Sömürüye karşı yükselen direniş (3)
- 09:01 27 Nisan 2026
- Dosya
‘Mücadelemle kazanacağım’
Rozerin Gültekin
WAN - KHK ile ihraç edilen SES üyesi Fatma Arslan, sağlık emekçilerinin taciz ve mobbingle kuşatıldığını belirterek, ihraç edilen kadınların sendikal ve örgütsel mücadelede öncü rol üstlendiğini vurguladı.
Derinleşen kadın yoksulluğu ve giderek ağırlaşan emek sömürüsüne karşı 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda alanlara çıkmaya hazırlanan kadınlar, yalnızca güvenceli, adil ve insanca çalışma koşulları talebiyle değil; aynı zamanda görünmez kılınan emeklerinin tanınması ve eşit bir yaşam mücadelesinin büyütülmesi için seslerini yükseltiyor.
Dosyamızın bu bölümünde Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) üyesi Fatma Arslan, sağlık emekçilerinin uğradığı hak ihlalleri, sorunlar ve buna karşı çözüm yollarına dair değerlendirmelerde bulundu.
2015 yılının ardından insanların hedef alınarak Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile cezalandırılmaya çalışıldığını ifade eden Fatma Arslan, “Kanun hükmünde kararnameler çıkarıldı ve yüz binlerce insan ihraç edildi. Ben de bu ihraç edilenlerden biriyim. 2017 yılında ihraç edildim. Eşimle beraber aynı kararname ile ihraç edildik ve bu bizi ciddi anlamda sarstı. Bir yaşamımız vardı, çocuklarımız vardı. Ama bizler mücadeleyi yaşam gerekçesi yaptığımız için hedef olduğumuzu biliyorduk. Ekmeğimizden edildik ama bizi ekmekle terbiye etmek isteyen zihniyete karşı durmak da bizim görevimizdi. Bu minvalde mücadeleye devam ettik” diye konuştu.
‘Mücadele eden kadınların hedef alınması tesadüf değil’
İhraç edildiği dönemde SES Wan Şubesi Eşbaşkanı olduğunu belirten Fatma Aslan, “Bizim mücadelemizi kesemeyeceklerini anlayan insanların isim vermesiyle ihraç edildiğimi çok net biliyorum. Mücadele eden kadınların hedef alınması tesadüf değil. Sistemin kadını eve kapama, mücadele eden toplumun öncü kadınları yıldırma amaçlı olduğunu çok iyi biliyorum. O dönem ihraç edilen kadın arkadaşların çoğu da gerçekten sendikal mücadelede ve örgütsel mücadelelerde öncü olan kadın arkadaşlardı. Ama tüm bunlar bizim açımızdan yıldırıcı değildi. Aksine daha fazla mücadeleye sarılmamızı sağladı. Sonuç ne olursa olsun bu mücadelede olmaktan gurur duyuyorum. Kadınların toplumdan ayrıştırılmasına, kadınların susturulmasına karşı başarılı olamayacaklarının canlı bir göstergesi olmak için mücadeleyi daha da fazlalaştırdım” diye ifade etti.
‘Mücadelemle bu süreci kazanacağımı çok iyi biliyorum’
İhraç edilmelerinin ardından yürüttükleri hukuki süreç içerisinde oyalama ile karşı karşıya kaldıklarını belirten Fatma Arslan, “OHAL İnceleme Komisyonu kuruldu. Yıllarca bu komisyonda dosyalarımız bekletildi. 5 yıldan sonra ret geldi. Danıştay’a gitti dosyam, hâlâ bekliyorum. Sistemin adalet ilkesini uygulayacağını çok sanmıyorum ama ben mücadelemle bu süreci kazanacağımı çok iyi biliyorum” sözlerine yer verdi.
İhraçla beraber gelen ekonomik süreç
İhraç edildikten sonra maddi zorluklar yaşadığını ve geçimini sağlamak için çeşitli işlerde çalıştığını belirten Fatma Aslan, “Kafeteryada, spor salonunda çalıştım. Sonra kendime bir iş yeri açtım ve 7 yıl boyunca o iş yerini işlettim. Eşim de sokakta mısır sattı. Şu anda yaşamımızı idame ettiriyoruz. Ama ilk zamanlar gerçekten zordu. İhraç olayı çocukların geleceğini de etkiledi. Şu an aktif yaptığım bir iş yok, emekli oldum ve daha çok sendikal zeminde çalışıyorum. Emekliler için de yaşam gerçekten zor. Ülkedeki ekonomik krizi düşündüğünüzde emeklilerin aldığı para sadece günlük öğün besin ihtiyacını karşılayıp ‘bununla yaşa’ demek” olduğunu söyledi.
Kadın emeği yok sayılıyor
Kadın emeğinin yüzyıllardır kapitalist sistem tarafından yok sayıldığını söyleyen Fatma Arslan, “Kadınların emeğinin yok sayılması, kadınların mümkün olduğunca toplum içerisinde görünmez kılınma halidir. Kadının varlığından bir haber toplum yaratmak istiyorsan ne yaparsın? Kadının emeğini görünmez kılarsın. Bunu o kadar ustaca yapıyorlar ki kadına iyilik yapıyormuş gibi esnek çalışma modeli diye bir şey çıkardılar. Esnek çalışma hakkı da kadını iş yerlerinden uzaklaştırmanın bir adımı. Sistem kreş hakkı verse kadının kariyer yapmasını da sağlayabilir. Kadının üreten profilini sadece doğurganlığa sıkıştıran bir sistem var” dedi.
Kadın sağlıkçıların yaşadığı taciz ve mobbing
Sağlıkçıların karşı karşıya kaldıkları zorlukları aktaran Fatma Arslan, “Sağlıkta kadının daha çok sahada çalıştırılması, yönetim kademelerinde değerlendirilmemesi olayı çok fazla var. Kadınlar bakım emeğine daha çok yönlendiriliyor. Yöneticilik pozisyonları genelde hep erkeklere verilir. Hâlâ bu sorun devam etmekte. Öte yandan mobbing, taciz ve şiddet olayı var. Eril bakış açısını sahada çok net bir şekilde hissedebiliyorsunuz. Karşısında kadını gördüğünde mesela çok daha rahat küfür edebiliyor ama karşısında bir erkek gördüğünde kendini bir adım geriye çekiyor. Kadın, maruz kaldığı tacizi çok fazla dile getiremiyor. Biz bu konuda sendika olarak da eğitimler yaptık, bilgilendirmeler yaptık. Korku mudur, toplumsal baskıdan mı bilmiyorum ama dile getiremiyorlar” şeklinde konuştu.
Sorunların çözüm yolu: Örgütlenme
Yaşanan sorunlara karşı çözüm yolu olarak örgütlenmenin gerekliliği üzerinde duran Fatma Arslan, şu sözleri kullandı: “Çalışmalarımızda bireysel mücadelenin güç getirmeyeceğini ama beraber mücadelenin güç getireceğinden söz ediyoruz. Bu anlamda örgütlenmek aslında tüm sorunlarla başa çıkmak demek. Örgütlenmenin kıymetini gerçekten sağlık çalışanlarının bilmesi gerekiyor. Sistemde eğer o birliktelik ruhu yaşanırsa istedikleri gibi hareket edemeyeceklerini biliyorlar. Bu yüzden korkutarak, baskı yaparak insanları bizim sendikadan uzak tutuyorlar. Bizim mücadelemiz devam edecek.”
1 Mayıs’ta sesler barış için yükselecek
1 Mayıs’ı nasıl karşıladıklarını paylaşan Fatma Arslan, şunları dile getirdi: “Mücadelemize katkı sunan her arkadaşımızla birlikte, mücadeleye devam eden herkes 1 Mayıs’a kölelikten, ezilmişliklerden kurtulma, kendi özgürlüğünü elde etme, halkların bir araya gelişi olarak bakmalı. Toplumun her kesiminin aslında emekçi olduğunu ve yaşama biçim verdiğini düşünürsek, gerçek anlamda 1 Mayıs’ın anlamını daha çok önemli hâle getiririz. Tüm alanlarda halkımızla beraber yüksek sesle barışı dile getireceğiz. Halkların beraber ve özgür yaşama dileğini dile getireceğiz. Bu açıdan herkesi 1 Mayıs alanlarına bekliyoruz.”







