1 Mayıs’a giderken esnafların emek mücadelesi

  • 09:08 30 Nisan 2026
  • Emek/Ekonomi
Büşra Turan
 
ÎDIR - Îdir’de kendi işini kuran kadın esnaflar, ekonomik kriz ve erkek egemen engellere rağmen ayakta kalmaya çalışırken, ekonomik özgürlüğün kadınlar için hayati olduğunu vurguluyor.
 
1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı, milyonlarca emekçinin güvenceli, adil ve insanca yaşam koşulları talebini haykırdığı bir gün olarak karşılanıyor. Ancak Türkiye’de ve Kürdistan’da özellikle hizmet ve ticaret sektöründe faaliyet yürüten kadın girişimciler için bu talepler, derinleşen ekonomik kriz ve artan maliyetler nedeniyle her geçen gün daha da hayati hale geliyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2024 yılı verilerine göre kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 36 civarında seyrederken, kendi hesabına çalışan kadınlar arasında küçük esnafın karşılaştığı vergi yükleri ve sosyal güvence sorunları temel gündem olmaya devam ediyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı raporları, kadın işletmecilerin yüzde 60’ından fazlasının ekonomik kriz nedeniyle işletmesini devretme veya kapatma riskiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
 
Îdir’de (Iğdır) 30 yıldır esnaflık yapan Naime Sinci ve mesleğinde 11 yılı geride bırakan Kardelen Köroğlu, 1 Mayıs’a giderken kadın emeğinin karşılaştığı bariyerlere, aile faktörüne ve ekonomik bağımsızlığın getirdiği özgürleşme deneyimlerine dair konuştu.
 
‘Kendi kazancınla bir şey yapabiliyorsan özgürsün’
 
Bir giyim mağazası olan Naime Sinci, uzun yıllardır esnaflık yaptığını ve kadınların iş hayatında büyük zorluklara rağmen var olmaya çalıştığını ifade ederek ekonomik bağımsızlığın önemine dikkat çekti. Naime Sinci, “1994’ten bu yana esnaflık yapıyorum. Önceden tekstil atölyemiz vardı, ondan sonra ekonomik sıkıntıdan dolayı bıraktık. Şimdi de 20 yıla yakındır bu işi yapıyorum. Sabah erkenden kalkıp buraya geliyorum. İş kadını olmak güzel bir şey ama bir yandan da zordur. Ekonomiyi biliyorsunuz, biz küçük esnaflar her zaman zorda olduğumuz için mecbur katlanmak zorundayız. Genelde iş kadınları çok emek veriyorlar. Kendi kazancınla bir şey yapabiliyorsun, özgürsün. Bu da bir kadın için çok güzel. Kadınlar arasında dayanışma yeterli değil. Genç kadınlar için de girişimci olmak çok güzel. İster okumada olsun ister iş amaçlı olsun fark etmez. Girişimcilik her zaman güzel bir şey. Okumak, esnaflık, ticaret güzel bir durum” dedi.
 
‘Emeğimi zirveye taşımaya çalışıyorum’
 
2009’da kuaförlükle başladığı meslek hayatını güzellik merkezi işletmeciliğine taşıdığını belirten Kardelen Köroğlu da, kadın olarak iş hayatında var olmanın zorluklarına değindi. Kardelen Köroğlu, “Karşılaştığım zorlukları belki ifade edemem, yaşayan bilir. Hakikaten de coğrafyamızda kadın olmak çok zor. Hele bir de ayakları üzerinde durmaya çalışan ve başarı yolunda ilerlemeye çalışan bir kadın olarak daha da zor. Ben bir kursla başladım, şimdiye kadar kimsenin yanında da çalışmadım. Beni direkt işyeri açmaya zorlayan kısım da aile faktörü oldu. Çünkü eğer ben işyeri açmasaydım ailem çalışmama asla müsaade etmeyecekti. Eğitim vererek, ödüller alarak, kendi ilimi ve unvanımı birçok platformda, uluslararası törenlerde temsil ederek adım adım, yıllarca emek vererek zirveye taşımaya çalışıyorum” sözlerine yer verdi.
 
‘Kadınlar her alanda olmalı’
 
Kardelen Köroğlu, son yıllarda ekonomik koşulların zorlaştığını ve gelir-gider dengesinin bozulduğunu ifade ederek kadınların farklı sektörlerde daha fazla yer alması gerektiğini vurguladı. Kardelen Köroğlu, “Biz insanlık dışı çalışıyoruz. Sabahın üçü, dördünde işe gelip gece ikiye kadar çalıştığım çok günlerimi biliyorum. Çalışarak bu ekonomiyi dengelemeye çalıştım. Zor tabii. Bu süreçte, yeni giriştiğim işten ötürü daha çok farkına vardım ki artık eskisi gibi gelir gideri karşılamıyor. Özellikle vergilerin, yasakların ve benzeri uygulamaların bizi daha çok kısıtladığını hissediyorum. Ben artık şunu anladım; keşke mobilya sektöründe, dekorasyon sektöründe, alçıpan sektöründe de kadınlar yer alsa. Bu alanların hepsi erkeklerin elinde. Elektrikçilik gibi mesleklerde de kadınların olmasını isterdim. Hiç kimse bir kadın kadar sorumluluğunu bilmiyor, yerine getirmiyor. Onlarla uğraşmak daha zor” ifadelerini kullandı.
 
‘Sanatı öğrenin’
 
Kadınlara meslek edindirme konusunda çalışmalar yaptığını ve meslek öğrenmenin önemine dikkat çeken Kardelen Köroğlu, “Çok kişiye ekmek kapısı açması için yardımcı oldum ve bunu yapmaya da devam edeceğim. Sanatı öğrensinler, hakkını vererek öğrensinler. Görmeyle olmuyor, bakmayla değil; işin içine girip gerçekten işin çıraklığını yapsınlar. Sonra onun patronluğunun ekmeğini yesinler. Genç kızlarımız benden fikir alınca hep söylüyorum; gidin sanat öğrenin. Belki çok iyi üniversite okuyamıyor olabilirsiniz, belki okuduktan sonra atanamayabilirsiniz. Ya da üniversiteye gittiğiniz zaman odanızda arkadaşların bir kaşını, bıyığını alarak da kendi harçlığınızı kazanabilirsiniz. Ailelerinizin şartları elverişli olmayabilir, size maddi anlamda yetemeyebilirler” diye belirtti.
 
‘Erkekler, kadınlar çalışmasın, para kazanmasın diye çabalıyorlar’
 
Kadınların iş hayatında karşılaştığı engelleri dile getiren Kardelen Köroğlu, erkek egemen anlayışın kadınları hedef aldığını ifade etti. Kardelen Köroğlu, “Bu coğrafya çok zor. Erkek egemenliği altında yaşadığımız ve dışarıdan her zaman farklı gözle bakılan bir coğrafya. ‘Bu kadın, ben bu işin ucundan tutayım da yardımcı olayım’ diyen pek yok. Örneğin, gider seni şikâyet eder, gelir yaptığını bozar. Geçen bunun örneğini yaşadım. Biz yoğun şekilde çalışıp bir an önce salonu kurmaya çalışırken bir anda ekip geldi. Şikâyet etmişler; saat sekiz buçukta biz niye iş yapıyoruz diye. Ben de kendilerine ‘Bu kadar erkeksiniz, buradan geçeceğinize bir ucundan tutsaydınız da ben bu saatlere kadar çalışmasaydım’ dedim. Böyle yanları var. Yardımcı olacağına daha çok önünü kesmeye çalışıyorlar. Daha çok gelip acaba ne kadar zarar verebilirim, ayağını nasıl kaydırabilirim, işine nasıl engel olabilirim diye uğraşıyorlar. Yükselmesin, çalışmasın, para kazanmasın diye çabalıyorlar” diye konuştu.
 
‘Kadınlar pes etmesinler’
 
Kadınların kendi ayakları üzerinde durması ve pes etmemesi gerektiğini vurgulayan Kardelen Köroğlu, “Kadınlar kendi yollarını çizmeli. Bir kadın düştüğünde kendi yaralarını sarsın. Bir çocuk koşar, düşer, kalkar, üstünü başını silkeler ya; kadınlar da öyle olsun. Düştükleri yerde pes etmesinler, daha güçlü kalksınlar. Zamanla her şey olabiliyor. Yeter ki çizgileri düzgün olsun. Kendi çizgileri önünde ilerlesinler, bir başkasının değil. Bir başkasının yönlendirmesiyle değil, bir başkasının hayatından örneklerle değil. Kendi hayatlarını, kendi çizgilerini çizsinler. Her kadın da kendi masalının kahramanıdır. Hiç kimse başkasına özenip pes etmesin. Dik durun, çizginiz düzgün, alnınız açık olsun” dedi.