‘Şimdi kadın zamanı’ ile fiziki özgürlük talebini buluşturacaklar

  • 09:10 29 Nisan 2026
  • Güncel
Pelşin Çetinkaya
 
AMED - Kadınlar olarak “Şimdi kadın zamanı” diyerek “Şimdi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü” talebini büyüteceklerini belirten TJA aktivisti Arzu Karaman, alanlarda olacaklarını ve barışta ısrarlı olmaya devam edeceklerini söyledi.  
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a dönük 15 Şubat 1999’dan bu yana sürdürülen tecrit politikalarına karşı kadınların mücadelesi kesintisiz sürüyor. Yıllardır “özgürlük” talebiyle alanlara çıkan kadınlar, bu yıl da geçtiğimiz günlerde Gemlik’e yürüyerek iradelerini bir kez ortaya koydu. Tevgera Jinên Azad (TJA) öncülüğünde “Dem dema azadiya jinan û azadiya Rêber APO ye” şiarıyla Gemlik’e doğru yürüyüş gerçekleştirildi. Yürüyüş öncesinde kadınlar, başta Kürdistan olmak üzere Türkiye kentlerinde de bu buluşma için aralıksız çalışmalar gerçekleştirdi. Bu buluşmalarda önemli başlıklar işlenerek güçlü bir irade ortaya çıktı. Ortak talep ve mesaj ile birçok kentte bir araya gelen kadınlar, 19 Nisan’da Bursa’nın Gemlik ilçesinde bir araya gelerek yürüyüş gerçekleştirdi. Gemlik’e giden bin kadın içerisinden bir grup kadın, Gemlik sahilinde Dicle Nehri’nden getirdikleri suyu Marmara Denizi’nin sularına döktü, kırmızı gül ve yazdıkları mektupları da denize bıraktı.
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü için  gerçekleştirdikleri eylemleri ve bundan sonraki sürece yaklaşımlarını TJA aktivisti Arzu Karaman değerlendirdi.
 
Süreç büyük bir umut yarattı
 
Arzu Karaman, yürüyüşün yalnızca bir katılım değil, kadınların ortak iradesi ve büyüyen umut arayışı olduğunu vurgularayarak,“18 Nisan’da kadınlar Gemlik’e doğru bir yürüyüş gerçekleştirdi. ‘Şimdi kadın zamanı, şimdi özgür önderlikle buluşma zamanı’ şiarıyla yola çıktık ve bin kadınla Gemlik’e ulaştık. Ancak bu yürüyüş yalnızca sayıdan ibaret değildi; hem Kürdistan’da hem de Türkiye’nin birçok kentinde binlerce kadının Gemlik’e yürüme talebi vardı. Yıllardır Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu Demokratik Toplum perspektifi doğrultusunda, barışa, özgürlüğe ve demokratik çözüme dair bir süreçten söz ediyoruz. Bu süreç, başta kadınlar olmak üzere tüm halklar açısından büyük bir umut yarattı. Bizler de bu umudu büyütmek, sahiplenmek ve özgürlük mücadelesini güçlendirmek için Gemlik’e yürüdük” dedi.
 
Barış ve özgürlükte kararlılık
 
Ortadoğu’daki çatışmalı sürecin yükünü en ağır biçimde kadınların taşıdığına dikkat çeken Arzu Karaman, “Ortadoğu’da derinleşen çatışmalı sürecin en ağır yükünü yine kadınlar taşıyor. Bu nedenle barışta ısrar, en çok da kadınların talebi olarak öne çıkıyor. Aylardır, hatta neredeyse bir buçuk yıldır kadınlar durmaksızın her alanda örgütlülüğünü büyütüyor; demokratik bir toplumun nasıl inşa edileceğine, barışın ve özgürlüğün nasıl sahiplenileceğine dair çalışmalarını sürdürüyor. Bu çalışmalar, Kürdistan’da ve Türkiye’nin batı illerinde kesintisiz devam ediyor. Gemlik yürüyüşü de bu mücadelenin bir parçasıydı. Binlerce kadınla birlikte Gemlik’e yürüyenlerden biri de bendim. Yürüyüş boyunca kadınların heyecanı, barışa ve özgürlüğe olan inancı ve direniş kararlılığı son derece güçlüydü. Kadınlar artık çok net: Ortadoğu’ya ve dünyaya bir barış gelecekse bunun öncülüğünün Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu perspektifle mümkün olacağına inanıyor. Çünkü onlarca yıldır barışta ısrar eden, halkların bir arada eşit ve özgür yaşamı için mücadele yürüten ve bunu uzun yıllardır ağır tecrit koşullarında sürdüren Abdullah Öcalan’ın çizgisi, kadınlar açısından bir çözüm ve umut olarak görülüyor. Bu nedenle kadınlar, bu süreci sahiplenmeye ve özgürlük mücadelesini büyütmeye devam ediyor” diye belirtti.
 
Geri adım yok
 
Arzu Karaman, Ortadoğu’da eşit ve özgür yaşamın ancak demokratik toplum perspektifiyle mümkün olacağını söyleyerek, “Gemlik’e bin kadınla yürüyüp Marmara Denizi’ne çiçekleri bıraktığımız an,  kadın olarak çok derin ve çelişkili duygular yaşadık. Sanki denizin ortasında bir barış duruyor; halklar ısrarla o barışa el uzatmak istiyor. Ancak aynı zamanda bu barışın erişilmez kılınmak istendiğini de görüyoruz. Halkların eşit ve özgür bir yaşam kurmasının önünde engeller çıkarılıyor. Buna rağmen kadınlar çok net: Ortadoğu’da demokratik, eşit ve özgür bir yaşamın ancak ortaya konulan demokratik toplum perspektifiyle mümkün olacağına inanıyor. Bu mücadelenin öncülüğünü de kadınlar üstleniyor. Bugün kadınlar 7/24 alanlarda; barışta ısrarını her yerde büyütüyor, çalışmalarını kesintisiz sürdürüyor ve örgütlülüğünü her geçen gün daha da güçlendiriyor. Kadınlar, barış ve özgürlük mücadelesinden geri adım atmayacaklarını bir kez daha ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.
 
Barışın yolu demokratik çözümde
 
Marmara Denizi’ne bırakılan çiçekler ve barış mektuplarıyla kadınların, Ortadoğu’da demokratik çözümün ve barışın ancak siyasi muhataplıkla mümkün olacağını dile getiren Arzu Karaman, “Bin kadınla Bursa’ya doğru yola çıktık ancak Bursa girişinde kadınlar bekletildi. Bu nedenle yalnızca temsili olarak 60 kadın Gemlik’e ulaşabildi. Gemlik’e giderken 60 kadın olarak Marmara’nın sularına çiçekler bırakmak, barışa dair mektupları denize emanet etmek ve denizin ortasında barışın varlığını hissetmek büyük bir heyecan yarattı. Ancak aynı zamanda derin bir üzüntü de yaşandı. Çünkü Ortadoğu’da barışın inşasında rol oynayabilecek ve barış iradesini temsil ettiği düşünülen Abdullah Öcalan’ın bu koşullarda tutulmaya devam etmesi kabul edilemezdir. Bu süreçte kadınlar olarak bir kez daha ifade ediyoruz ki, Ortadoğu’da barışın yolu demokratik çözümden geçiyor ve bu sürecin muhatabı olan Abdullah Öcalan’ın rolü göz ardı edilemez. Kadınlar olarak Gemlik’te de bu talebimizi bir kez daha güçlü bir şekilde dile getirdik” dedi.  
 
Süreci sahiplenme sürecek
 
Arzu Karaman, “Şimdi kadın zamanı” şiarıyla barış ve demokratik çözüm mücadelesini sürdüreceklerini belirterek, “Bu sürecin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi, halkların umutlarının yeşermesi için Abdullah Öcalan’ın bir an önce fiziki özgürlüğüne kavuşarak süreci doğrudan, sağlıklı koşullarda yürütebilmesini talep ediyoruz. Bu umutla ve bu heyecanla şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da her yerde sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Kadınlar olarak ‘şimdi kadın zamanı’ diyerek ve ‘şimdi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü’ talebini büyüterek tüm alanlarda çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Barışta ısrarımızı koruyacağız, halkların eşit ve özgür yaşamını savunmaya devam edeceğiz. Her zaman Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu perspektif etrafında kenetlenerek bu süreci sahiplenmeyi sürdüreceğiz” diye konuştu.