Suriye Halk Meclisi’nde kadın temsili yüzde 10,5’te kaldı

  • 09:03 26 Ağustos 2026
  • Güncel
ANKARA - Suriye Halk Meclisi’nde kadınların temsili yüzde 10,5’te kalırken, Meclise giren 22 kadının 15’i Şara tarafından atandı. Kadriye Doğan, Meclis’in kadınları ve farklı halkları temsil etmediğini belirterek, “Şara’nın kurmaya çalıştığı rejimde halklar, inançlar ve özellikle kadınlar yoktur” dedi.
 
Esad rejiminin yıkılmasının ardından Şam’daki geçici yönetim tarafından oluşturulan 210 sandalyeli Suriye Halk Meclisi’nin (Geçici Parlamento) üyeleri, doğrudan halk oylamasına dayanmayan bir sistemle belirlendi. Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara tarafından atanan Yüksek Seçim Komitesi’nin oluşturduğu bölgesel seçici kurullarda yer alan yaklaşık 6 bin kişi, önceden onaylanan adaylar için oy kullandı. Meclisin 137 üyesi bu dolaylı seçimlerle belirlenirken, 70 üye Ahmed el-Şara tarafından atandı. Süveyda’ya ayrılan 3 seçim sandalyesinin boş kalması nedeniyle açıklanan listede 207 isim yer aldı.
 
Suriye Halk Meclisi seçimlerinin ilk aşaması 5 Ekim 2025 tarihinde yapıldı. Şam yönetimi, “güvenlik koşulları” ve söz konusu bölgelerin denetimi dışında bulunmasını gerekçe göstererek Hesekê, Reqa ve Süveyda’daki seçimleri erteledi. Şam yönetimine bağlı güçlerin 6 Ocak 2026’da Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik saldırılarının ardından varılan mutabakat çerçevesinde Hesekê, Qamişlo, Dêrik ve Kobanê’deki seçimler ise 24 Mayıs’ta yapıldı.
 
Boykot kararına rağmen oylama yapıldı
 
PYD’nin de aralarında bulunduğu 21 Kürt siyasi parti ve hareket, seçim mekanizmasının Kürt halkının iradesini ve bölgenin siyasi, toplumsal ve demografik yapısını yansıtmadığını belirterek süreci boykot etti. ENKS ise seçimlere katılarak aday gösterdi. Boykot kararına rağmen Şam yönetiminin oluşturduğu seçici kurullarda oylama yapıldı. Süveyda’da ise bugüne kadar seçim gerçekleştirilmezken, vilayete ayrılan 3 seçim sandalyesi boş kaldı. Şara’nın atama kontenjanından Süveyda bağlantılı 2 erkeğe yer verilmesi, bu 3 sandalyenin doldurulduğu anlamına gelmiyor.
 
22 kadın yer aldı
 
Şam yönetiminin geçici seçim düzenlemesinde Meclis sandalyeleri için bağlayıcı bir kadın kotası belirlenmedi. Düzenleme, bölgesel seçici kurullarda kadınların en az yüzde 20 oranında yer almasını hedefledi. Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin 2023 tarihli Toplumsal Sözleşmesi’nde ise halk meclislerinde kadın temsilinin yüzde 50 olması güvence altına alınıyor. Şara’nın açıkladığı 207 kişilik listede 22 kadın yer aldı. Kadınların 210 sandalyeli Meclisteki oranı yüzde 10,5’te kaldı. Kadın üyelerin 7’si dolaylı seçimle belirlenirken, 15’i Şara tarafından atandı. Buna göre Meclisteki kadınların yüzde 68,2’si atama yoluyla göreve geldi. Dolaylı seçimlerle Meclise giren 7 kadının isimleri şöyle: Mü’mine Arabu, Nur el-Cündeli, Mey Nacih Halluf, Lina Ayzuki, Rula Daya, Renkîn Abdo ve Fasla Yusuf. Kamuya açık bilgilerde Renkîn Abdo ile Fasla Yusuf, Kürt kimliğiyle öne çıkan kadın üyeler olarak yer alıyor. Ancak iki kadın da Rojava halkının doğrudan oyuyla seçilmedi.
 
İnançsal dağılım yayımlanmadı
 
Renkîn Abdo, Özerk Yönetim’in denetimi dışında bulunan Efrîn’de 5 Ekim 2025’te oluşturulan seçici kuruldan 59 oy alarak Meclise girdi. Bu nedenle Renkîn Abdo’nun seçilmesi, Mayıs 2026’da Kürt siyasi oluşumların aldığı boykot kararından ayrı bir süreçte gerçekleşti. ENKS Başkanlık Kurulu üyesi Fasla Yusuf ise ENKS tarafından Hesekê’den aday gösterildi ve 24 Mayıs’ta yapılan dolaylı seçimde Meclise girdi. Şam yönetimi, Meclis üyelerinin kendi beyanlarına dayanan etnik ve inançsal dağılımını yayımlamadı. Bu nedenle Alevi, Dürzi ve Êzidî kadınların Meclisteki temsili kamuya açık bilgiler üzerinden doğrulanmadı. Anayasa çalışmalarında, komisyonlarda ve aile hukukuna ilişkin düzenlemelerde kaç kadının görev alacağı da açıklanmadı. Mevcut tablo, kadınların Meclisteki sayısal varlığının karar alma süreçlerine nasıl yansıyacağı sorusunu gündeme getirdi.
 
Suriye’de oluşturulan Meclis’in başta kadınlar olmak üzere Alevilerin, Arapların, Kürtlerin ve bütün toplulukların ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak bir yapıda olduğunu ifade eden Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Önceki Dönem Eş Başkanı Kadriye Doğan, 210 kişilik Meclis’in 70 üyesinin Şara tarafından atandığını, geri kalanının ise oluşturulan komisyon tarafından belirlendiğini hatırlattı.
 
‘Kadın temsiliyetine az yer verildi’
 
Meclis’te kadın temsiliyetine “çok az” yer verildiğine dikkat çeken Kadriye Doğan, “Özellikle Rojava bölgesinin bu meclise etkisinin olmaması açısından direnç gösterildi ve orada da bir boykotla karşılaşıldı. Bu meclis; Dürzilere, Alevilere, Kürtlere, Hristiyanlara ve diğer tüm azınlıklara uzak, Suriye toplumuna hitap etmeyen bir yapıda. Türkiye'deki gibi tek inanç ve tek ulus odaklı; Arap ve Sünni ağırlıklı bir rejim oluşturmak üzere kurulmuş bir meclis oldu” dedi.
 
‘Tektipçi bir rejim ile karşı karşıyayız’
 
“Suriye'de halkların refahı ve ortak geleceğinden ziyade, tektipçilik ve İslami yaşam kuralları üzerine geleceği örmeye çalışan bir rejim ile karşı karşıyayız” diyen Kadriye Doğan, “Colani'nin gelişi ve Esad rejiminin devrilmesinin ardından yaşanan yoğun Alevi katliamı, Kürtlerin oluşturduğu Rojava’ya yönelik tahammülsüzlük ve farklılıkların ortadan kaldırılması amacı yürütülüyor. Bu durumun Türkiye destekli olması ve Ortadoğu halklarına reva görülen bu düzenin arkasında Batılı hegemon güçleri yer alıyor. Bölge toplulukları olarak geçmişten günümüze sömürgeci anlayışın ve emperyalizmin kıskacından kurtulamadık” diye belirtti.
 
‘Kimsenin temsil edilmediği sözde Meclis’
 
Suriye'de yeni rejimin inşasında Tom Barrack gibi isimlerin müdahil olmasına dikkat çeken Kadriye Doğan, “Savaştan ve mücadeleden sonra halklar neden kendi arasında konuşup geleceğini ortaklaşa kuramıyor da dışarıdan birileri gelip monarşi veya oligarşi dayatarak ‘Demokrasi size uygun değildir’ diyebiliyor? Halkların bu yaklaşımlara karşı kendi demokrasilerini inşa edememesi acı bir durumdur. Sözde ‘Temsilciler Meclisi’ olan bu yapı, kimsenin temsil edilmediği, tek adam rejiminin ve şeriat kurallarının inşa edilmeye çalışıldığı bir meclisten öteye gidemedi” şeklinde konuştu.
 
‘Kadınların geleceğini kendi atadığı isimlerle kontrol altında tutmak istiyor’
 
Şara’nın dünya kamuoyunda meşruiyet kazanmak adına 15 kadını atamasının yanında 7 kadına Meclis’te yer verildiğini ifade eden Kadriye Doğan, “Şara için mümkün olsa kendi atadığı kadınlar dâhil hiç kadın olmasın isterdi. Zihniyetleri bu yöndedir” dedi. 210 kişilik bir parlamentoda 22 kadınla kadın temsiliyetinin mümkün olmayacağını belirten Kadriye Doğan, şöyle devam etti: “Meclis’te kadın temsiliyetine mümkün olduğunca az yer verip, onları da kendi atadığı isimlerle kontrol altında tutarak kadınların geleceği adına söz kurulması kabul edilemez.”
 
‘Bu Meclis’te kadın sorunlarının çözüleceğine inanmıyorum’
 
“Rojava'da entegrasyon süreci gündeme geldiğinde de oradaki kadın yapısının kabul edilmeyişi bunu kanıtlayan bir yerde duruyor. İslami yaşam anlayışında kadına yer açılmadığı, bu Meclis’teki pozisyonla da net bir şekilde görülmektedir. İçlerinden bazı kadınlar kadın haklarını savunmaya çalışsa bile, bu derece baskıcı ve kontrol edilebilir bir ortamda etkili olabileceklerine inanmıyorum. Bu mecliste kadın sorunlarının çözüleceğine ve kadınların kamusal alanda ortak yaşamı inşa edebilecek bir güce erişeceğini düşünmüyorum.” Alevilerin, Dürzilerin ve Kürtlerin hakkaniyetle temsil edilmediği bir Meclis’in halkların ihtiyacını karşılama niyeti taşımadığını belirten Kadriye Doğan, meşruiyetini halktan değil, ABD'den, Trump'tan, Tom Barrack'tan ve Ahmed el-Şara'nın atamalarından alan bir Meclis’in söz konusu olduğunu söyledi.
 
‘Halklar, inançlar ve kadınlar yok’
 
Suriye halklarının mevcut rejime karşı tüm halkları ve inançları kapsayan yeni bir örgütlenme modeli inşa etme görevi üstlenmesi gerektiğini belirten Kadriye Doğan, “Şara'nın kurmaya çalıştığı rejimde halklar, inançlar ve özellikle kadınlar yoktur. Bu bilinçle Suriye’deki halklar hareket etmelidir. Bu mücadelenin bölgesel bir boyutu da bulunmaktadır. Türkiye, Suriye, Irak ve İran'daki toplulukların ortak kader birliği içinde birbirini gözeterek mücadeleyi ortaklaştırması gerekir. Bölge ülkeleri birbirini etkilemektedir ve ortaklaşma olmadan çözüm üretilemez. Mevcut Meclis Suriye halklarına bir gelecek vaat etmemektedir” diye belirtti.