özgü tedavi birimleri kurulmalı, kadınların çocuklarıyla birlikte kabul edilebileceği düzenlemeler yapılmalıdır. Bağımlılık ve bakım yükü, bu yükleri aynı anda taşıyan kadınların ihtiyacı ve talebi doğrultusunda verilecek hizmet modelinin merkezine alınmalıdır.
Tedavi gören yurttaşların mahremiyeti güvence altına alınmalı, damgalanmaya karşı kamusal bir farkındalık çalışması yürütülmelidir. Tedavi görmüş olmak bir kayıt olarak kişinin önüne çıkarılmamalıdır.
Psiko sosyal destek anadilde verilmeli
Psikososyal destek, danışmanlık ve aile eğitimleri kişilerin anadilinde verilmeli, bu alanda kişilerin anadilini bilen uzmanlar istihdam edilmelidir. Bilgilendirme çalışmaları okuryazarlık düzeyi gözetilerek yüz yüze ve sözlü yürütülmelidir.
Her merkez ilçede bağımlılıkla mücadele merkezleri açılmalı, buralarda psikolojik destekten sosyal ve hukuksal desteğe kadar bütünlüklü bir hat kurulmalıdır. Mevcut kurumlar tanıtılmalı, mahallede bilinir hale getirilmelidir; çünkü halkın yüzde 70’inden fazlası bu kurumlardan haberdar değildir.
Metruk yapılar hızla yıkılmalı
Metruk yapıların yıkımı hızlandırılmalı, boş arsalar yaşam alanına çevrilmeli, park ve sokak aydınlatmaları tamamlanmalıdır. Kamusal alanlar halka aittir ve halka geri verilmelidir.
İstihdam
Gençlere istihdam yaratılmalıdır; İskenderpaşa’da en etkili çözüm olarak gösterilen başlık yüzde 83,8 ile istihdam olanaklarıdır. Kadınlara meslek edindirme, ekonomik destek ve kadın sosyal alanları sağlanmalıdır. Gençlik merkezleri, spor, kültür ve sanat alanları yaygınlaştırılmalı, okullarda farkındalık eğitimleri verilmelidir. Medya Mahallesi’nde okul temelli farkındalık çalışmalarını etkili bulanların oranı yüzde 63,2’dir.
Mahalle komisyonları kurulmalı
Her mahallede muhtarların, mahalle sakinlerinin ve platform temsilcilerinin yer aldığı mahalle komisyonları kurulmalı, mücadele sokak sokak ve kapı kapı örgütlenmelidir.”
Araştırmanın sosyoekonomik göstergeleri düşük mahallelerde yürütülmüş olsa da uyuşturucu bağımlılığının sadece bu mahallelerin sorunu olmadığı ifade edilerek, Yoksul mahallelerde farklı olan bağımlılığın varlığı değil sokakta ve herkesin gözü önünde yaşanması olduğunu kaydedildi.
Raporun son kısmında şunlara yer verildi: “İmkanı olan hanelerde ise bu durum kapalı kapılar ardında gizlenmektedir. Bu yönüyle uyuşturucu politikası, halkımızın toplumsallığını ve ortak yaşam iradesini etkileyen önemli bir toplumsal sorundur. Kentlerimizde gençliğimizin kimliksizleştirilmesine ve toplumsal çözülmeye karşı verilecek en büyük, en kalıcı mücadele yine toplumsal olan mücadeledir. Sokaklarımızı zehir tacirlerine ve çetelere bırakmak, geleceğimizi teslim etmektir. Bu çok boyutlu toplumsal sorunu aşmak, sadece kamu kurumlarından medet umarak değil; kendi mahallemizi, kendi sokağımızı, kendi gencimizi koruyacak toplumsal özörgütlülük bilincini geliştirmekle mümkündür. Bu temelde, gençlerin ve kadınların kendilerini ifade edebilecekleri, geliştirebilecekleri alanların yaygınlaştırılması ve yerelleştirilmesi daha önemli hale gelmektedir.
Sürece etkisi
Tam da bu noktada, içinde bulunduğumuz Barış ve Demokratik Toplum sürecinin anlamı daha da önem kazanmaktadır. Barışın ve demokratik toplumun yalnızca siyasal alanda değil, toplumun gündelik yaşamında da karşılık bulması gerekir. Gençlerin, kadınların, çocukların ve tüm yurttaşların kendilerini güvende, eşit ve özgür hissedebildiği bir toplumsal yaşam, bu sürecin en önemli ölçütlerinden biri olacaktır.
Devletin ve tüm kamu kurumlarının bu sürece yaklaşımının samimiyeti de yalnızca söylemlerle değil, toplumun yaşadığı sorunlara nasıl yaklaştığıyla görülecektir. Uyuşturucuyla mücadele, gençlerin geleceği, kadınların tedaviye erişimi, anadilinde hizmet, yoksulluk, istihdam ve yerel demokrasi gibi alanlarda atılacak somut adımlar; barış ve demokratik toplum perspektifinin yaşamda ne ölçüde karşılık bulduğunu gösterecektir. Bizler, bu sürecin toplumun bütün kesimlerinin katılımına açık, demokratik ve kalıcı bir zeminde ilerlemesini önemsiyoruz.
Güç birliği oranları
Halkımızın ve demokratik kurumlarımızın güç birliği yapmasını etkili bulanların oranı Kaynartepe’de yüzde 78,1, Ben û Sen’de yüzde 75,1’dir. Halkımız ortak akılla, mücadele yöntemleri geliştirmek için irade beyanını ortaya koymuştur. Halkımızın ve kurumlarımızın mücadelede ortaklaşmasını sağlamak, bu sorunu örgütlü gücümüzle aşmak RABIN hamlesinin esas görevidir.
Biz Şiyar Be Platformu olarak bu verileri kentin tüm dinamikleriyle paylaşacak, bize ulaşan her gençle dayanışma içinde olacağız. Çalışmalarımızı Amed’in 4 merkez ilçesiyle sınırlı tutmayacak; Bismil’den Pasûr’a, Licê’den Erxenî’ye, Farqîn’den Xana Axpar’a kadar sokak sokak, ev ev büyüteceğiz.
Şiyar Be Platformu bütün kentlerimizin gençlerinin, kadınlarının, çocuklarının yanındadır. Tüm halkımızı, kadınları, gençleri, demokratik kurumları ve yerel yönetimleri mahallelerde birleşmeye, sokaklarımıza sahip çıkmaya ve kentlerimizde derinleşen toplumsal sorunlara karşı en güçlü toplumsal öz örgütlülüğü geliştirmeye çağırıyoruz. Barış, demokratik toplum ve özgür bir yaşam için RABIN diyoruz!”
Bakanlıklarla ilgili görüşmeler
Açıklama sonrası konuşan DEM Parti Amed Milletvekili Ceylan Akça, son 10 yılda yerel yönetimlere ait olan, uyuşturucu, yozlaşma ve fuhuşla mücadele yürüten gençlik ve kadın merkezlerinin kayyımlar döneminde farklı kurumlara devredildiğini söyledi. Hênê'de TÜGVA’ya devredilen bir gençlik merkezi, kurum tarafından kullanılmadığı için atıl kaldığını belirten Ceylan Akça, buranın uyuşturucu kullanım alanına döndüğünü belirtti. Bu merkezin belediyeye iadesi için ilgili bakanlıklarla diyalog ve diplomasi temaslarının sürdüğünü belirten Ceylan Akça, "Benzer şekilde Batıkent Mahallesi’nde de uyuşturucu odağı haline gelmiş boş bir arazi bulunmaktadır. Milli Savunma Bakanlığı’na tahsisli olan bu arazinin Batıkent halkına ve yerel yönetime devredilmesi amacıyla gerekli yazışmaları tamamladık" dedi.
İçişleri Bakanı ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini aktaran Ceylan Akça, kentteki duruma dair bilgi aldıklarını ve kendi çalışmalarına dair de bilgi aktardıklarını söyledi.
'Onay verilmeyen projeler'
Yerel Yönetimlerin önündeki en büyük engellerden biri olan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın tasarrufunda bulunan ancak onay verilmeyen proje ve alanlar olduğunu söyleyen Ceylan Akça, "Engellerin aşılması amacıyla girişimlerimiz ve randevu taleplerimiz devam etmektedir. Milletvekillerimiz ile birlikte TBMM çatısı altında yasama faaliyetleri kapsamında önergeler verdik; İçişleri, Çevre ve Şehircilik, Gençlik ve Spor ile Eğitim Bakanlıkları'na bu mücadeleye dair yürütülen politikaları sorduk" dedi. Çalışma yürütülen mahallelere dair de konuşan Ceylan Akça, "Bu yerleşimler, özellikle 90’ların getirdiği toplumsal travmaların, zorunlu göçlerin, yoksulluk ve yoksunluğun en derin hissedildiği alanlardır. Dolayısıyla barış ve demokratikleşme süreçlerini konuşurken; uyuşturucu, fuhuş, tefecilik ve çeteleşme gibi sorunların bu tarihsel yaralardan bağımsız ele alınamayacağını kavramamız gerekir. Hakiki bir çözüm; onarıcı adaleti, adil bir bütçelendirmeyi ve barışın sosyo-ekonomik koşullarını inşa etmeyi zorunlu kılar. Şu anda yürütülen diyalog sürecinin kritik bir boyutunu da bu mücadele oluşturmaktadır" diye belirtti.
Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Serra Bucak ise, bağımlılıkla mücadelenin yalnızca güvenlik meselesi olarak ele alınamayacağını belirterek, “Bu mesele sosyal politika, sosyal alan, toplumsal gelişim ve somut politika üretme meselesidir” dedi. "Rabin" hamlesinin son kampanyasının Amed açısından önemli olduğunu belirten Serra Bucak, bağımlılıkla mücadelenin yerel yönetimlerin tek başına yürütebileceği bir çalışma olmadığını söyledi. Büyükşehir Belediyesi olarak danışma faaliyetleri başlattıklarını, mahallelerde çalışmalar yürüttüklerini aktaran Serra Bucak, platformun kentteki kurumları bir araya getirmesinin mücadeleyi güçlendireceğini ifade etti.
‘Bağımlılık sadece asayiş meselesi değil’
Kentte bağımlılıkla mücadelenin halen ağırlıklı olarak asayiş perspektifiyle ele alındığını belirten Serra Bucak, “Kentte bağımlılıkla mücadele sadece bir asayiş meselesi olarak görülüyor. Oysa bu bir sosyal politika, sosyal alan, toplumsal gelişim ve toplumsal tartışma meselesidir” dedi.
Yataklı merkez projesi
Kadın madde kullanıcılarının ihtiyaçlarına yönelik yataklı bir tedavi merkezi için Büyükşehir Belediyesi olarak çalışma yürüttüklerini belirten Serra Bucak, “Projemiz hazır, bütçesi hazır, yapacak gücümüz var. Ancak arsa tahsisi konusunda henüz sonuç alamadık” ifadelerini kullandı.
Serra Bucak, yerel yönetimlerin sosyal politika çalışmalarında karşılaştığı bürokratik engellere tepki göstererek, “Bir hazine arsasının yerel yönetimlere tahsisi bile çok görülüyor. İki buçuk yıldır yapmak istediğimiz sosyal politika çalışmalarında bu sorunla karşılaşıyoruz” dedi.
Mahallelerdeki durum
Bağımlılığın mahallelerde ciddi bir sorun haline geldiğini belirten Serra Bucak, “Artık sokaklarımızda hiç kimse bize doğru düzgün belediye hizmeti sormuyor. Hangi muhtarla, hangi komisyonla, hangi toplulukla bir araya gelsek bağımlılıkla mücadele gündeme geliyor” diye konuştu.
Mahalle toplantıları ve gençlik buluşmalarında sorunun açık biçimde görüldüğünü aktaran Serra Bucak, “Mahallelerde gördüğümüz durum, bu meselenin başka türlü çözülmesi gerektiğini gösteriyor” dedi.
‘DEDAŞ’tan daha fazla işbirliği talep ediyoruz’
Parklardaki aydınlatma sorunlarının önemli bölümünün giderildiğini belirten Serra Bucak, kalan sorunların çözümü için de kurumlar arası işbirliği çağrısı yaptı. Sokak ve cadde aydınlatmalarında sorumluluğun DEDAŞ’da olduğunu belirten Serra Bucak, “Uyuşturucu ve madde kullanımıyla mücadele noktasında DEDAŞ’tan da daha fazla işbirliği talep ediyoruz. Sorumluluklarını yerine getireceği bir mekanizmanın kurulması gerekiyor” dedi.







