Dünya Ana Dil Günü için etkinlik düzenlendi
- 21:24 16 Şubat 2026
- Kültür Sanat
ANKARA- Başak Kültür Derneği, ANKA- DER ve Anadolu Kültür Merkezi, 21 Şubat Dünya Ana Dili Günü kapsamında program düzenledi. Programa katılan Meral Danış Beştaş, “Kadınlar anadilimizi aktararak bugüne taşıdı” dedi.
Başak Kültür ve Sanat Derneği, Ankara Dil ve Kültür Derneği (ANKA-DER) ile Anatolia Kültür, Sanat ve Edebiyat Merkezi, Dünya Ana Dili Günü çerçevesinde Ankara’nın Mamak ilçesindeki Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi’nde bir program gerçekleştirildi. Programa Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kültür ve Dil Komisyonu Eş Sözcüsü Cemile Turhanlı, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, sivil toplum kuruluşlarının üyeleri ve temsilcileri, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda kişi katıldı. Programın yapıldığı salona “Kürtçeye statü, Kürtçe eğitim” yazılı pankart asıldı.
Programın başında yapılan konuşmada, Kürtlerin yüz yıldır kendi dilleri için mücadele ettiği belirten Yılmaz Yıldırımcı şu ifadeleri kullandı: “Kürtçenin eğitim dili olması için Kürtler büyük bedeller ödedi. Buna rağmen Türkiye Cumhuriyeti Kürtçeyi hâlâ resmî olarak kabul etmedi. Kürtçe anayasal güvence altına alınmadıkça ne barış sağlanır ne de bir çözüm mümkün olur. Biz dilimizden vazgeçmeyeceğiz.”
‘Dilimize önem vermeli ve sahip çıkmalıyız’
Daha sonra HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş konuştu. Meral Danış Beştaş, Kürtçenin her alanda korunması gerektiğini vurgulayarak, “Kürtler yaşamlarını anadilleriyle yaşıyor ama her yerde Kürtler Türkçe konuşmak zorunda kalıyor. Birçok Kürdün bu yüzden yaşamını Kürtçe idame ettirmediğini biliyoruz. Evlerimizde, mahallelerde Türkçe konuşuyoruz fakat bu bizim tercihimiz değil. İktidar, dilimizin gelişmemesi ve yaşatılmaması için pek çok engel çıkarıyor. Kendi dilimizde eğitim alamıyoruz. Dilimiz eğitim dili olmalıdır. Bugün Kürt çocukları okullarda Türkçe öğrenmek zorunda bırakılıyor. Kürt sorunu ile ana dil sorunu birbirinden ayrı değildir. Kürt halkı varlığı ve hakları için büyük bedeller ödedi. Dilimize önem vermeli ve ona sahip çıkmalıyız. Kendi dilimizle yaşamalıyız. Komisyonun çalışmaları tüm eksiklik ve imkânsızlıklara rağmen sürüyor. Mücadelemizi sonuna kadar devam ettireceğiz” sözlerini kullandı.
‘Bütün Kürtler bir oldu’
Barış ve Demokratik Toplum süreci devam ederken Rojava’ya yönelik saldırıların da yaşandığını ifade eden Meral Danış Beştaş, “Bu saldırılar başladığı andan itibaren bütün Kürtler alanlara çıktı. Dünyanın her yerinden Kürtler, dört parça Kürdistan’da, Afrika’dan Asya’ya bir Kürt de olsa hepsi alana çıktı. Kürtlerin üzerindeki saldırı ve baskı politikalarını, Rojava’daki saldırıları kabul etmiyoruz dediler. Rojava için bütün Kürtler bir oldu. Bu tarihi bir durumdu” dedi.
‘Kadınlar dilimizi bugün taşıdı’
Meral Danış Beştaş şöyle devam etti: “Bugün bütün Kürtler, barış, varlık, kimlik ve özgürlük mücadelesi veriyor. Binlercesi yaşamını yitirdi. Kürtlerin varlığı, tarihi, kimliği, dilleri yıllarca inkar edildi ve yok sayıldı. Ama biliyoruz ki en başta kadınlar, dilimizi ve kimliğimizi bugüne taşıdı. Bu olumsuz bir durum ama kadınları ve kız çocuklarını okula göndermedikleri için Türkçe eğitim almıyorlardı, çalışmıyorlardı ve onlarda evde, mahallede her yerde konuşarak çocuklarına anadillerini taşıdılar. Dilimiz bugünlere bu şekilde gelmiştir. Sanat, kültür, edebiyat her alanda gelişmiş ve zenginliğini göstermiştir.”
‘Dilin koruyucuları Kürt kadınları’
DEM Parti Kültür ve Dil Komisyonu Eş Sözcüsü Cemile Turhanlı da Kürtçenin tehlike altında olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Bu benzeri, eşi benzeri olmayan bir şey. Bizi hem köyün delisi yapar, hem aynı zamanda o köyün asla o köyü bırakmayan, o köyün suyundan, nehrinden içenler olarak bizi asla yalnız bırakmaz bu mücadele. Bizler elbette ki 100 yıllık bir mücadelenin sonucunda bu aşamaya kadar ve özellikle de Kürt kadınlarının mücadelesiyle, ısrarıyla dilimizi koruyabildik. Bu mücadelenin en büyük sahiplenicisi ve bu değer koruyucuları bizim Kürt kadınları oldu. Kürt halkının mücadelesi, hakikati bugün eğer dünyada sizi siyasi bir muhatap olarak alınmasını sağlıyorsa elbette ki bu mücadelenin, bu mücadelenin dürüstlüğü ve bu mücadelenin diğer halklarla konuşmasındaki ısrarından kaynaklanıyor. Bu mücadelede bizim için en büyük miras ve en büyük borç onlara karşı ve onların hayallerine gerçekleştirmek olabilmeli. Bugün bizi siz Kürtler olarak Araplarla düşmansınız diyorlar ve bizi Arapça konuşmaya zorluyorlar. Aslında konuşmaya zorlayarak bizi düşmanlaştırıyorlar.
Halklar özgürlüğe ulaşınca dilimiz özgür olacak
Burada da Türkçe konuşmaya ne yazık ki zorlayarak bizi Türkleştirmeye çalıştılar. İran'da da bize siz Kürt olabilirsiniz ama Farsça konuşmak zorundasınız dediler. Aşkı olmak doğrudur. Ama dört parçada yürütülen bu mücadele bugün eğer Urfa'daki Kürt'ün ben kendime Kürt'üm ve benim kültürüm Kürt kültürüdür diyebiliyorsa, Rojava'daki Arap değilim Kürt'üm diyebiliyorsa, Amed'deki ben Türk değilim Kürt'üm diyebiliyorsa elbette ki bu mücadelenin ve bu değerlerin Bizim için vazgeçilmez olan halkların birlikteliği ve kendi kimliğini tanımakla ilgili olan bir şeydir. Kendimizle gurur duyuyoruz. Kendimize inanıyoruz. Ama bu inanç bu halkın özgürlüğüne dönüştüğü zaman elbette ki dilimiz de özgür olacak. Dilimiz özgür olduğu zaman aslında bu halkın özgürlüğü kaçınılmaz olacak.”
Konuşmaların ardından etkinlik tiyatro, şiir ve stranlar ile sürdü.







