Eğitim Sen’den demokratik eğitim çağrısı

  • 13:45 25 Ağustos 2026
  • Güncel
ANKARA - Beş gün sürecek 6’ncı Demokratik Eğitim Kurultayı’nda kamusal, bilimsel, laik ve demokratik eğitim mücadelesinin büyütülmesi çağrısı yapıldı.
 
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Ankara'da bulunan bir otelde "Eşitlik ve Özgürlük İçin" şiarıyla 6’ncı Demokratik Eğitim Kurultayı düzenliyor. Beş gün sürecek Kurultay’da çeşitli atölye çalışmalarının yanı sıra; “Kapitalist Toplumlar İçin Eğitimin Genel Bir Değerlendirilmesi”, “Eğitimde Dinselleştirme Politikaları Karşısında Laik Eğitim Mücadelesi”, “Anadili Temelli Çok Dilli Kamusal Eğitim”, “Türkiye’de Özerk-Demokratik Üniversite Ve Özgür Bilim Mücadelesi”, “Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ve Cinsiyetçi Eğitim Politikaları”, “Demokratik Okul Mücadelesi” , “Yapay Zeka Ve Eğitimde Dijital Dönüşüm”, “Ekolojik Eğitim” başlıkları tartışılarak rapor sunulacak.
 
Kurultayın ilk gününde açılış konuşmasını Eğitim Sen Genel Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Evrim Gülez yaptı.
 
‘Eğitimde eşitsizlik ortadan kalkmadı’
 
Dünyanın dört bir yanında küresel sermayenin etkisi altındaki eğitim sistemini değiştirmek, dönüştürmek için bugün bir araya geldiklerini söyleyen Evrim Gülez, “Eğitim yalnızca okul, derslik, sınav ya da müfredat değildir. Eğitim aynı zamanda nasıl bir insan, nasıl bir toplum, nasıl bir ülke, nasıl bir gelecek istediğimiz sorusudur. Bu ülkede eğitim ve bilimin sorunlarını dert edinen devrimci, demokrat eğitim ve bilim emekçileri onlarca yıldır tam da bu soruların yanıtını arıyor. 1968'de TÖS'ün Devrimci Eğitim Şurası'yla çıkmıştır bu yola. Bugün de aynı sorunlar bütün yakıcılığıyla önümüzde duruyor. Çünkü eğitimde eşitsizlik ortadan kalkmadı. Çocukların eğitim hakkından hangi koşullarda yararlanacağını hala büyük ölçüde ailelerin gelir düzeyi, yaşadıkları bölge ve içinde bulundukları toplumsal koşullar belirliyor. Bir tarafta özel okullar, özel dersler ve kurslar, teknolojik olanaklar, yabancı dil eğitimleri, sanat ve spor faaliyetlerinden destek alan çocuklar var. Ama diğer taraftan okula aç giden, kalabalık sınıflarda eğitim görmek zorunda kalan, ulaşım ve barınma, temizlik sorunları yaşayan, kırtasiye ve beslenme masraflarını karşılamakta güçlük çeken, hatta karşılayamayan çocuklar var. Böylesine derin sınıfsal ve toplumsal eşitsizliklerin olduğu bir eğitim sisteminde gerçek anlamda eşitlikten söz edilemez” diye konuştu. 
 
‘Soru soran çocuk savaşı ve sömürüyü sorgular’
 
Eğitimin, satın alınabilen bir hizmet değil, bütün çocukların eşit yararlanabileceği temel bir anayasal hak olduğunu belirten Evrim Gülez, “Bu nedenle biz çocukları ailesinin gelirine, yaşadığı yere, cinsiyetine, anadiline ya da toplumsal koşullarına göre ayrıştırmayan eğitim sistemini savunuyoruz, bunu istiyoruz. Bizim için eğitim bir ayrıcalık değildir, temel bir haktır. Bu haklar parayla satın alınmaz.  Bugün yalnızca kamusal eğitimin alanı daraltılmıyor, bilimsel bir yayın eğitimin temelleri de sistematik biçimde aşındırılıyor. Eğitim giderek daha fazla tek merkezden belirlenen siyasal ve ideolojik hedeflerin uygulama alanına dönüşmüş durumda. Oysa biz çocuklarımızın ne düşüneceğine karar veren bir eğitim sistemi istemiyoruz. Biz çocuklara nasıl düşüneceklerini öğreten bir eğitim sistemi istiyoruz. Soru soran çocuklar, araştıran, eleştiren, kanıt arayan, kendi sistemini olduğu gibi kabul etmeyen gençleri istiyoruz. Gerçi burada küçük bir çelişkimiz de var. Biz de çocuklara yıllardır 'soru sorun, sorgulayın' diyoruz. Çocuk gerçekten soru sorunca sistemin hoşuna da gitmiyor.  Çünkü soru sormayı öğrenen çocuk yalnızca ders kitabını sorgulamaz. Yoksulluğu sorgular, eşitsizliği sorgular, ayrımcılığı sorgular, sömürüyü sorgular. Erkek egemenliğini sorgular, savaşı sorgular” dedi. 
 
‘Anadilde ve eşitlikçi bir eğitim istiyoruz’
 
Kamusal ve eşitlikçi bir eğitim istediklerini söyleyen Evrim Gülez, "Kamusal eğitim yalnızca okul binasının devlete ait olması anlamına gelmiyor. Çocuğun beslenmesinden, ulaşımına, barınmasına, ders materyallerine kadar eğitim hakkının gerektirdiği bütün koşulların kamusal olarak güvence altına alınması demek. Biz bilimsel eğitim istiyoruz. Çünkü bilginin ölçütü siyasi iktidarın tercihi değil, bilimsel yöntem, kanıt, eleştiri ve özgür düşünce olmalıdır. Laik eğitim istiyoruz. Çünkü okul bütün çocukların ortak alanıdır. Farklı inançlardan, farklı kültürlerden ya da herhangi bir inanca sahip olmayan bütün çocukların kendisini eşit ve özgür hissedebildiği bir eğitim sistemi istiyoruz. Ana dilde eğitim istiyoruz. Çünkü dil yalnızca bir iletişim aracı değildir. Dil hafızadır, kültürdür, kimliktir. Hiçbir çocuk kendi dili nedeniyle okul kapısından eşitsiz girmemeli. Cinsiyet eşitlikçi ve demokratik bir eğitim istiyoruz. Çünkü öğrencinin söz sahibi olmadığı, öğretmenin özgürce konuşamadığı, akademisyenin bilimsel özgürlüğünün güvence altında olmadığı, eğitim emekçilerinin karar süreçlerine katılmadığı bir sistem demokratik bir eğitim sistemi olamaz” diye belirtti.
 
Anadil onlarca halkın talebi
 
Ardından söz alan Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak ise sistemin kendi insanını yaratmak istediğini söyledi. Ayfer Koçak, “Eğitim-Sen eğitimin iktidar tarafından toplum mühendisliği için kullanılan bir aparat olmaktan çıkarma mücadelesini yürütüyor”  sözlerine yer verdi. Konuşmasının devamında Kürt halkının anadil mücadelesinin önemli olduğuna değinen Ayfer Koçak, “Kürt halkının yıllardır vermiş olduğu anadil mücadelesi aslında bu ülkede sadece Kürt halkı açısından değil, bu coğrafyada yaşayan onlarca halkın talebini oluşturuyor” dedi.