Medyanın dili gerçeği perdeledi

  • 09:08 26 Nisan 2026
  • Medya Kritik
Pelşin Çetinkaya
 
HABER MERKEZİ – Okullara yönelik saldırılar, medyanın kullandığı dil üzerinden yeniden şekillendirilirken, iktidar yanlısı medya bu olayları “arbede” ve “üzücü olay” gibi ifadelerle sıradanlaştırıyor. Çocukların yaşam alanlarını hedef alan saldırıların arka planı ve sorumluları görünmez kılınırken, gerçek de perde arkasında bırakılıyor.
 
Çocukların en temel yaşam alanları olan ev, sokak ve okullar, çocuğun güvenliğini, gelişimini ve geleceğini doğrudan belirleyen bir alan. Etkiden bahsetmişken, özellikle son günlerde okullarda yaşanan olaylar akla geliyor. Okulların giderek daha fazla hedef haline gelmesi hem çocuğu, hem gelişimini hem de geleceğini doğrudan etkiliyor. Okullar, yalnızca eğitim verilen mekanlar değil; aynı zamanda çocukların sosyalleştiği, kendini ifade ettiği ve güvende hissetmesi gereken kamusal alanlardır. Ancak bu alanlara yönelik her saldırı, çocukların fiziksel güvenliğinin ötesinde psikolojik bütünlüğünü de hedef alıyor.
 
Çocuklara yönelik her ihlal, doğrudan bir hak ihlalidir
 
Çocukların yaşam alanlarına dönük saldırılar; ihmaller, yetersiz denetim mekanizmaları ve çocuk koruma politikalarının eksikliğiyle doğrudan bağlantılı iken, okul çevrelerinde artan şiddet, güvenlik önlemlerinin yetersizliği ve kriz anlarında etkin müdahale mekanizmalarının kurulmaması, bu alanları daha da tehlikeye açık hale getiriyor. Ancak bu durum, çoğu zaman yalnızca olay sonrası tartışılıyor. Ayrıca önleyici politikalar ise gündeme dahi taşınmıyor. Bunların yanında bir de dil meselesi var. Medyada kullanılan dil, bu saldırıları ya sıradanlaştırıyor ya da odağından uzaklaştırıyor.
 
Gerçek perde arkasında kaldı
 
Tam da okullara yönelik saldırılardan bahsetmişken, daha birkaç gün önce Riha’nın Sêwreg ilçesi ve Mereş’teki okullara dönük saldırılar gerçekleşti. Bu saldırılarda birçok kişi yaşamını yitirirken, birçok kişi de yaralandı. Bu olay, bir kez daha çocukların ve eğitim alanlarının nasıl hedef haline getirildiğini ortaya koydu. Ancak bu saldırılar kadar dikkat çeken bir diğer başlık ise iktidar yanlısı medya ve muhalif medyanın ele alış biçimi oldu. Kullanılan dil ve atılan başlıklar; hakikatin hangi yönünün görünür kılındığını, hangisinin ise bilinçli biçimde geri plana itildiğini gösteriyor. İktidar yanlısı medya Sêwreg’deki saldırıyı çoğunlukla “okulda arbede” ya da “öğrenciler arasında kavga” başlıklarıyla servis etti. Oysa gerçekte olayın çok daha derin bir arka plana sahip olduğunu, sistematik ihmal ve güvenlik zafiyetlerinin bu saldırıyı mümkün kıldığını ortaya koyuyor. Ancak bu boyutlar haber metinlerinde ya hiç yer bulmadı.
 
Olayın asıl sorumlusu hiç konuşulmadı
 
Mereş’teki saldırıda ise benzer bir dil tercih edildi. Çocukların maruz bırakıldığı şiddet, bireysel bir “olay” olarak çerçevelenirken, eğitim politikaları, okul güvenliği ve çocuk hakları gibi yapısal meseleler görünmez kılındı. İktidar yanlısı medya, failin kimliğini ya da sorumluluğunu tartışmak yerine, olayları “talihsiz” ya da “üzücü” ifadeleriyle geçiştirmeyi tercih etti. Aslında bu yaklaşım aynı zamanda yapılan saldırı ve katliamı çok farklı ve uzak bir konuymuş gibi göstererek, olayın politik ve toplumsal durumu gizlenmeye çalışıldı. Oysaki çocuklara yönelik her saldırı, yalnızca bireysel bir eylem değil, toplumsal bir sorundur. Diyebiliriz ki eğitim alanlarının güvenli olmaktan çıkması, yalnızca yerel bir sorun değil, merkezi politikaların bir sonucudur. Bahsettiğimiz iki bölgedeki saldırılar, yalnızca iki ayrı olay olarak değil; çocukların güvenliğinin sistematik biçimde ihlal edildiği bir tablonun parçaları olarak ele alınabilir. İktidara yakın medya ise bu tabloyu bütünlüklü göstermek yerine parçalayarak sunmayı tercih ediyor. Bu da kamuoyunun gerçek soruları sormasının önüne geçiyor: Okullar neden güvensiz? Çocuklar neden korunamıyor? Bu sorumluluğun hesabı kimden sorulacak?
 
Okullarda bahsettiğimiz saldırılar gerçekleştirilirken iktidar yanlısı medya ile muhalif medyanın kullandığı dil ise şu şekilde oldu:
 
Hürriyet, haberinde “Son dakika... Kahramanmaraş'ta okula saldırı | Detaylar ortaya çıktı: 5 silah ve 7 şarjörle gelmiş, iki sınıfa girmiş” şeklinde bir spota yer vermiş. Haberde saldırıda kullanılan araçlara ilişkin ayrıntılı bilgilere yer verilmesi, benzer eylemleri düşünen kişiler açısından yol gösterici olabilecek nokta.
 
TRT HABER ise haberinde “Düzenlenen silahlı saldırıda 8'i öğrenci, 1'i öğretmen olmak üzere 9 kişi hayatını kaybettiği, 13 kişi yaralandı” diye bir spot kullandı. Ancak haberde saldırıyı gerçekleştiren kişinin yaşının açıkça ifade edilmesi, çocuk hakları ve etik yayıncılık ilkeleri açısından tartışmalı bir durum yaratıyor.
 
Milliyet, haberinde olayın yeri ve gelişimine ilişkin ayrıntılı bir girişe yer verdi. Ancak metinde saldırıyı gerçekleştiren kişinin kullandığı araca ve geçmişine dair detayların geniş biçimde aktarılması, şiddet eylemini dolaylı olarak gerekçelendiren veya anlamlandıran bir çerçeve oluşturma riski taşıyor.
 
A Haber de “Siverek'te lisede silahlı saldırı! 1 kişiye gözaltı kararı” başlığından sonra saldırının gerçekleştiği ana dair fotoğraflar paylaştı. Ancak bu tür görüntülerin paylaşılması, toplumda korku ve kaygıyı artırabilecek noktada.
 
Bu nedenle haberde kullanılan şiddet içerikli fotoğraflar, yalnızca korku ve kaygıyı artırmakla kalmıyor; aynı zamanda olayın bağlamını daraltarak sorumluların görünmez kılınmasına da hizmet ediyor.