'Türkiye geleceğini arıyor' paneli

  • 15:12 7 Şubat 2026
  • Güncel
MERSİN - "Türkiye geleceğini arıyor" panelinde konuşan HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, "Türkiye’nin geleceği barışta, eşitlikte ve halkların ortak mücadelesindedir. Barış olmadan demokrasi olmaz. Demokrasi olmadan refah olmaz. Kürt meselesi çözülmeden Türkiye geleceğini bulamaz” dedi. 
 
Mersin’de 68’liler Derneği tarafından “Türkiye geleceğini arıyor” başlığıyla panel düzenlendi. Mersin Büyükşehir Belediyesi Kongre Salonu’nda gerçekleştirilen panele, kentte bulunan siyasi parti, STK temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı. 
 
Moderatörlüğünü Prof. Dr. Ayşe Gül Yılgör’ün yaptığı panelde, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü Meral Danış Beştaş, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclisi (PM) Üyesi İlhan Cihaner, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan, Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil ve SOL Parti Sözcüsü Dr. İsmail Hakkı Tombul, konuşmacı olarak katıldı.
 
Kapitalist sisteme karşı mücadele
 
Panelde ilk olarak söz alan EMEP Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan, konuşmasına 6 Şubat depremlerinde yaşamını yitiren yurttaşları anarak başladı. Selma Gürkan, 1990’lı yıllardan itibaren kendisini sürekli yenileyen ve “adeta ölümsüzlüğünü ilan eden sermayenin”, 2026’li yıllara gelindiğinde yaşamın tüm alanlarında dizginsiz bir saldırı yürüttüğünü ifade etti. Selma Gürkan, politikadan ekonomiye, toplumsal yaşamdan gündelik siyasete kadar her alanda kapitalist düzenin “Çürümüşlüğünün, vahşiliğinin ve insanlık dışı” karakterinin açık biçimde görünür hale geldiğini belirterek, “Bir yol açacağız, kendi sorumluluklarımızın altına gireceğiz. Bugünü görmemiz gerekiyor ki yarınımızı konuşabilelim. İktidarın tek tek attığı adımlara baktığımızda, eğer bunları yalnızca tek tek adımlar olarak görürsek, o zaman da mücadeleler tek tek mevzi mücadeleleri şeklinde gerçekleşir ki bunlar çok kıymetlidir. Ancak mevzi mücadelesi biçiminde, egemen güçlere karşı, sermaye düzenine karşı, kapitalist sisteme karşı verilen mücadele maalesef bir düzeye kadar gelir, sonrasında ise bu mücadelenin büyümesi geriler ve bir yanıyla da düzeni besleyen bir kısır döngüye dönüşür" dedi. 
 
Ortadoğu'daki savaşlar 
 
Türkiye’de yaşanan hukuksuz uygulamaların uluslararası konjonktürden bağımsız ele alınamayacağını belirten Selma Gürkan, ABD’nin Venezuela’ya müdahalesinden Lübnan ve Gazze’nin bugün geldiği noktaya, Suriye ve İran’daki gelişmelere kadar uzanan tabloya dikkat çekti. Selma Gürkan, tüm bu politikaların emperyalist güçlerin ticaret alanlarını yeniden paylaşma girişiminin yanı sıra yeraltı ve yerüstü zenginlik kaynaklarının yeniden dağıtımı üzerinden yürütülen "Bir kavganın parçası” olduğunu ifade ederek “Ülkemizde bir demokrasi sorunu olarak yaşanan Kürt sorunu, Rojava’da yaşanan gelişmelerden bağımsız değildir. Türkiye’de bir demokrasi sorunu olarak yaşanan Kürt sorununun yalnızca Türkiye’ye özgü bir mesele olmadığını, aksine bölgesel bir sorun haline geldiğini ifade ediyorduk. Bu sorunun, eşit haklara dayalı demokratik bir çözümle ancak barışın ve demokrasinin tesis edilebileceğini söylüyorduk ve bugün gelinen aşamada bu ihtiyaç kendisini daha da dayatmış durumda. Bölgeye baktığımızda görüyoruz ki mücadelemizin barış ve demokrasi mücadelesinden bağımsız olmadığını görüyoruz. Tüm bu yaşananlara karşı ortak yolu bulmamız gerekiyor. Bu mücadelemizi birleştirmemiz gerekiyor" diye belirtti. 
 
‘Reçetemiz belli’
 
Ardından konuşan TİP İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil, Türkiye’de yaşananların dünyadaki genel gidişattan bağımsız olmadığını belirterek, ülkenin her geçen gün daha da kötüye sürüklendiğini ifade etti. İktidarın kaynakları halk için değil, sermaye ve yandaşlar için kullandığını dile getiren Sera Kadıgil, bunun bilinçli bir tercih olduğunu, bedelini ise çalışanların, emeklilerin ve çocukların ödediğini kaydetti. Sera Kadıgil, şöyle konuştu: "Buna karşı ne yapmamız gerektiğini 68'den beri biliyoruz. Paraya tapan düzenden kurtulmak zorundayız. İnsanlık onurunu mu seçeceğiz, paraya tapan bu düzeni mi seçeceğiz? Bunu neden sağlayamıyoruz? İktidar, bir öfkenin biriktiğinin çok farkında. Bu krizin sebebinin kendisi olduğunu görmesinler diye sürekli yeni düşmanlar uyduruyor. Bizi birbirimize kırdıra kırdıra bunu yapıyorlar. Biz çok basit bir ekonomik sistem savunuyoruz. Paranın etrafında değil, insanlık onurunun etrafında dönen bir sistem savunuyoruz. Ama bunu anlatamıyoruz. Bunların başımıza gelmemesinin tek bir çıkış yolu var: Reçetemiz aslında belli, bu masa bizim reçetemizdir."
 
‘Sayın Öcalan yol haritasını net biçimde ortaya koyuyor’
 
HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş ise çoğalarak büyümenin mümkün olduğunu, ancak buna rağmen toplumda bilinçli biçimde bir bölünme korkusunun yaratıldığını ifade etti. Meral Danış Beştaş, Kürt meselesi konu olduğunda hala bir bölünme kaygısının dile getirildiğine dikkat çekerek, "Bu meselede Kürt halkının lideri, Barış ve Demokratik Toplum sürecinin temel muhatabı ve baş siyasi aktörü olan Sayın Öcalan da çözüm yol haritasını net biçimde ortaya koyuyor. Nasıl bir çözüm, nasıl bir demokratikleşme istendiğini açıkça söylediği halde, birileri bunu bilinçli olarak saptırıyor. Kürt meselesi çözülmediği zaman geleceğimizi kurmamız, diğer bütün meselelerle ortak bir zemin yaratmamız maalesef mümkün olmuyor ve bu durum yaşamımızın merkezinde ciddi bir olumsuzluk yaratıyor. Silahların susması, çatışma ihtimalinin ortadan kalkması bize birçok kapıyı açıyor. Demokratikleşme ihtimalinin güçlenmesini sağlıyor. Bir yandan bu süreç yürütülürken, ana muhalefet partisine ve toplumun diğer muhalif kesimlerine yönelik baskı kıskacı da artırılıyor. Bugün belediye başkanlarına ve yerel yönetimlere yönelik saldırılarda başka bir amacın güdüldüğünü de okumamız gerekiyor. Çok yönlü bir politikayla muhalefetin alanını daraltmaya, başka bir birlikteliğin ya da demokratikleşmenin önünü kesmeye çalıştıklarını görüyoruz. Bunun kesinlikle doğru olmadığını, demokratikleşmenin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini ve muhalif odaklara yönelik bu saldırıların var olan güvensizliği daha da derinleştirdiğini ifade etmek istiyorum. Barış ya da demokrasi kimseye hediye edilmez. Bizler barışı kazanma mücadelesi veriyoruz, demokrasiyi kazanma mücadelesi veriyoruz ve bunu birlikte inşa etmemiz gerekiyor" diye belirtti.
 
‘Barış olmadan demokrasi olmaz’
 
Barışın zorunlu olduğunu belirten Meral Danış Beştaş, bu meselenin diyalog ve müzakere dışında bir yolla çözülemeyeceğini ifade ederek "Rojava’da yaşananlar, Türkiye’de başka bir tabloyu da görmemizi sağladı. Irkçılığı tekrar tekrar üreten politikalara karşı bizim eşitliği, özgürlüğü, adaleti, barışı ve demokrasiyi örerek, inşa ederek çok güçlü bir yanıt üretmemiz gerekiyor. Kürt meselesi yalnızca Kürtleri ilgilendiren bir mesele değildir, bu aynı zamanda bir Türkiye meselesidir. Kürtler ve Türkler karşı karşıyaymış gibi yürütülen tartışmalar gerçeği yansıtmıyor. Eğer dünyada sağa kayan eksene karşı gerçek bir alternatif arıyorsak, bu alternatif halkçı, eşitlikçi ve barışçıl bir çizgiden geçer. Türkiye’nin otoriter sağ dalganın çeperinden kurtulabilmesi, Kürt meselesini bastırarak değil, çözerek mümkündür. Türkiye’nin geleceği barışta, eşitlikte ve halkların ortak mücadelesindedir. Barış olmadan demokrasi olmaz. Demokrasi olmadan refah olmaz. Kürt meselesi çözülmeden Türkiye geleceğini bulamaz” ifadelerini kullandı.
 
Panel, katılımcıların soruları cevaplamasıyla son bulacak.