32 yıllık tutsaklığın ardından: Önderlik yeni yaşamın kapısını araladı

  • 09:01 6 Eylül 2026
  • Güncel
Beritan Tunç 
 
İZMİR - 32 yıllık siyasi tutsaklığın ardından tahliye edilen Aygül Kapçak, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısının yeni bir yaşamın inşası için temel çerçeveyi ortaya koyduğunu belirterek, “Önderliğimiz etrafında kenetlenmek Kürt halkının en temel, en doğal hakkıdır” dedi.
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı Barış ve Demokratik Toplum çağrısının ardından başlayan süreç, Kürtler ve Türkiye halkları için yeni bir dönemin kapısını araladı. Abdullah Öcalan’ın çağrısının ortaya koyduğu çözüm, sadece Türkiye için değil, Ortadoğu için de bir eşik olarak değerlendiriliyor. 32 yıllık siyasi tutsaklığın ardından 10 Haziran’da Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nden tahliye edilen Aygül Kapçak, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısının ortaya koyduğu yeni yaşam perspektifini değerlendirdi.
 
‘Süreçle birlikte yeniden bir umut doğdu’
 
Sürecin büyük bir tıkanmanın yaşandığı dönemde karşılandığını ifade eden Aygül Kapçak, “Bu süreci biz içeride karşıladık. Her şeyin tekrar bir savaşa evrileceği, umutsuzluğun gerçekten genel olarak hem mücadele açısından hem de Türkiye cephesinde ‘Bu gelişmeler nereye evrilir’ gibi sorularla endişeyle sorulduğu bir dönemde, büyük bir tıkanma yaşanmışken adım adım bir çözüm süreci ve yeniden bir umut doğdu. İşte ilk başta Meclis’teki görüntüler, MHP’nin, Bahçeli’nin bizim, yani DEM’e olan ilgisi ve yaklaşımı; ondan sonra yapılan çağrılar ve en son, tabii ki esas ve belirleyici olan, Önderliğin 27 Şubat çağrısı. Yani bunun üzerine tekrar vurgu yapmak gerekiyor. Esas olan çerçeve budur. Bu çerçevenin üzerine inşayı gerçekleştirmek, bu süreci örmek ve büyütmek gerekiyor. Geçen süre içerisinde de biz bunun böyle olduğunu tekrar gördük” dedi.
 
‘Kürt halkı Önderliğin 27 Şubat çağrısına sahip çıkıyor’
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısının bir deklarasyon olduğuna dikkat çeken Aygül Kapçak, çağrının her şeyi barındırdığını söyledi. Çağrının Kürt tarihini, mücadele tarihini hem de önderlik gerçeğini barındırdığını ifade eden Aygül Kapçak, “Önemli olan onu anlamak ve onun üzerinden inşayı gerçekleştirmektir. Özellikle 27 Şubat çağrısını gerçekten anlamak gerekiyor. Çünkü bugünlerde bu sürecin karşısında bilinçli bir şekilde geliştirilen bir antikampanya, bir antipropaganda ve buna dayalı bir yaklaşım söz konusudur. Tam tersine, biz bunun iyi anlaşılmasını istiyoruz. Bunlar da mücadeleye karşı bilinçli bir şekilde geliştiriliyor. Tek başlarına değiller. Biliyoruz. Yani Kürtlüğün ve mücadelenin karşısında olan kişiler kimlerse, bundan gerçekten kimler nemalanıyor ve faydalanıyorsa, bunlar da onlarla o şekilde hareket edenlerdir. Ama bilmeliler ki Kürt halkı bilinçlidir. Kürt halkı artık gerçek anlamda pragmatist olarak değil; tarihsel, değersel ve toplumsal olarak çıkarlarının nerede olduğunu çok iyi biliyor. Ona göre de kendisini yeniden inşa ediyor. O yüzden de Önderliğin 27 Şubat çağrısına sonuna kadar sahip çıkıyor, çıkacak da” sözlerini kullandı.
 
‘Değerlerimize sahip çıkacağız’
 
Kürdistan ve Türkiye’de Kürt özgürlük mücadelesinde yaşamını yitiren isimlerin açıklanmasına değinen Aygül Kapçak, “Özgürlük hareketinin, mücadelenin değerlerini; ölümsüzleşen fedailerini, şehitlerini açıklama durumu oldu. Yani bu süreçte bunlarla birlikte bir yükselişin, bir inşanın gerçekleşmesi çok anlamlıdır ve olması gerekendir. Hepimizin yolu onların yoludur. Çünkü bizimki bir özgürlük mücadelesidir. Bu durumda olmayı biz istemezdik. Halkımız da böyle olmak istemezdi ama bizim coğrafyamızın kaderi budur. Coğrafyamızın kaderinde, kendi halkımızın tarih boyunca karşı karşıya kaldığı durum; kendi kimliğine karşı sürekli bir savunma içerisinde olup sürekli bir varlık mücadelesi verme gerçekliğidir. O nedenle biz tabii ki değerlerimize sahip çıkacağız. Biz ölmeyi, öldürmeyi ya da sürekli şehadet mertebesinde bir yaşamı arzulayan bir halk gerçekliği değiliz. Ama karşımıza koyan, önümüze koyan bu gerçekliktir. Biz de bu gerçekliğe sonuna kadar sahip çıkacağız. Halk, kendi evlatlarına Van’da, Mardin’de, Dersim’de veya metropollerde her yerde sahip çıktı. Bu, bir halkın gerçekliğidir; bir halkın hakikatidir. Bu anlamda çok değerlidir” diye konuştu.
 
‘27 Şubat çağrısının her cümlesinde yeni bir anlam var’
 
Verilen mücadelenin yüz yıllık bir döngüsünün olduğunu kaydeden Aygül Kapçak, ikinci yüzyıllık döngünün başında her şeyin inşa edilerek, anlayarak ortaya çıkarılacağını söyledi. Mücadele değerlerinin anlatılması ve kavratılması gerektiğini dile getiren Aygül Kapçak, “Anlayan herkesin, yaşamın önüne geldiğinde ne büyük bir tarih yaratıldığını, ne büyük bir yaşam yaratıldığını görecek. Anlamayanlarsa yine küçük kalacak, yine gerçekten çorak ve susuz kalacaklardır. Bizim işimiz sonuna kadar anlatmaktır. Sonuna kadar anlatacağız, sonuna kadar kavratacağız. Çünkü inşa etmek, yaşam var etmek iddiasındayız, inancındayız. Bunları yaratan, bunları görünür kılan süreçtir. Önderliğin 27 Şubat çağrısının tek bir sayfa olmasına rağmen her bir cümlesinde çok geniş anlamlar vardır. Mesela ‘kültür’ deniyor 27 Şubat çağrısında. ‘Her halk kendi kimliğiyle yaşamalıdır’ diyor Önderlik. Kimlik nedir? Alevilik, kadın olmak, çevreyi sevmek, doğayı sevmek, halklarla eşit bir şekilde yaşamaktır. Tek bir kelimede, tek bir cümlede bütün anlamlar mevcuttur. Anlamak isteyen, görmek isteyen bunu çok geniş bir şekilde görebilir. Çok talepkâr bir şekilde devletten bunları istemek, ‘Bunlar niye yok’ demek; sürece gerçekçi, doğru ve dürüst yaklaşmamak demektir. 27 Şubat çağrısında ‘kimlikler olmalıdır’ denildiğinde, bu kelimenin bile bütün kapsayıcılığı içerdiğini görebilir herkes. Süreç bunları görünür kıldı” sözlerine yer verdi.
 
‘Önderlik adım atarak hareketin önünü açtı’
 
Sürecin gerçekçi, heyecan verici; yaşamı yaratan, açan bir mecrada ilerlediğini ifade eden Aygül Kapçak, gerçekliğin, hakikatin her yerde olduğunu belirtti. Aygül Kapçak, “Herkes bulunduğu kendi sosyolojisinde, kendi yaşam alanında gerçekleştirmeye, yürütmeye çalıştıkça bu gerçeklik, bu hakikat ortaya çıkar. Biz de sadece kendimiz için demiyoruz. Bütün halklarla, bütün renklerle, kadınla, kadının özgürlüğüyle ve toplumun özgürlüğüyle mümkün olur diyoruz. Süreci adım adım ilerletmek gerekiyor. Acaba ne olur diye sormak yerine, bu sürecin nasıl geliştirileceğine ve nasıl büyütüleceğine bakmak gerekiyor. Zaten bin kilometrelik yol bir adımla başlar. Bir seferde her şey olmaz. Bir adım atılır, sonrasında o adım için emek verilir, uğraş verilir, efor sarf edilir ve sonra ikinci adıma geçilir. Ama endişelerimiz de vardı. Daha önceki süreçler gibi olur mu? Yine bu süreç boşa çıkarılır mı? Yine bir yere kadar götürülür, ‘Yapacağız, yapacağız’ denilir mi? Yine her şey Kürtlerden, Kürt hareketinden, yani PKK’den mi beklenecek? Bu noktalarda endişelerimiz oldu. Ama önemli olan o adımı atmaktır. Ve bu adım atıldı. Bir hareket olarak Önderlik bu adımı attı, hareketin önünü açtı” dedi.
 
‘Önderliğin fiziki özgürlüğü gerçekleşmeli’
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması gerektiğini belirten Aygül Kapçak şunları söyledi: “Önderlik zaten defalarca söylüyor: ‘Benim özgürlüğüm, fiziki olarak dışarıya çıkıp çıkmamam hiçbir şeyi ifade etmiyor. Asıl önemli olan, bu koşullarda ortaya çıkıp inşa etmeye çalıştığım yaşam gerçekliğidir.’ Özgür, Türküyle, Kürdüyle bir yaşamı ortaya çıkarmak. Bunu Türk de hak ediyor, Kürt de hak ediyor ve bütün halklar hak ediyor. Önderlik, dışarıya fiziki olarak ulaşması için de bütün kanallarının açılmasını her defasında ifade ediyor. Dışarıya ulaşmazsa, basına, topluma, halklara bir şekilde ulaşmazsa kendi fikirlerini, kendi düşüncelerini nasıl gerçekleştirecek? Bu da çok haklı bir talep. Tabii ki Kürt halkı da, bizler de Önderliğimizi fiziki olarak özgür görmek istiyoruz. Bu, bizim bu mücadelenin esas şeylerinden biridir. Kendi Önderliğimizi, özgürlüğümüz etrafında kenetlendiğimiz o güneşin üstümüzde pırıl pırıl, hiçbir engel ve gölge olmadan parlamasını istemek de Kürt halkının en temel, en doğal hakkıdır.”
 
‘Pratik politikaya geçilmelidir’
 
Aygül Kapçak, komünlerin oluşmasının öneminden söz ederek şunları belirtti: “‘Kürt halkı bulunduğu her yerde komünler oluşturmalı’ diyor Önderlik. Bu da ahlaki-politik noktada toplumsal olarak kendini oluşturmanın yoludur. Bunun için de ‘Pratik politika yapın’ diyor. Pratik politika bizim önümüzü açar. Daha esnek düşünmemizi, daha gerçekçi ve daha çağa göre düşünmemizi sağlar. Çünkü Orta Doğu bugün savaş yumağı, kaynayan bir kazan. Böyle bir savaş coğrafyasında ve odak da Kürdistan’dır, Kürtlerdir. Böyle bir coğrafyada, bu kadar yoğun bir savaşın içerisinde Kürtleri gerçekten hakikatiyle buluşturacak olan pratik politikadır. Kürt halkı bunu kavrayacak yetenektedir. Deneyim ve tecrübeye sahiptir. Tarihsel olarak bu kültüre sahiptir. Savaşsa savaş demiştir Kürtler; barışsa en büyük barışları ve antlaşmaları kendi coğrafyasında yapmıştır. Kürtler hem tarihsel olarak hem de günümüzde bu deneyime, tecrübeye ve yetkinliğe sahiptir. Pratik politika konusunda da günümüzün savaş cenderesindeki dayatmalarına karşı bir çıkış bulacaklar. O noktada kendilerini yeniden inşa edecekler. Bütün arkadaşlara özgürlük, Önderliğimize özgürlük.”