Gimgim’da JES tehdidi: Kökleri, kimlikleri için direniyorlar

  • 09:01 21 Nisan 2026
  • Dosya
Rozerin Gültekin
 
MÛŞ- Gimgim'da ilk sondajı Mayıs ayında açılacak olan JES’e karşı direnişini sürdüren halk, “IGNIS’e bir tane meşe yaprağımızı bile vermeyeceğiz. Varto kolay lokma değil. Biz yaşadığımız sürece Mengel Deresi özgür akacak. Zulme karşı hep dik durduk ve duracağız” sözleriyle tepkisini ortaya koydu. 
 
Türkiye ve Kürdistan’da enerji ve maden projeleri eliyle ekolojik alanlara dönük müdahaleler artarken, Mûş’un Gimgim (Varto) ilçesinde hayata geçirilmek istenen Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesine karşı köylülerin direnişi büyüyor.
 
Dosyamızın bu bölümünde, Gimgim’da JES’e karşı topraklarını, sularını ve yaşam alanlarını savunan halkın tepkilerine, hafızasına ve büyüttüğü mücadeleye dikkat çekiyoruz.
 
Bu çerçevede, Muş Valiliği’nin mera alanında sondaj çalışmasına verdiği onayın ardından 16 Kürt-Alevi köyünü etkileyecek JES projesine karşı köylüler, hem hukuki hem de toplumsal mücadelelerini sürdürüyor. Şirketin Mayıs ayında ilk sondaj çalışmasına başlamaya hazırlandığı belirtilirken, bölge halkı ise yaşam alanlarını savunmakta kararlı.
 
16 köy etkilenecek 
 
Çok sayıda köy göçertilme, bölgenin temel geçim kaynağı olan hayvancılık ve tarım da son bulma tehlikesi ile karşı karşıya. Projenin Gimgim-Kanîreş (Karlıova) fay hattının üzerinde planlanması bölgede şiddetli bir depremin yaşanma riskini de arttırıyor. JES’ten ilk olarak Tanzik, Tatan, Hemok, Çorsan, Xwarik ve ona bağlı Derviş Eli mezrası, Kasıman, Çarsan, Emera, Zengena, Mengen, Kuzik, Civarka ve Civarka köyüne bağlı Kortegula mezrası, Canisera, Xaşxaşa, Büyük ve Küçük Uskura köyleri, Şorike, Şema, Gadiza, Badan isimli köyler etkilenecek.
 
Bu göçertme politikası ilk değil 
 
Murat Nehri üzerinde kurulan Alparslan-1 Barajı'nın temeli 1995 yılında Gimgim ve Qop (Bulanık) ilçeleri arasında atıldı. Barajın yapımı ve su tutmaya başlamasıyla birlikte yaklaşık 20 köy barajdan olumsuz etkilenmiş, aralarında Gimgim bağlı Çarboûr ve Tepe köylerinin de bulunduğu 5 köy tamamen yerinden edinmiştir. 90’larda da devletin güvenlik politikalarından dolayı Kürdistan’ın birçok kentinde halk zorla göçe maruz bırakıldı. Gimgim da bu politikanın uygulandığı ilçelerden biriydi. Ancak zorla yerinden göç ettirilen Gimgim halkı tekrardan topraklarına dönerek yaşamlarını bu topraklarda sürdürmeye devam ediyor.  Ancak bu sefer halk yapılması planlanan JES tehdidi ile karşı karşıya.
 
Neden dağa, taşa, kuşa, havaya bu düşmanlık?
 
Mûş’tan Gimgim’a ve köylerine giden yola koyuluyoruz. Yol boyunca baharı karşılayan yemyeşil ovaların, esintiyi içine alan akarsuların yanından geçiyoruz. Sorguluyor insan neden dağa, taşa, kuşa, havaya bu düşmanlık diye. Bu projeyi yapmak isteyenler Mûş’un dinginlik veren doğasının yanından bir kere yaşam inancıyla geçmiş miydi? Köydekiler anlatıyor, oraya keşif için giden ekiplerin adeta bir “zafer” edasıyla fotoğraf çekildiğini. Peki bu neyin zaferi? Taşı delenin, bitkinin toprağına, halkın köklerine göz koyanın hakiki bir zafer elde ettiği görülmüş mü? Tüm bunların gölgesinde halkın çıkarsız, menfaatsiz örgütlü bir yaşam mücadelesi vermesi insana yaşamda nerde durması gerektiğini tekrardan gösteriyor. 
 
 Şimdi mikrofonu bu yaşam için direnenlere uzatıyoruz…
 
 ‘IGNIS’e bir tane meşe yaprağımızı bile vermeyeceğiz’
 
Gimgim’ın Onpınar Köyünde yaşamını hayvancılık ile sürdüren Alev Yılmaz, İstanbul’daki kent yaşamını terk ederek kendi topraklarına 5 yıl önce dönüş yaparak, yaşamını sürdürüyor. Alev Yılmaz, “Bugün karşı karşıya geldiğimiz problem sadece Varto, Karlıova, Yedisu ya da Kuzeydoğu Anadolu Fay hattı üzerinde bulunan bir problem değildir. Ayrıca daha önce Yedisu fay hattındaki stresle ilgili bir açıklama yapılmıştı. Maalesef bu problem artık ülkemin her yerinde var. Ege'de, Akdeniz'de, Karadeniz'de, Doğu Anadolu bölgesinde var. Sonuna kadar her parçası için direneceğiz. Doğamızı katledecekler, köylerimizi yok edecekler. Enerji buradan üretilecek, doğamız katledilecek, yok olacağız bu enerjiden de başka ülkeler yararlanacak. Ne IGNIS’e ne de IGNIS’in taşeronluğunu yapan hiç kimseye bir tane meşe yaprağımızı bile vermeyeceğiz, kurban etmeyeceğiz” dedi. 
 
Talana karşı örgütlülük: Varto kolay lokma değil
 
Gimgim halkı olarak başlattıkları mücadeleyi anlatan Alev Yılmaz, proje sonlanana ve doğa özgürleşene kadar mücadelelerine devam edeceklerinin altını çizdi. Alev Yılmaz, “Muhtar arkadaşlarımız bu projeye dair bölgeyi haberdar ettiler. Bizler de hemen WhatsApp grubu kurduk ve örgütlü bir şekilde devam ettik. Varto Ekoloji Platformu olarak da köy toplantıları, halk toplantıları yaptık. Varto bir gündem yarattı. Burada başarılı olduk, şirketin karşısındaki mücadelemiz de zafer zılgıtlarıyla sonuçlanacak. Bu toprak, coğrafya, Serhad Bölgesi bizimdir ve kimseye de verme gibi bir niyetimiz yok. Herkes aklını başına alsın. Varto öyle kolay lokma değil. Kimse Varto'yu dize getiremeyecek. Asla da bu mücadeleden geri adım atmayacağız. Avukatlarımız da hukuki süreci başlattılar. Herhangi bir resmi açıklama gelmediği sürece yapılan açıklamaları samimi bulmuyoruz. Ağaçlar, kuşlar, kadınlar ve çocuklar için direneceğiz. Varto kendi topraklarıyla bütünleşen ve barışık olan bir halktır. Biz böyle yetiştik, böyle büyüdük. Babalarımız, annelerimiz bize böyle hayatı öğrettiler. Halk olarak mücadelemizden asla geri adım atmayacağız. Biz bin yıllardır bu topraklar üzerinde vardık, bin yıllar daha var olma mücadelesini sürdüreceğiz ve var olmaya da devam edeceğiz. Bu dağlar, taşlar, sular, ormanlar bizim. Hiç kimseden korkmuyoruz” vurgusu yaptı.
 
‘Nasıl bir barış süreci’ sorgulaması 
 
Bir yandan Barış ve Demokratik Toplum süreci devam ederken, diğer yandan Kürdistan coğrafyasına yönelik saldırıların devam etmesini değerlendiren Alev Yılmaz, “Barış sürecini açıkçası çok isteyen bir insanım. Barış herkes için güzel bir şey. Ama gelinen noktaya, kara bulutlara baktığımız zaman ben bunu samimi görmüyorum. Bir yandan Kürtlerle barış söylemlerinde bulunuyorsunuz ama öte yandan da bizim coğrafyamızı tarumar ediyorlar. Biz yine bir savaş içerisindeyiz. Yine mücadele ediyoruz. Yani inanmıyorum. Bana da samimi gelmiyor” ifadelerini kullandı. 
 
‘Biz yaşadığımız sürece Mengel Deresi özgür akacak’
 
Alev Yılmaz, son olarak şunları dile getirdi: “Her yerde korkunç bir katliam var. Direnmek zorundayız. Geri adım atamayız. Bütün kadınları, doğa severleri, hayvan hakları koruyucusu arkadaşlarımızı direnişe davet ediyorum. Duysunlar sesimizi. Yeraltı kaynaklarımızı zehirleyecekler. Ben burada hayvancılık yapamayacağım. Bahçemde domates ekemeyeceğim. Bir il değil, coğrafya yok olacak. Muş'taki arkadaşlarımız ‘bize bir şey olmaz’ diye düşünüyor olabilir ama öyle bir şey yok. Mengel Deresi, Murat Nehri'ne ve baraja gidiyor. Muş'un içme suları barajdan alınıyor. Varto'yu yok etmek istiyorlar doğrudur ama sessiz kalan herkes kendi ölümünü bekleyecektir. Kendi çocuklarının geleceğinden ödün vereceklerdir. Biz yaşadığımız sürece Mengel Deresi özgür akacak. Kınalı keklikler burada özgür uçacaklar. Tek temennimiz adil ve eşit bir şekilde yaşamaktı. Maalesef onu da görmedik. Allah rızası için bundan sonra bize dokunmasınlar. Şu coğrafyamızda, küçücük evlerimizde huzurlu ölelim. Başka bir şey istemiyoruz.”
 
‘Deprem fay hattını inceliyoruz’ diyerek üç yıl önce projeyi planlamışlar 
 
Xwarik (Çalıdere) köyünden Özlem Erhan ise, “Biz memleketimizde JES yapılmasını istemiyoruz” diyerek tepkisini dile getirdi ve JES’in doğayı katledeceğinin altını çizdi. Özlem Erhan, “Bu projenin çalışmaları 2023’te başlamış. Analizler o zaman yapılmış. İnsanlara da ‘Deprem fay hattını inceliyoruz’ demişler. Gelip toprağı analiz edip, burada yapılacak projeleri planlamışlar. Biz bu yıl öğrendik. Köyümüzün muhtarını tarımdan çağırıyorlar. Gidince projeyi orada öğreniyor o da. Gizlice evrakları imzalatmaya çalışıyorlar. Muhtarımız karşı çıkıyor, evrakları imzalamıyor. Mücadeleyi burada yaşayan yurttaşlar, gençler başlattı. Sonradan da gurbette olan yurttaşlar destek verdi. Derneklerimiz, vekillerimiz, profesörlerimiz, avukatlarımız, bölge halkı çok bilinçli. Mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğimize inanıyorum” dedi.  
 
Xwarik halkının sözü: Zulme karşı hep dik durduk
 
Özlem Erhan, halkın bu proje ile göçe zorlandığının altını çizerek bu plana karşı mücadelelerini büyüteceklerini vurguladı. Özlem Erhan, “Memleketimizin yeşil, sularımızın berrak kalmasını istiyoruz. Havamız temiz kalsın istiyoruz. Ciğerlerimize zehir çekmek istemiyoruz. Memleketimiz bize anamızdan, babamızdan miras kaldı. Bu mirası korumak istiyoruz. Çocuklarımıza, torunlarımıza bu mirası temiz bırakmak istiyoruz. Bu projeye karşıyız. Ellerini memleketimizden çeksinler. Ne olursa olsun mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Bu proje hayata geçerse hayvancılık yapamayacağız. Buradaki insan daha da yoksullaşacak. Memleketinden göç etmek zorunda kalacak. Başka yurdumuz yok. Bize karışmalarını istemiyoruz. Memleketimiz bize yeter. Zulme karşı hep dik durduk. Sonuna kadar da duracağız. Bu projeyle insanları göçertmek istiyorlar. Topraklarımızı kafalarına göre talan etmek istiyorlar. 24 Nisan’da büyük bir ekoloji mitingi olacak. Biz sadece Gimgim’lıları değil tüm doğa severleri, duyarlı olan herkesi desteğe bekliyoruz. Sesimize ses olsunlar. Memleketimize sahip çıkalım. Bu memlekette zîyar-dîyarlarımız var. Bunun için sonuna kadar mücadele edeceğiz” çağrısında bulundu.